Opr. Dr. Erol BAYRAKTAR - Kadın Hastalıkları, Gebelik, Doğum, Tüp Bebek , Kısırlık, Aşılama, Laparoskopi, Histereskopi, Genital estetik, Siğil, Labioplasti, Vajinismus

Yumurtalık (Over) Hastalıkları

Endometrioma, Yumurtalık kistleri, Dermoit kist (matur kistik teratom), over kisti rüptürü, over kist torsiyonu, (yumurtalık kisti dönmesi), postmenapozal kistler, yumurtalık kanserleri, polikistik over sendromu,inmemiş over, ektopik over, epitelyal ve germ hücreli tümörler, diğer yumurtalık tümörleri.
YUMURTALIK KİSTİ (OVER KİSTİ): Yumurtalık kistleri (over kistleri) küçük içi sıvı dolu yapılardır. Boyutları bir kaç santimetreden 30-40 santimetreye kadar değişebilmektedir.
Kasıklarda ağrı, ilişki sırasında ağrı, adet zamanlarında ağrı gibi şikayetlerin yanı sıra rüptüre olursa (patlarsa) ve torsiyone olursa (burkulursa) şiddetli karın ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma gibi şikayetlere de neden olabilirler.
YUMURTALIK (OVER) KİSTİ BELİRTİLERİ : Kadınlarda yumurtalık (over) kistleri sağ veya sol yumurtalıkta bazen iki tarafta birden olabilen içi su dolu kesecikler şeklinde çeşitli boyutlarda oluşumlardır. Boyutları 2-3 cm'den 20-30 cm'ye kadar değişebilir, hatta daha büyüklerine de nadiren rastlanır. Yumurtalık kistlerinin çok farklı çeşitleri bulunur, kistin çeşidi, büyüklüğü, hormon salgısı yapıp yapmadığı, yırtılma veya burkulma olup olmaması gibi durumlar kistin yaratabileceği belirtileri şikayetleri belirler.
Yumurtalık kisti bulunan hastaların bir çoğunda hiçbir şikayet bulunmaz ve muayene, ultrasonografi sırasında tesadüfen kist saptanır. Yine hastaların birçoğunda sadece kasık ağrısı şikayeti bulunur. Ağrı kistin bulunduğu tarafa göre sağ veya sol kasıkta olabilir. Nadiren bazı hastalarda kist ve ağrı zıt taraflarda olabilmektedir veya tek tarafta kist olduğu halde ağrı hem sağ hem sol kasıkta bulunabilir. Yumurtalık kistlerine bağlı kasık ağrısı genellikle çok şiddetli değildir, özellikle oturmak, dizleri karna çekmek gibi karın içerisini sıkıştıran hareketlerde ağrı birden hissedilir. Ancak kistte rüptür (yırtılma, patlama) veya torsiyon (burkulma, dönme) meydana gelirse bu durumda aniden başlayan şiddetli kasık ve karın ağrısı, bulantı, kusma, göz kararması, bayılma gibi şikayetler meydana gelebilir.
Yumurtalık kistlerine bağlı daha nadir görülen şikayetler arasında adet gecikmesi, adet görememe, adet düzensizliği, ilişki sırasında ağrı, adet döneminde ağrı, karında ve kasıklarda dolgunluk, şişlik hissi, karında ele gelen kitle hissi, sık idrara çıkma, kabızlık gibi şikayetler sayılabilir. Adet ile ilgili problemler kistin hormon salgılamasına bağlı gelişebilir. Özellikle 10 cm'den büyük kistlerde karında şişlik, ele bir kitle gelmesi gibi belirtiler hastanın dikkatini çekebilir. Büyük bir kist idrar torbasına ve barsaklara baskı yaparak sık idrara çıkma ve kabızlık gibi şikayetlere neden olabilir. Şunu belirtmek gerekir ki yumurtalık (over) kistlerine bağlı belirti ve şikayetler başka bir çok hastalıkta da görülebilecek belirtilerdir. Yumurtalık kistlerine özel bir belirti yoktur. Yukarıda anlatılan kasık ağrısı, adet düzensizliği, ilişki veya adet döneminde ağrı gibi şikayetlere sebep olabilecek yüzlerce hastalık vardır ve yumurtalık kistlerinin çok büyük bir bölümünde hiçbir belirti, şikayet meydana gelmez, muayene sırasında tesadüfen saptanırlar.
YUMURTALIK (OVER) KİSTİ TEDAVİSİ : Yumurtalık (over) kistlerinin bir çoğu ilaç tedavisi veya ameliyat yapılmadan kendiliğinden birkaç ay içerisinde kaybolur. Ancak bazı kistlerde ilaç tedavisi veya ameliyat tedavisi gerekebilir. Bu noktada kistin kendiliğinden kaybolmasını takip etmek için beklemek veya ilaç tedavisi vermek veya ameliyat kararı vermek bazı faktörlere göre belirlenir, bu faktörler kistin boyutu, kistin görüntüsü, kan tahlilinde belirlenen ca-125 ve diğer tümör markerları, hastanın hikayesi, hastanın yaşı ve hastanın şikayetleri gibi faktörlerdir.
Genel olarak yumurtalık kisti 7-8 cm'den küçükse, hasta genç veya orta yaşlardaysa (menopozdan önce), kistin görüntüsünde ve kan tahlilinde ca-125 benzeri belirteçlerde kanser şüphesi yaratacak bir bulgu yoksa bu kistler en azından bir kaç ay kendiliğinden kaybolma şansı verilerek takip edilirler. Bu durumlarda hastanın kullanmasında sakınca yoksa doğum kontrol hapları da tedavi de kullanılabilecek bir seçenektir ancak ilaçsız takip etmekle doğum kontrol hapı kullanmak arasında fark saptanmamıştır. Çocuklarda ve menopozda bulunan hastalarda (50 yaşından sonra) saptanan yumurtalık kistleri hangi boyda olursa olsun, yukarıda sayılan diğer özelliklerine bakmadan genellikle ameliyat ile alınarak patolojik inceleme gerektirirler. Yumurtalık kisti aşırı ağrıya sebep oluyorsa, patlama (yırtılma, rüptür), torsiyon (burkulma, dönme) gibi şüpheler varsa bu durumda kistin boyu ve özellikleri, hastanın yaşı ve diğer özellikleri ne olursa olsun genellikle ameliyat gerekir. Bazen rüptür durumlarında karın içerisine kanama az olur ve kendiliğinden durursa ameliyatsız takip yeterli olabilir.
Hangi kistler ameliyat gerektirir?: -8-10 cm'den büyük kistler, -Menopoz döneminde ve çocuklarda (adet görmeye başlamadan önce) saptanan kistler, -Ultrasonografide dermoid kist, endometrioma veya kötü huylu (malign) kist görüntüsü varsa, -Ultrasonografide kist içerisinde papiller çıkıntılar varsa,- Hastada asit veya başka kanser şüphesi yaratabilecek bulgu varsa,- Solid adneksial kitleler,- Tümör markerlarında (CA-125 vb.) yükselme saptanan hastalar,- Kistin takip edilmesine rağmen küçülmemesi veya büyümesi, - Şiddetli ağrı, rüptür (yırtılma), torsiyon (burkulma), karın içerisine kanama olması.
Patoloji Sonucu: Her iki ameliyat yönteminde de ameliyatta çıkarılan kist (veya yumurtalık) patolojik incelemeye gönderilir ve kistin türü, iyi-kötü huylu olduğu, kesin teşhis ancak patoloji sonucunda belirlenir.
YUMURTALIK KİSTİ ÇIKARMA AMELİYATI: Yumurtalık (over) kistleri her zaman ameliyat gerektirmezler. Burada kist çıkarma ameliyatı (kistektomi) konusundan bahsedilecektir. Kistleri çıkarma işlemine tıp dilinde kistektomi denir. Yumurtalık kistleri için yapılan ameliyatlar hem laparoskopik hem de açık ameliyat olarak yapılabilmektedir. Laparoskopi veya açık ameliyat seçilmesi kistin boyutuna ve hastanın çeşitli özelliklerine göre planlanmaktadır. Yumurtalık kistleri için yapılan ameliyatlarda her zaman kistektomi yapılmaz yani sadece kist alınmaz; bazen kist yumurtalıkla beraber (ooforektomi veya salpingoooforektomi) hatta rahimle beraber alınmaktadır. Örneğin kanser türünden bir yumurtalık kisti ameliyatında rahim de yumurtalıklarla beraber alınmaktadır. İyi huylu kistlerde de her zaman sadece kistin alınması mümkün olmayabilir kistin etrafa yaptığı yapışıklıktan dolayı veya sağlam yumurtalık dokusu izlenememesinden dolayı yumurtalık tamamen alınabilir. Kist opersyonları sonrası hasta genellikle bir gün sonra taburcu olur.
LAPAROSKOPİK (KAPALI ) YUMURTALIK KİSTİ AMELİYATI:
Yumurtalık kisti ameliyatları laparoskopi (kapalı yöntemle ameliyat) veya açık ameliyat şeklinde yapılabilir. Laparoskopide göbek deliği altında ve kasık bölgesine yakın 1 cm boyutunda delikler açılarak kist çıkarılır. Kesinin az olması nedeniyle hastanın ameliyat sonrası ağrısı az olur ve iyileşmesi daha kolay olur. Bu nedenle mümkün olan durumlarda laparoskopi tercih edilir, günümüzde yaygın olarak kullanılan yöntem laparoskopidir. Endometrioma (çikolata kisti), dermoid kist, persiste fonksiyonel kistler, over kist torsiyonu gibi durumlarda laparoskopik yöntem uygulanabilir. Ancak kistin çok büyük olması veya hastanın hamile olması, hastanın çok şişman olması, karın içerisine aşırı kanama olması gibi durumlarda laparoskopik yöntem uygulanamayabilir. Menopoz sonrası görülen over kistlerinde tümör markerları (CA-125) yüksekliği veya başka malignite lehine bulgu yoksa laparoskopik yöntem uygulanabilir.
Laparoskopik (kapalı ameliyat) yöntemle over kisti ameliyatının dezavantajı kistin malign (kötü huylu) olması durumunda karın içerisine malign hücrelerin dağılması riskidir, bu prognozu kötü etkiler. Bu nedenle malignite riski olan durumlarda laparoskopik yöntem tercih edilmez. Uniloküler ince cidarlı kistler postmenopozal hastada bile çok yüksek oranda benign olmaktadırlar, bu nedenle bu tür kistlerde mümkünse laparoskopi tercih edilir. Kistte papiller formasyon, 2 mm'den kalın septum veya solid alan görüntüleri varsa malignite riski artar bu durumda laparoskopi tercih edilmez (kaynak). Hastada asit olması, peritoneal kitle veya büyük lenf nodları olması malignite lehine diğer bulgulardır. Özetle hastada malignite şüphesi veya laparoskopi açısından diğer kontrendikasyonlar yoksa over kistinin tedavisi için (kistektomi veya ooforektomi) öncelikle laparoskopik yöntem tercih edilir.
Laparoskopik (kapalı) ameliyat sırasında malignite şüphesi, yapışıklık, kanama gibi nedenlerle işlemi açık ameliyata çevirmek gerekebilir. Bu olasılık ameliyattan önce laparoskopi uygulanacak hasta ile görüşülmelidir.

Açık veya kapalı ameliyatlarda bazı nedenlerle sadece kistin çıkarılması mümkün olmayabilir veya tercih edilmeyebilir. Bu durumlarda kist ile birlikte over (yumurtalık) dokusu tamamen çıkarılır (ooforektomi). Örneğin; İleri yaşta menopoz sonrası dönemde kistin tekrarlama riskini veya ileride malignite gibi başka hastalıklar gelişme riskini ortadan kaldırmak için, Nekroze adneksiyel torsiyon, Malignite (kötü huylu tümör), Tuboovaryan abse, Endometriozis nedeniyle bazen (definitif cerrahi), Baştan bu şekilde planlanmasa da diddi yapışıklık ve kanama gibi nedenlerle ameliyat sırasında overin tamamen alınması gerekebilir.
Kistin kendisinin çıkarılmadan sadece laparoskopik olarak aspirasyon (kist içindeki sıvının emilmesi) veya fenestrasyon (kist duvarına delik veya pencere açma) yapılması önerilmez çünkü histopatolojik inceleme mümkün olmamaktadır. Mutlaka kist kapsülünün histopatolojik inceleme amaçlı çıkarılması gerekir. Kist içeriğindeki sıvının sitolojik incelemesi malignite ekartasyonu açısından güvenilir değildir. Aspirasyon sonucunda kistin tekrarlama oranı yüksektir.
Yumurtalık tamamen alınmışsa kistin tekrarlama riski yoktur, ancak alınmayan karşı taraf yumurtalıkta yeniden bir kist oluşabilir. Ameliyatta sadece kist alınmışsa o yumurtalıkta tekrar kist oluşma riski vardır. Özellikle endometrioma (çikolata kistleri) tekrarlamaya daha yatkın kistlerdir.
Yumurtalık (over) kisti ameliyatı açık yöntemle yapılmışsa hasta genellikle hastanede ameliyattan sonra 1-2 gün yatar. Laparoskopik (kapalı yöntemle) yapılan ameliyatlarda genellikle ameliyattan sonraki gün taburcu edilir. Kapalı yöntemle ameliyatta iyileşme süreci çok daha kısa ve ağrısızdır. Kapalı yöntemde hasta birkaç gün içerisinde rahatlıkla günlük işlerini yapabilecek hale gelir, eğer çalışıyorsa 1-2 hafta içerisinde işine başlayabilir. Açık ameliyatta bu süreler iki kat daha uzun olabilir.
Yumurtalık kisti ameliyatı nasıl yapılır?: Açık yapılan yumurtalık (over kisti) ameliyatlarında sıklıkla kullanılan karın kesisi aynı sezaryen ameliyatlarında uygulanan pubik tüylerin üzerinden yanlamasına yapılan yaklaşık 8-10 cm uzunluğunda kesidir (pfannenstiel kesi). Nadiren kistin çok büyük olması nedeniyle veya başka nedenlerle karın ortasından dikine yapılan kesi ile ameliyat gerçekleştirilebilir, bu durumda pubik tüylerden göbeğe doğru orta hatta yaklaşık 10 cm kesi yapılır. Kapalı (laparoskopik) yöntemle yapılan yumurtalık kisti ameliyatlarında göbekten ve kasık bölgelerinden açılan yaklaşık 1 cm'lik delikler vasıtasıyla ameliyat yapılır, karında büyük bir kesi veya ameliyat izi olmaz. Açık ve kapalı yöntemde ameliyat süreleri benzerdir, ortalama 1 saat kadar sürer ancak yarım saat ile 2-3 saat arasında değişiklik gösterebilir ameliyat süresi. Kistin büyüklüğü, türü, karın içerisindeki yapışıklıklar ve varsa ek sorunlar, hastanın kilosu gibi birçok faktör ameliyat süresini etkiler.
Yumurtalık (over) kisti ameliyatından sonra hastanın ağrılarının geçtiği ve kendisini rahat hissettiği zaman cinsel ilişkiye başlamasında sakınca yoktur. Ameliyatta rahim alınmışsa bu durumda en az 1 ay cinsel ilişki yasaklanır, daha sonra doktor muayenesinde engel görülmezse yasak kaldırılır (dikişlerden dolayı). Ancak sadece kist veya yumurtalıkların alındığı durumlarda sıklıkla hasta ameliyattan birkaç hafta sonra kendini ağrısız ve rahat hissettiğinde cinsel ilişkiye başlayabilir. Kapalı veya açık ameliyatlarda cinsel ilişki açısından fark yoktur ancak kapalı ameliyatta hastanın ağrılarının çabuk geçmesi ve hızlı iyileşmesi bu süreyi kısaltır.
Yumurtalık kisti ameliyatlarından genellikle 20-30 gün sonra adet kanaması başlar ancak bu süre hastanın ameliyattan önce ne zaman adet gördüğüne göre değişebilir. Genellikle kanama önceki adetinden 1 ay sonra başlar. Ameliyat stresine bağlı olarak ilk aylarda adet düzensizliği meydana gelebilir.
Over kistlerinin çeşitli tipleri vardır: Fonksiyonel over kistleri:
Folikül kisti, korpus luteum kisti, teka lutein kisti bu gruptandır. En sık görülen fonksiyonel over kisti folikül kistidir. Teka lutein kisti gebelikte BHCG etkisi ile overlede çok sayıda kist oluşmasıdır, genellikle çift taraflıdır.
Prepubertal kız çocuklarında, adölesanlarda ve reprodüktif çağda en sık görülen over kisti fonksiyonel kistlerdir. Postmenopozal yaşlarda ise benig ve malign neoplastik kitleler daha sıktır.

Follikül kisti: Bu kistler gelişmiş follikülde yumurtlama (ovulasyon) olmaması sonucu gelişirler. Genellikle 3-5 santimetre boyutlarında olurlar. Çoğu kadında hiçbir şikayete neden olmadan bir kaç ay içerisinde kendiliğinden kaybolurlar. Bazı kadınlarda kasık ağrısına neden olabilirler. Bu kistler rüptüre olursa yani patlarlarsa mittelschmerz denen kasıkta keskin bir ağrı hissedilmesine sebep olurlar. Bu ağrı yumurtlama dönemine denk gelen zamanlarda hissedilir. Bu kistlerin boyutları ultrason takipleri ile izlenir ve kendiliğinden kaybolmaları beklenir, eğer giderek boyutları artar ve kaybolmazsa tedavi gerektirebilir.
Folikül her kadında normalde yumurtalıklarda bulunan ve yumurta hücresini içeren ufak keseciktir. Adet döneminin ortasında folikül büyüklüğü yaklaşık 2 cm'ye yaklaştığında folikül çatlar ve içerisindeki yumurta atılır yani yumurtlama (ovulasyon) olur. Folikül çatlamazsa ve daha fazla büyümeye devam ederse ufak gergin bir baloncuk şeklinde folikül kisti meydana gelir. Folikül kistleri genellikle 2-4 cm çapında kistlerdir. Bu kistler sıklıkla genç ve orta yaşlarda görülürler, yumurtlamaya bağlı oldukları için 40 yaşından sonra sık görülmezler. Folikül kisti sıklıkla sağda veya solda bulunduğu tarafta hafif bir kasık ağrısına neden olur. Hasta özellikle hareket ettiğinde veya otururken o tarafta ağrı olduğunu ifade eder. Yumurtlama günlerinden bir kaç gün sonra yapılan ultrasonografide yumurtlamanın gerçekleşmediği ve folikül kistinin mevcut olduğu izlenir. Yumurtlama olmaması nedeniyle folikül kisti adet gecikmesine ve adette geçici bir düzensizliğe neden olabilir. (Anovulatuar siklus) Folikül kistleri küçük kistler oldukları için torsiyon (burkulma, dönme) gibi bir komplikasyon beklenmez, nadiren rüptür (yırtılma, patlama) meydana gelebilir, bu durumda folikül içerisindeki sıvı karına boşaldığı için ani ve şiddetli kasık ağrısı meydana gelebilir.
Tedavi: Folikül kistleri sıklıkla bir kaç ay içerisinde kendiliğinden kaybolurlar. Bu nedenle ilaç tedavisi veya ameliyat gerektirmezler. Bazen doğum kontrol hapları tedavide kullanılır ancak şart değildir, kistin kendi kendine kaybolmasını beklemekle doğum kontrol hapı kullanılması arasında bir fark bulunmamıştır, her iki durumda da kistler aynı sürede kaybolmuştur.
Tekrarlar mı? :Folikül kistleri (ve korpus luteum) kistleri fonksiyonel yani işlevsel kistlerdir. Fonksiyonel kist denilmesi kadınların her ay normal yumurtlama fonksiyonlarına bağlı oluşabilecek kistlerdir anlamına gelir. Bu nedenle kadınların yumurtlama yaşadıkları genç ve orta yaşlarda zaman zaman oluşabilecek ve kısa zamanda kaybolabilecek zararsız kistlerdir. Kalıcı değillerdir bu nedenle genellikle problem oluşturmazlar. Kanser veya başka hastalıklarla ilgili değildir.
Korpus luteum kisti: Üreme çağındaki her kadında ovulasyon yani yumurtlama gerçekleştikten sonra yumurtalıkta korpus luteum denen yapı oluşur. Bu korpus luteum daha sonra eğer gebelik oluşmamışsa kendiliğinden kaybolur. Nadiren bu kaybolma gerçekleşmez ve korpus luteum içerisi sıvı ve kan ile dolu bir kist haline gelir. Genellikle 4-5 santimetre boyutlarında fazla şikâyete neden olmayan kistlerdir. Kendiliğinden bir kaç ayda kaybolabilirler. Takip edilmelidirler.
Korpus luteum (Corpus luteum) (Sarı Cisim): Bir adet siklusunun başlangıcında FSH hormonunun etkisiyle giderek büyüyen folikül adet döneminin ortasına yani yumurtlama zamanına gelindiğinde LH hormonunun etkisi ile çatlar ve yumurtlama gerçekleşir. İçerisindeki yumurta atıldıktan sonra folikül korpus luteum'a dönüşür. Korpus luteum "sarı cisim" anlamına gelir, sarı renkli olduğu için bu isim verilmiştir. Korpus luteumdan progesteron hormonu salgılanır. Folikül ve korpus luteumun büyümesi ile oluşan kistlere fonksiyonel kistler (işlevsel kistler) denir. Korpus luteumdan salgılanan progesteron hormonu adet döngüsünün gerçekleşmesinde veya gebelik oluşursa gebeliğin rahim içerisine yerleşmesinde önemli görevler üstlenir. Eğer yumurtlamadan sonra döllenme yani hamilelik oluşmazsa korpus luteumdan salgılanan progesteron hormonu rahim iç tabakasının (endometrium) sekretuar fazda değişmesini sağlar ve bir süre sonra korpus luteum küçülerek ürettiği progesteron hormonu azalır bunun neticesinde rahim iç tabakası dökülür, bu şekilde adet kanaması başlar. Korpus luteumun gerilemesi ile oluşan yapıya korpus albikans denir. Eğer yumurtlamadan sonra döllenme oluşmussa yani hamilelik başlamışsa korpus luteum gerilemez varlığını devam ettirir buna korpus luteum gravidarum denir ve gebeliğin rahim iç tabakasını tutunmasını sağlar, gebeliğin ilk aylarında progesteron desteğini sağlar. Gebeliğin ikinci ayından sonra korpus luteum kaybolur ve progesteron üretme görevi plasentaya geçer. Gebelik oluştuğunda plasentadan salgılanan koryonik gonadotropin hormonları korpus luteumun gerilermesini önler ve devamını sağlar. Gebeliğin ikinci ayından sonra koryonik gonadotropin hormonları (HCG) azaldığı için korpus luteum gerileyerek kaybolur.
Korpus Luteum Kisti: Korpus luteumun içerisinde sıvı birikirse kist halini alabilir, buna korpus luteum kisti denir. Bunlar büyük kistler değildir. Genellikle 3-4 cm büyüklüğünde olurlar. Genellikle 1-2 ay içerisinde kendiliğinde kaybolan problem çıkarmayan ve büyümeyen yumurtalık kistleridir. Bu kistler genellikle sağ veya sol tek yumurtalıkta görülür nadiren iki yumurtalıkta birden görülebilir. Eğer korpus luteum içerisine kanama olursa korpus hemorajikum denilen kist oluşur. Korpus luteum kistleri hafif kasık ağrısı veya ilişki sırasında kasık ağrısına neden olabilirler. Progesteron hormonu salgıladığı için adet gecikmesine veya adet düzensizliğine neden olabilir.
Tedavi: Bu kistler ultrasonografide görülerek tanınırlar. Tedavileri için herhangi bir ilaç tedavisi veya ameliyat gerekmez. Küçük kistler oldukları için bu kistlerde rüptür (yırtılma, patlama), karın içerisine kanama, torsiyon (burkulma, dönme) gibi komplikasyonlar beklenmez. Sıklıkla 1-2 ay içerisinde kendiliğinden kaybolurlar. Tekrar oluşma riski her kistte olduğu gibi bunlarda da vardır. Yumurtalık kanserine sebep olabilecek veya başka bir kanserle ilgili kistler değillerdir, tamamen selim (benign) karakterli iyi huylu kistlerdir.
Hemorajik kist:Yumurtalıklada (overde) en sık rastlanılan kistlerden birisi korpus (corpus) hemorajikum kistleridir. Bunlar yumurtlama döneminde yumurtalıklarda follikül kisti veya korpus luteum içerisine kanama olması nedeniyle oluşurlar. Korpus hemorajikum kanamalı cisim anlamına gelir. İçerisine kanama olması ile folikül kisti veya korpus luteum bir miktar büyür ve genellike 4-5 cm boyutlarında kırmızı mor renkte korpus hemorajikum kistleri meydana gelir. Bu kistler genellikle sağ veya sol tek yumurtalıkta görülür nadiren iki yumurtalıkta birden görülebilir. Özellikle hamilelik elde etmek için yumurtlama tedavisi verilen hastalarda daha sık rastlanırlar. Kanama bozukluğu ve pıhtılaşma problemi olan veya pıhtılaşmayı önleyici ilaç (halk arasında kan sulandırıcı) kullananlarda görülebilir. Kasık ağrısı veya ilişki sırasında ağrı gibi şikayetlere neden olurlar.
Tedavi: Korpus hemorajikum kistleri ultrasonografide tipik görüntüleri sayesinde genellikle kolay tanınırlar. Bu kistler genellikle 4-6 cm arasında boyutlarda kistlerdir. Genellikle hiçbir tedavi verilmeden 1-2 ay içerisinde kendiliğinden kaybolan kistlerdir. Nadiren rüptür (yırtılma, patlama) veya torsiyon (burkulma, dönme) nedeniyle karın içerisine kanama ve şiddetli ağrı neticesinde bazen ameliyata kadar gidebilecek durumlara neden olabilirler. Ameliyat karın içerisine çok kanama olan acil durumlarda açık ameliyat şeklinde yapılabileceği gibi diğer zamanlarda laparoskopik olarak da yapılması mümkündür. Ameliyatta kist alınarak kanama durdurulur, nadiren kistin bulunduğu yumurtalığın tamamen alınması gerekebilir. Tekrar oluşma riski her kistte olduğu gibi bunlarda da vardır. Yumurtalık kanserine sebep olabilecek veya başka bir kanserle ilgili kistler değillerdir, tamamen selim (benign) karakterli iyi huylu kistlerdir.
Teka lutein kisti: Gebelik sırasında yüksek HCG etkisi ile overlerde aşırı uyarılmaya bağlı multiple kistler oluşması sonucunda maydana gelir, overler genellikle büyük boyutlarda olur. Genellikle bilateraldir. Molar gebeliklerde ve çoğul gebeliklerde HCG daha yüksek olduğu için daha sık görülür. Ayrıca dışarıdan verilen overleri uyarıcı ilaçlar (ovulasyon indüksiyonu) ile de meydana gelebilir. Androjen salgılayabilir ve annede androjenik etki meydana getirebilirler. Gebelik sona erdiğinde HCG düzeyi azalmasıyle kendiliğinden kaybolur.
Gebelik luteoması: Teka lutein kisti gibi gebelik sırasında yüksek HCG etkisi ile meydana gelir ancak solidtir ve genellikle tek taraflıdır. Teka lutein kistleri gibi gebelik sona erdiğinde HCG düzeyi düştüğünde kendiliğinden kaybolur. Annede ve fetusta androjenik etki gösterebilir.
Dermoid kist (Matür kistik teratom): Genellikle genç kadınlarda yumurtalıklarda görülen kistlerden birisi olan matür (olgun) kistik teratom daha çok üreme çağlarındaki kadınlarda görülen, büyüklükleri 2-3 cm'den çok büyük 20-30 cm'ye kadar değişebilir iyi huylu (benign) kistlerdir. Bu kistler içerisinde saç, kıl, diş, tırnak, kemik, sinir gibi dokular bulundurmaları ile tipiktirlerr, içerisinde ayrıca yoğun yağlı sarı bir sıvı doludur. Nadiren içerisinde troid dokusu da bulundurabilir ve aşırı troid hormonu üretimine neden olabilir bu duruma struma ovarii denir. Bu kistler genellikle sağ veya sol tek yumurtalıkta görülür nadiren iki yumurtalıkta birden görülebilir.
Bu kistler neden saç, diş gibi dokular içerir?; Dermoid kistler germ hücrelerinden oluşan tümörlerdir. Germ hücreleri ise gebeliğin başlangıcında insandaki dokuları oluşturan hücrelerdir. Germ hücreleri gebelik ilerledikçe farklılaşarak bebeğin farklı doku ve organlarını oluştururlar. Erişkin insanda oluşan dermoid kistler bu germ hücrelerinden köken aldıkları için kist geliştikçe insandaki çeşitli dokular meydan gelir. Özellikle ektoderm kökenli deri ve ekleri, saç, kıl, diş, tırnak, kemik, kıkırdak gibi dokular sık görülür.
Dermoid kist kasık ağrısı ve ilişki sırasında ağrı gibi şikayetlere neden olabilir. Çok büyük kistler karında şişliğe neden olabilir. Dermoid kistler torsiyon (dönme, burkulma) sonucunda şiddetli ve ani ağrıya neden olabilirler. Dermoid kistlerde de diğer kistler gibi rüptür (yırtılma, patlama) görülebilir, kistin içerisinde sıvı ve diğer kıl, diş benzeri oluşumlar karın içerisine dökülebilir, şiddetli ağrı yaratır.
Tanı: Dermoid kistin tanısına genellikle ultrasonografi ile görülen şüpheli görüntü ile başlanır. Bazen tomografi veya MR sonuçlarında da farkedilebilir. Şüpheli görüntü üzerine yapılan laparoskopi ile kist içeriğinin görülmesi ve patolojik değerlendirme kesin tanıya götürür.
Tekrarlar mı? Kansere dönüşür mü?:
Bu kistler kanser değildir ancak içerisinde immatür dokular bulunursa ileride kansere dönüşme ihtimali çok az vardır. İleride kistin tekrarlama riski az da olsa (%3-4) vardır.
Tedavi ve ameliyat: Dermoid kist için ilaç tedavisi yoktur mutlaka laparoskopik veya açık ameliyat ile kistin alınması gerekir. Nadiren kist ile birlikte yumurtalığın tamamının alınması gerekebilir. Kistin içerisindeki sıvı ve diş, kıl, saç benzeri yapılar temizlenerek kistle birlikte karın dışarısına alınır ve patolojiye gönderilir. Patoloji sonucunda kistin immanür dokular içerip içermediği önemlidir.
Endometrioma (Çikolata kisti): Bu kistler rahmin kanayan tabakasının yani endometrium tabakasının yumurtalıklar üzerinde bulunması ve kistleşmesi sonucunda oluşur. İçerisi genellikle kahverengi koyu bir sıvı ile doludur bu yüzden çikolata kisti adı verilmiştir. Genellikle etraf dokulara, tüplere, barsaklara yapışık olarak izlenirler. Kötü huylu veya kanser türünden bir kist değildir. Genellikle 4-5 santimetre boyutlarındadır ancak bazen daha küçük veya 10-15 cm kadar büyük de olabilmektedir. Bu kistler genellikle sağ veya sol tek yumurtalıkta görülür nadiren iki yumurtalıkta birden görülebilir.
Endometriozise benzer şikayetler, kasık ağrısı, ilişki sırasında ağrı, infertilite (kısırlık), adet zamanı aşırı sancı burada da görülebilir. Diğer kistler gibi endometriomalar da nadiren rüptüre olabilir yani patlayabilir. Bu durumda içerisindeki sıvı karına akacağı için şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma, ateş gibi şikayetler oluşabilir.
Teşhis: Teşhiste muayene ve ultraonografi önemli yer tutar. Ultrasonografi ile endometrioma kisti genellikle tipik görüntüsünden tanınabilir. Kanda bir tümör belirteci olan CA-125 yükselebilir. Kesin tanı ameliyatla çıkarılan kist dokusunun patolojik incelenmesi ile konur.
Endometrioma Tekrarlar mı veya Kansere Dönüşebilir mi?; Endometrioma teşhisinde kulanılan CA-125 bir tümör (kanser) belirteci olduğu için bazı hastalar endometriomanın kanser veya kanser benzeri bir kist olduğunu düşünebilmektedir. Endometrioma kanser veya kanser benzeri bir kist değildir. İleride tekrarlama riski her kist gibi endometriomada da vardır ancak kansere dönüşme riski kesinlikle yoktur. Kanser benzeri bir kist değildir.
Tedavi: Endometriomaların tedavisi ameliyat ile kistin çıkarılmasıdır. Ameliyat genellikle laparoskopik (kapalı) olmakla beraber bazen açık ameliyat da yapılmaktadır. Ameliyatta bazen yumurtalık alınmadan sadece üzerindeki kist alınabilir ancak bazen bu mümkün olmaz ve kist yumurtalıkla beraber alınabilir. İleri yaşta olan kadınlarda ve çocuk istemi olmayanlarda kistin yumurtalıkla beraber alınması tercih edilebilir. Endometrioma kistleri ilaçlar ile genellikle tedavi olmazlar o yüzden ilaç tedavisi uygulanmaz. Ancak endometrioma kisti ameliyatla alındıktan sonra kistin tekrarlama riskini azaltmak için ilaç tedavisi (doğum kontrol hapları veya başka ilaçlar) uygulanmaktadır. Ameliyata ve ameliyat sonrası kullanılan ilaçlara rağmen endometrioma kistinin tekrar oluşması yüzde yüz engellenemez. Bazılarında kistler tekrar oluşabilirken bazılarında hiç tekrarlamaz.
Over kistlerinde teşhis: Teşhis muayene ve ultrason ile rahatlıkla koyulabilir. Bazı tür over kistlerinde kanda CA-125 ve benzeri tümör belirteçleri yüksek bulunabilir. Bazı kistlerde nadiren CT, MR gibi yöntemler ayırıcı tanı için gerekebilmektedir.
Ultrason bulguları: Ultrasonda kist çapının 8-10 cm'den büyük olması, multiloküle olması, solid komponenet olması, kalın cidarlı olması, internal ekojeniteler içermesi, mural nodül olması, papiller oluşum içermesi, yüzeyinin düzensiz olması, etraf dokulara yapışık olması, bilateral olması, batında eşlik eden asit olması, doppler PI değerinin 0.4'ten küçük olması, hastanın menopozda olması malignite lehine kriterlerdir.
Tedavi: Follikül ve korpus luteum kistleri gibi fonksiyonel over kistleri genellikle kendiliğinden kaybolurlar, nadiren tedavi gerektirirler. Kendiliğinden kaybolmaz veya giderek büyürlerse laparoskopik ya da açık ameliyatla tedavi gerektirebilirler. Çapı 5 cm'den küçük kistler genellikle birkaç ay içinde kendiliğindan kaybolur. Bu kistlerin küçülmesini sağlamak amacı ile doğum kontrol hapları kullanılabilir. Kendiliğinden veya doğum kontrol hapları kullanıldığında kaybolmayan kistler cerrahi olarak çıkarılır.
Çapı 5 cm'den küçük olanlar genellikle iyi huylu kistlerdir. Eğer ağrı yoksa bu kistler bir süre izlenebilir. Çapı 5 cmden büyük, diğer organlara yapışık, septalar içeren ve solid (katı) yapıdaki tümörlerin ise hiç bir bulgu vermese dahi cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir. Çapı 8 yada 10 cm'den büyük kistlere ise genellikle ameliyat önerilmektedir.
Yumurtalık kistleri gebeliği (hamileliği) engeller mi?;  Yumurtalık kistleri çoğunlukla gebeliği engellemezler. Kistler kaybolduktan sonra hatta kist varken de gebe kalmak münkündür. Ancak daha az görülen endometrioma (çikolata kisti) gebeliğe engel olabilecek bazı yapışıklık gibi problemler yaratabilir. Bu durumlarda gebelik için tedavi veya ameliyat sonrası tedavi gerekebilir.
POLİKİSTİK OVER SENDROMU (PCOS, PKOS) : Polikistik over sendromu (PCOS) (Stein-Leventhal Sendromu) genç ve orta yaş kadınlarda görülen en sık metabolik bozukluktur. İlk olarak 1935 yılında Irving Freiler Stein ve Michael Leo Leventhal tarafından tarif edilmmiştir. Poli: çok anlamındadır polikistik: çok sayıda kist içeren anlamına gelir. Polikistik over hastalarının çoğunda (hepsinde değil) yumurtalıklarda çok sayıda gelişemeyen veya yavaş gelişen yan yana dizilmiş ufak kistler izlenir. Bunlar normal yumurtalık kistleri gibi gelişim göstermediğinden yumurtlama olmaz veya nadiren olabilmektedir. Bu nedenle; Oligomenore, amenore (seyrek adet görme, adet görememe), Anovulasyon (Yumurtlama düzensizliği), Androjen hormonlarında yükseklik ve/veya buna bağlı aşırı tüylenme (hirsutismus), akne gibi bulgular, Yumurtalıklarda çok sayıda küçük yumurta kistler, Şişmanlık ile karakterize bir durm söz konusudur.
Polikistik Over Sendromu (PKO, PKOS) olan hastaların % 80’ninde ultrasonografide yumurtalıklarda büyüme, yumurtalık kapsülünde kalınlaşma ve kapsülün hemen altında birçok (10 taneden fazla) küçük kist görülür. Ancak bu görünümün olması her zaman polikistik over sendromu olduğunu göstermez, çünkü normal kadınların % 23’ünde de ultrasonografide aynı bulgulara rastlanabilir. Hastalık genellikle adet düzensizliği (daha çok seyrek adet görme şeklinde), sivilce, yağlı cilt, kıllanma, infertilite (kısırlık) ve kilo artışı gibi belirtilere yol açar.
Tanı için değişik kriterler kullanılmaktadır: Kanda erkeklik hormonlarının yükselmesi, Muayenede kıllanma, sivilce ve ciltte yağlanma gibi erkeklik hormonlarının yükselmesi ile ortaya çıkan belirtilerin varlığı, Seyrek adet görme veya seyrek yumurtlama, Şişmanlık, İnsülin direncinin artması gibi bulgular.
Polikistik over tanısı konulabilmesi için aşağıdaki 3 kriterden en az ikisinin olması gerekir (Rotterdam ESHRE, ASRM 2003):
1. Aşırı tüylenme, akne, saç dökülmesi olması veya kanda androjen (testosteron vb.) hormonlarında yükseklik saptanması.

2. Seyrek adet görme (Oligo-anovulasyon, Oligomenore).
3. Overlerde (yumurtalıklarda) ultrason ile polikistik görüntü (fazla sayıda küçük kistler) izlenmesi
Yukarıdaki üç kriterden üçünün de bulunması şart değildir. Bazı polikistik over hastalarında nadiren adetler düzenli olabilir , diğer kriterler yani aşırı tüylenme ve overlerde polikistik görünüm mevcuttur. Bazılarında da aşırı tüylenme olmayabilir, diğer kriterler vardır. Bazılarında da ultrasonda overlerde kistler görünmeyebilir, overler normal görünümdedir. Şişmanlık PCOS'ta sık görülür ancak şart değildir ve zaten 3 tanı kriteri arasında yoktur.
Polikistik over sendromu tanısındaki kriterler yıllar içerisinde araştırma ve bilimsel kanıtlara bağlı olarak değişmiştir. Ancak burada hiçbir zaman değişmeyen bir kural vardır ki: "polikistik over sendromu tanısı koyduracak sabit hiçbir belirti, bulgu yoktur; hatta bazen bir kaç bulgunun varlığında bile tanıyı kesinleştirmek mümkün olmaz." Örneğin yukarıdaki 3 kriterden ikisinin var olması polikistik over sendromu tanısı koyulması için son yıllardaki bilimsel toplantılarda kabul edilmiştir ancak bu kriterlerle tanı koymak bile bazen zor olabilir, örneğin adet görmeye başlanan ilk yıllarda seyrek ve düzensiz olması normaldir, bu hastada aynı anda ultrasonda overlerde polikistik görüntü olması iki kriterin tamamlanıp tanının kesin konulduğu anlamına gelmez her zaman. Polikistik over sendromu olmayan normal kadınların da yüzde yirmisinde overlerde ultrasonda polikistik görüntü saptanmaktadır.
PKOS'ta ultrasonda overlerin görüntüsü: Boyutu artmış, hiperekojenik stromalı ve multipl periferik küçük antral follikül kistleri izlenir Ancak bu görüntünün ultrasında izlenemesi tek başına PKOS tanısı koydurmaya yeterli değildir, normal kadınların %20 sinden fazlasında, hipotalamik-pitutuar aks disfonksiyonlarda, hiperprolaktinomalarda da aynı polikistik over görüntüsü izlenebilmektedir. Eski yıllarda tanıda kullanılan LH/FSH oranının 2'den büyük olması artık günümüzde tanı kriteri olarak kullanılmamaktadır.
Polikistik over senromu ile karışabilecek şu durumlar ayırıcı tanıda mutlaka düşünülmelidir. Cushing sendromu, Androjen salgılayan tümörler, Konjenital adrenal hiperplazi; Bu hastalıklar da aşırı androjen üretimi ve şişmanlık gibi PCOS ile benzer belirtilere neden olabilirler.
PCOS'ta laboratuvar bulguları: . LH/FSH oranı artar (3'ün üzerinde), - E1/E2 oranı artar, -Testosteron, androstenedion, DHEA-S düzeyi artar, - SHBG azalır, - IGF-BP azalır. IGF artar, -Total kolesterol, trigiliserid, LDL artar; HDL azalır,- İnsülin direnci artar, - Ovulasyon olmadığı için progeseron düzeyi düşük saptanır.
İnsülin direncini (insülin rezistansını) değerlendirmek için kullanılan laboratuvar testleri: Açlık glukoz insülin oranı, 75 gram OGTT testi, HOMA-IR testi, açlık insülin düzeyi, QUICKI test, hiperinsülinemik öglisemik klemp testi.
Ayırıcı tanı: Geç başlangıçlı konjenital adrenal hiperplazi, Hiperprolaktonemi, Hipotiroidi, Androjen salgılayan over tümörleri
Tedavi: Tedavide amaçlar diyet, egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri ile normal vücut ağırlığına gelmeyi sağlamak, androjen hormonlarının seviyesini düşürmek ve tüylenmeyi azaltmak, gebelik istemi varsa bunu sağlamaktır. Ayrıca bu hastalarda kronik anovulasyona (yumurtlama bozukluğu) bağlı endometrium (rahmin iç tabakası) sürekli östrojen hormonuna maruz kalır ve bu da endometrium kanseri riskini arttırır, tedavi amaçlarından birisi de bunu önlemektir.
Kilolu hastalarda diyet ve egzersizler sayesinde kilo kaybı ile yumurtlama fonksiyonları ve dolayısı ile adet düzeni normale dönebilmektedir, gebelik şansı artabilmektedir.
Çocuk istemeyen hastalarda en çok kullanılan tedavi seçeneklerinden birisi doğum kontrol hapları ve progesteron hormonlarıdır.
Bu hastalardaki aşırı tüylenmeyi azaltmak için yine doğum kontrol hapları, siproteron asetat, flutamid, finasterid gibi ilaçlar kullanılabilmektedir.
Bir diabet ilacı olan metformin androjen üretimini azaltmanın yanı sıra ovulasyon (yumurtlama) üzerine olumlu etkileri olması nedeniyle bu hastalarda kullanılabilmektedir. Bu yüzden özellikle çocuk istemi olan hastalarda tedaviye eklenebilmektedir.
Çocuk isteyen hastalarda yumurtlamayı uyaran ilaçlar kullanılır. Genel olarak klomifen sitratla başlanıp yanıt alınamazsa daha etkin ilaçlara geçilmektedir. Bütün tedavi yöntemleriyle hala gebelik elde edilemeyen hastalarda seçenek tüp bebek (IVF)'tir.
PCOD hastalarında cerrahi tedavi olarak eskiden ovarian wedge rezersiyon uygulanmaktaydı, günümüzde laparoskopik ovaryan drilling uygulanabilmektedir. Wedge rezersiyonda yumurtalığın (over) içerisinden kama şeklinde bir bölüm çıkarılarak alınır. Drilling operasyonunda ise yumurtalıklara 4-5 adet delikler açılır. Bunda da amaç yumurtlama düzenini sağlamak ve bu sayede gebelik şansını arttırmaktır.
HAMİLELİKTE YUMURTALIK (OVER) KİSTLERİ: Gebelikte yumuırtalık kistlerinin ortalama görülme insidansı 1000 gebelikte birdir. Gebelikte en sık tespit edilen kistler folliküler veya korpus luteum kistleridir. Bu kistlerin büyük çoğunluğu gebeliğin 14. haftasından önce kaybolur. Büyüklüğü 6 cm'den fazla olan kistler %60 oranında kaybolmadan kalırken, 6 cm'den küçük kistler %90 oranında kendiliğinden kaybolurlar.
Bu tür kistlere gebelikte rastlandığında genellikle 18. haftaya kadar beklenir çünkü 18 . gebelik haftasına kadar kistlerin çoğu kaybolur, ayrıca kaybolmayan kistler için gerekecek ameliyatın fetus ve anneye zarar verme riski bu haftalarda çok azalır. Bu haftalardan önce ameliyat daha risklidir.
Gebelikte over kistleri en sık ağrıya neden olurlar bunun dışında yumurtalığın ve kistin dönerek burkulması (torsiyon), kist içine kanama, enfeksiyon da görülebilir.
Gebelikte yumurtalık kistleri tedavisi: Gebelikte ortaya çıkan yumurtalıkla ilgili bir kitlenin tedavisi hastanın şikayetlerine, gebelik yaşına, kitlenin boyut ve özelliklerine bağlıdır. Erken gebelikte tespit edilen küçük kistler (8 cm'den küçük) genellikle fonksiyoneldir ve izlenirler. Ancak torsiyon (burkulma), rüptür (patlama), hemoraji (kanama) gibi durumlar gerçekleşirse acil cerrahi girişim gerektirir. Kitleler 7-8 cm'den büyük, solid, iki taraflı veya 15-18 haftalara kadar kaybolmamışsa ameliyat yapılabilir. Ameliyat için en uygun zaman 18. hafta civarıdır. Bu haftalarda plasentanın hormonal fonksiyonunu tamamiyle korpus luteumdan devralması nedeniyle korpus luteum kistleri kaybolmaktadır. Kist kötü görünümlü ise kanser şüphesi taşıyorsa veya boyutlarındabüyüme saptanırsa 18. Haftadan önce ameliyat edilmelidir.
MENOPOZ SONRASI YUMURTALIK (OVER) KİSTLERİ : Menopoz sonrası dönemde saptanan yumurtalık kistleri genç ve orta yaşlarda saptananlardan farklı olarak öncelikle ameliyat planlanmasını gerektirirler. Menopoz sonrası yaşlarda saptanan kistler nadir istisnalar dışında takip edilmezler, en kısa zamanda kesin teşhis için ameliyat yapılarak patolojik incelemeye gönderilir.
Kist boyutu5 cm den küçük ve kanda ca-125 (bir tümör belirtecidir) seviyesi normal olan hastalar kısa bir süre kistin kaybolması için izlenebilir. İzlemde kist küçülmüyor veya ca-125 artıyorsa ameliyat düşünülür.
Kist her iki yumurtalıkta birden varsa yada takiplerde büyüme görülüyorsa, kistin özelliklerinde değişiklikler saptanırsa (internal ekolar, solid alanlar, papiller oluşumlar vb.) karın içinde sıvı oluşumu varsa veya ailede meme ve yumurtalık kanseri öyküsü varsa direkt ameliyat planlanmaktadır.
YUMURTALIK KİSTİNİN PATLAMASI (YIRTILMASI) = OVER KİST RÜPTÜRÜ : Yumurtalık (over) kistleri büyüdükçe içlerinde bulunan sıvı da artar ve kistin gerginliği giderek artarak sonunda kist çeperinde yırtılma veya patlama diye tabir edilen durum oluşabilir buna over kist rüptürü denir.
Belirtiler: Yumurtalık kistinin patlaması her zaman çok önemli problemlere yol açmaz. Bazen küçük bir kist yırtılır ve hasta bunu hiç fark etmeyebilir ve normal hayatına devam edebilir. Bazen de yırtılan (rüptüre olan) kist bölgesinden kanama oluşabilir. Bu kanama bazen bir süre sonra kendiliğinden durabilir ve bir probleme yol açmaz fakat bazen bu kanama durmaz ve karın içerisine aşırı miktarda kanama olabilir ve hastada ağrı, bayılma, göz kararması, şok gibi hayatı tehdit edecek derecelere kadar durum ilerleyebilir, acil ameliyat gerekebilir. Bu nedenle özellikle yumurtalık kistinin olduğunu bilen bir hasta ağrı, göz kararması, baygınlık hissi, baş dönmesi gibi şikayetleri başlar başlamaz acilen doktora başvurmalıdır; kist rüptüre olmuş veya burkulmuş (torsiyon) olabilir. Over kistleri bazen kendiliğinden rüptüre olurken bazen cinsel ilişki sırasında veya başka günlük aktiviteler sırasında rüptüre olurlar ve hasta şiddetli kasık veya karın ağrısı hisseder. Ağrı dışında hastanın bulantı, kusma gibi şikayetleri olabilir. Kist karın içerisine fazla kanama yaparsa halsizlilk, baş dönmesi, göz kararması, bayılma gibi şikayetler de eklenebilir. Bazen kist rüptürü olmasına rağmen karın içerisine kanama olmaz sadece kist içerisindeki sıvı akar veya kanama olsa da kısa sürede kendiliğinden durur ve hasta ağrı veya başka bir şikayet hissetmez.
Tanı: Over kist rüptüründe tanı muayene ve ultrasonografi ile genellikle kolayca konur. Ultrasonla patlamış olan kist ve etrafına akan sıvı veya kanlar görülebilir. Aşırı kanama olan durumlarda hastanın tansiyonu ve kan değerleri düşük olarak ölçülür. Karın ağrısı yapabilecek diğer hastalıklarla ayırıcı tanısının yapılması önemlidir.
Tedavi:
Tedavide bazen sadece izlem ve hastaya destek tedavisi yeterlidir. Kiste bağlı ağrı veya kanama kendiliğinden kısa sürede geçecek ve hasta normal haline dönecektir. Fakat bazı durumlarda kistin patlaması karın içerisine aşırı kanamaya sebep olur ve kanama durmaz veya hastayı şoka sokacak kadar kötü duruma ilerletirse bu durumda destek tedavisi ve acilen kanamayı durdurmak için ameliyat gerekebilir. Ameliyatta kistin kanayan bölgesindeki kanamanın durdurulması genellikle mümkündür. Bazen kist bulunan yumurtalığın tamamen alınması da gerekebilmektedir. Ameliyat laparoskopik veya açık ameliyat şeklinde olabilmektedir.
OVER KİST TORSİYONU (YUMURTALIĞIN KENDİ ETRAFINDA DÖNMESİ): Yumurtalıklar (overler) rahmin her iki tarafında bağlarla rahime ve karın yan duvarına tutunan organlardır. Yumurtalığın kendi etrafında dönmesi yani burkulması (boğulma) olayına over torsiyonu denir. Yumurtalık kendi etrafında döndüğüne tutunduğu bağlar da döner ve burkulur, bunun sonucunda bu bağların içerisinde bulunan kan damarları tıkanır veya kan akımı güçleşir. Genellikle tek overde olur.
Nedenleri: Over torsiyonu tamamen normal bir overde olabilir fakat bazen overde bulunan bir kist veya tümör (dermoid tümör) bu torsiyona eğilim yaratabilir. (Torsiyone over kisti), Yumurtalık ile rahim arasında uzanan bağın uzun olması da torsiyona eğilim yaratabilir, Gebelik sırasında vücutta bulunan bağların, dokuların gevşekliği ve elastikiyeti arttığı için over torsiyonu daha kolay gerçekleşebilir, İnfertilite (kısırlık) tedavisi görenlerde de yumurtalıkların aşırı büyümesine veya üzerinde oluşan kistlere bağlı olarak over torsiyonu riski artar, Doğuştan tüplerin uzun ve büyük olması erken yaşlarda over torsiyonu gelişmesine sebep olabilir.
Belirtiler: Over torsiyonunda karnın alt tarafında ve kasık bölgesinde ani başlayan hassasiyet ve çeşitli derecelerde ağrı gelişir. Ağrı bazen hafif, bazen çok şiddetli olabilir. Ağrı şikâyetine bulantı ve kusma da eşlik edebilir. Ateş olabilir. Ağrı hareketle artış gösterebilir. Bazı durumlarda tam bir torsiyon olmaz. Yumurtalık hafifçe kendi etrafında döner ancak daha sonra kendiliğinden eski durumunu alır. Böyle bir durumda zaman zaman gelen ve kendiliğinden geçen çok şiddetli karın ağrısı görülür. Bu parsiyel torsiyone over durumudur.
Tanı: Over torsiyonunda tanıda muayeneden sonra ultrasonografi en faydalı araçtır. Ultrasonografide normalden büyük bir yumurtalık veya bu yumurtalık üzerinde bazen bir kist görülebilir. Doppler ultrasonografi torsiyone olmuş overe kan akımında azalma veya tamamen kesilme olduğunu gösterebilir. Tomografi ile büyümüş bir over veya kitle görülebilir.Over torsiyonun kesin tanısı laparoskopi ile direkt gözlenerek konur.
Komplikasyonları: Enfeksiyon, Peritonit, Sepsis, İç genital organlarda yapışıklıklar, Kronik kasık ağrısı. İnfertilite (kısırlık) nadiren de olsa meydana gelebilir.
Tedavi: Over tosiyonunun tedavisi cerrahidir. Ne kadar erken tanı ve tedavi edilirse o kadar iyidir. Çünkü zaman geçtikçe torsiyone olmuş overe kan gitmemesinden dolayı o overde nekroz yani doku ölümü artar hatta over tamamen alınması gerekecek kadar kötü duruma gelebilir.
Eğer ameliyattaki görüntü kısa süre önce torsiyone olmuş ve fazla nekroz gerçekleşmemis bir overi düşündürüyorsa over alınmadan sadece döndürülerek eski haline getirilebilir ve tekrar dönmemesi için etraftaki dokulara dikilebilir. Fakat bunlar ileride tekrar torsiyon olmayacağını garanti edemez, tekrar torsiyon gelişebilir.
Fazla nekroz (doku yıkımı) gelişmiş izlenimi veren, büyük, şişmiş, ödemli görünen overler ameliyatta tekrar alınmak zorundadır (salpingo-ooferektomi) Tek yumurtalığı alınan bir kadında kalan tek yumurtalığın üreteceği hormon daha az olacağı için her zaman olmasa da bazen erken menopoz gelişebilir veya infertilite (kısırlık) gelişebilir.