Kanserler

VULVA KANSERİ

Vulva kanseri, klitoris ve labia’yı da içeren vajen girişini çevreleyen derinin kanseridir. Vulva kanseri yaygın değildir. Serviks kanseri(rahim ağzı kanseri) riskini de artıran insan siğil virüsü (HPV) maalesef vulva kanser riskini de artırmaktadır. Vulva kanseri tedavi edilebilir ancak diğer bütün kanserlerde olduğu gibi en etkin tedavi kanser yayılmadan erkenden tesbit edilip başlanırsa elde edilir. Sıklıkla karşılaşılan semptomlar kaşıntı, vulvada kitle, kanama, ciltte renk değişikliği ve ağrı olabilir. Daha çok 60 yaş üstünde ortaya çıkar ve semptomlar hastaların çoğunda tanıdan önceki 12 aydan fazla bulunuyor olabilir. Genellikle geç tanı alırlar. Risk faktörleri arasında diğer üreme organlarına ait premalign lezyonlar, sigara kullanımı, cinsel aktivite, genital kondilom (HPV enfeksiyonu), vulvar intraepitelyal neoplazi, obezite, diabet, hipertansiyon ve düşük sosyoekonomik düzey sayılabilir.

Vulva kanserinin tanısı biyopsi ile konur.

Tedavi olgudan olguya farklılık göstermekle birlikte vulva kanserinde tedavi asıl olarak cerrahi ve radyoterapidir. Özellikle erken evrelerde cerrahi tedavi tercih edilir. Vulva kanseri radyoterapiye oldukça duyarlıdır. Radyoterapi vulva kanserli olgularda cerrahi öncesi lezyonu küçültmek, lokal nüksü ve operasyon sonrası nüksleri önlemek amacıyla kullanılmaktadır. Vulva kanserinde erken evrelerde kemoterapinin yeri yoktur. Daha çok ileri evrelerde kontrol edilemeyen olgularda radyoterapinin etkinliğini artırmak amacıyla kullanılmaktadır.Hastalığın prognozunu etkileyen en önemli faktör evre ve lenf nodu tutulumudur.Evre1’de 5 yıllık sağ kalım %90’lara ulaşırken Evre4’te bu oran %18’dir.Tümörün büyüklüğü, yayılım derinliği, lenf nodu tutulumu, çevre organlara yayılım, uzak organlara metastaz, hücresel tip, yerleşim yeri, hastanın yaşı, birçok bölgede birbirinden bağımsız lezyonların bulunması prognozu etkileyen diğer faktörlerdir.

VAJEN (VAGİNA) KANSERİ

Primer vajen kanserleri çok nadır görülen malignetelerdir. % 80-90 nı rektum, mesane serviks ve vulva gibi komşu organlardan yayılarak gelir. Kadın üreme sisteminden kaynaklanan kanserlerin %1-2'i vajen (vagina) kanseridir. Ortalama olarak 45-65 yaş arası kadınlarda rastlanmaktadır. Tamamına yakını vajina yüzeyini döşeyen çok katlı epitelinden gelişen "squamoz tip kanser" dir. Cinsel geçişli hastalıklardan "Human Papilloma Virusu (HPV)" enfeksiyonunun bu kansere neden olduğu düşünülmektedir.

Vajen Kanserlerinde Ne Tür Şikayetler Olur?

Vagina mukozasında gelişen kanser travmaya hassastır. Bu özelliği ile özellikle ilişki sırasında ve sonrasında kanamaya neden olur. Ayrıca idrar torbasına ve kalın bağırsağa yakınlığı nedeni ile bu organlarla ilgili yakınmalar olabilir. Şikayet olarak idrar yaparken yanma, kanama ve ağrı ile dışkılama sırasında ağrı ve kanama olabilir. Vajina Kanserlerinde Tanı Jinekolojik muayene sırasında vagina duvarında kanamalı erozyone veya tümoral bir alan görülür. Bu bölgeden alınan biyopsinin incelenmesi ile tanı kesinleşir. Ayrıca öncelikle servikal kanser taraması olan smear testi vaginal kanserlerin erken tanınmasında da faydalıdır.

Patoloji , Davranış ve Yayılım

Primer vajen kanserlerinde histopatolojik tanı %85-90 skuamöz hücreli karsinomdur. Adenokarsinom, sarkom ve melanoma da görülebilen diğer histopatolojik tiplerdir. Kanser, daha çok komşuluk yolu ve lenfatiklerle yayılır. Nadiren de olsa hematojen yol ile uzak organ metastazları görülebilir.

Vajina Kanserlerinde Tedavi

Vajinal kanserlerin tedavisi, kanserin vagendeki yerleşim bölgesine ve kanserin büyüklüğüne bağlıdır. Kanser vaginanın tepesinde rahim ağzına yakın yerleşmişse cerrahi olarak rahim ve vagenin 1/3'lük üst kısmı çıkartılır. Bu işleme alt karın bölgesi lenf bezlerinin çıkartılması da eklenir. Cerrahi sonrası radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanır.Kanser vagenin orta bölümüne yerleşmişse cerrahi uygulanmaz, sadece radyoterapi uygulanır. Kanser vagenin girişine yani alt 1/3'lük kısma yerleşmişse, dış vagina ile birlikte vagenin alt 1/3'lük kısmı cerrahi olarak çıkartılır. Bu tedaviye radyoterapi de eklenir. Vagina kanserinin tedavisi sonrasında ortaya çıkan cinsel ilişki problemleri rekonstrüktif cerrahi metodları ile çözülebilmektedir.

RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ

Rahim ve yumurtalık kanserinden sonra en yaygın 3. jinekolojik kanser türü olan rahim ağzı kanseri en çok 35-44 yaş arası kadınlarda görülmektedir (%24.9). Bu yaş aralığını sırasıyla 45-54 yaş (%24.2), 55-64 yaş (%17.6) ve 65-74 yaş (%10.7) takip etmektedir. 35 yaş öncesinde görülen rahim ağzı kanseri tüm rahim ağzı kanseri vakalarının %13.8’ini oluşturmaktadır.

Rahim ağzı (serviks), rahim ile vajina arasında bulunur. Rahim ağzı kanserinin (serviks kanseri) sıklığı smear tarama programları sayesinde özellikle gelişmiş ülkelerde azalmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde nispeten daha sık görülmektedir. Bu nedenle rahim ağzı kanserinden korunmanın en etkili yolu düzenli smear testi yaptırmak ve aşağıda sıralanan risk faktörlerinden kaçınmaktır. Smear testi ve tarama programları sayesinde gelişmiş ülkelerde serviks kanseri yaklaşık yüzde 75 oranında azalmıştır. Dünyada serviks kanserlerinin yüzde 85'i gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Ayrıca son yıllarda uygulanan HPV aşısı (rahim ağzı kanser aşısı) sayesinde serviks kanserinden yüksek oranda koruma sağlamak mümkün olacaktır. Rahim ağzı (serviks) kanseri ile rahim kanseri (endometrium kanseri) karıştırılmamalıdır, ikisi çok farklı tür kanserlerdir.

Serviks kanseri ve HPV ilişkisi: HPV virüs enfeksiyonu serviks kanseri gelişmesinde en önemli risk faktörüdür. Serviks kanserlerinin neredeyse tamamında HPV virüsüne rastlanmaktadı (%99.7). Dünyada bir enfeksiyon ajanla en yüksek oranda ilişkisi olan kanser serviks kanseridir. Bu nedenle HPV enfeksiyonu riskini arttıran faktörlerden kaçınmak gerekir.  HPV enfeksiyonuna kadınlarda çok yaygın rastlanılır, toplumda yaklaşık yüz kadından 10'unda mevcuttur, ancak bu enfeksiyonlar büyük oranda (%80-90) hiçbir hastalık oluşturmadan kendiliğinden kaybolur. Kaybolmayıp devam eden enfeksiyonların çok az bir kısmı da ileri de serviks kanseri oluşmasına neden olabilir. HPV enfeksiyonu ile serviks kanseri arasındaki latent period yaklaşık 20-25 yıldır.

Risk faktörleri:

- Erken yaşta başlayan cinsel ilişki

- Çok sayıda cinsel partner

- Cinsel partnerin risk faktörleri taşıması (çok sayıda cinsel partneri olması ve HPV enfeksiyonu olmsı gibi)

- CIN, VIN, VaIN hikayesi olması

- Cinsel yolla bulaşan hastalık hikayesi olması

- İlk doğumu erken yaşta yapmış olmak (20 yaş altında)

- Multiparite (3'ten fazla doğum yapmak)

- Düşük sosyoekonomik düzey

- Doğum kontrol hapı kullanmak

- Sigara

Serviks kanseri histopatolojik tipleri:

- Squamöz hücreli kanser (en sık görülür, yüzde 70)

- Adenokanser (ikinci sık tip, yüzde 25): Müsinöz adenokarsinom, endometrioid adenokarsinom, berrak hücreli adenokarsinom, villoglandüler papiller adenokarsinom

- Nöroendokrin tip serviks kanseri

- Küçük hücreli (small cell)

- Embriyonel rabdomyosarkom (Botrioid tümör)

- Leiomyosarkom

- Lenfoma

- Malign melanom

Rahim ağzı kanserinde belirtiler nelerdir?

Cinsel yolla bulaşan HPV virüsü serviks bölgesinde enfeksiyona yol açar. Enfeksiyona zamanında müdahale edilmezse veya bağışıklık sistemi enfeksiyonu temizlemekte yetersiz kalırsa virüs hücre yapısını değiştirerek kansere neden olabilir ancak bu HPV virüsü taşıyıcılarının hepsinin kanser olacağı anlamına gelmemektedir. Bazen hiçbir belirti vermeden muayene esnasın tesadüfen saptanabilir. En sık görülen belirtiler vajinal kanama, lekelenme, akıntı, cinsel ilişki sonrası kanamadır. İleri evre vakalarda bel ağrısı, sırt ağrısı, idrarda kan olması, vajenden idrar gelmesi gibi belirtiler olabilir.

Tanı: Tanı en sık olarak mauyene sırasında rahim ağzından alınan biyopsi (parça alınması) neticesinde patolojik inceleme ile konur. Bazen konizasyon, LEEP veya histerektomi materyalinde de serviks kanseri sonucu ile karşılaşılabilir. Kolposkopi ve biyopsi erken tanıda önemlidir. Smear testi serviks kanser tanısını net olarak koydurmaz, tarama amacıyla kullanılır ve şüpheli sonuçlar sayesinde yapılan daha ileri tetkikler neticesinde teşhis koyulabilir.

Evreleme: Ameliyat öncesinde vajinal muayene ile evre belirlenir, kllinik evreleme yapılır. Evreler 1,2,3,4 olarak belirlenir. Evre 1a1 ve Evre 1a2 tümörler mikroinvaziv tümör olarak adlandırılır.

Tedavi:

Serviks (rahim ağzı) kanserinde tedavi belirlenen evreye göre değişir. Erken evrelerde ameliyat ile tedavi uygulanırken, ileri evrelerde radyoterapi daha sık uygulanır. Bazı durumlarda cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi birlikte uygulanabilir. Ameliyat yapılan hastalarda radikal histerektomi ve lenf nodu diseksiyonu yapılır genellikle. erken evrelerde ve özellikle çocuk istemi olan hastalarda konizasyon tedavide yeterli olabilmektedir, bu durumda rahim alınmadığı için hastanın hamile kalabilmesi mümkün olmaktadır.

RAHİM KANSERİ (ENDOMETRİUM KANSERİ) 

Rahim kanseri nedir? Endometriyum kanseri  endometriyumdan (rahmin her adet döneminde dökülen iç tabakası) kaynaklanır. Endometriyum kanseri, kadın üreme sisteminde en sık görülen kanser tipidir. Endometrium rahmin iç yüzündeki boşluğu döşeyen zardır, bu nedenle endometrium kanserine halk dilinde rahim içi kanseri veya rahim iç zarı kanseri de denir. Rahim kas ve destekleyici bağ dokusundan(stroma) başlayan ve çok nadir olan Uterin sarkomlar rahim kanserlerinin diğer tiplerini oluştururlar.  Rahim kanseri ve rahim ağzı (serviks) kanseri tamamen farklı grup kanserlerdir, bu ikisi karıştırılmamalıdır. Bu iki kanser türü sebepleri, genel özellikleri, tedavileri gibi bir çok açıdan tamamen farklılık gösterirler, bu nedenle rahim kanseri ifadesi rahim ağzı kanserlerini içermez. Endometriyal kanserin en sık şikayeti menopoz sonrası kanamadır. 

 Belirtileri:

 Rahim kanserlerinin en önemli ve sık görülen belirtisi vajinal kanamadır. Köken aldığı yer nedeniyle kolayca vajinal kanamaya neden olabilmesi bu kanserlerin iyi bir özelliğidir çünkü bu sayede hastanın doktora erken başvurmasına ve genellikle erken evrede tanı almasına neden olur. Rahim kanseri genellikle menopozda olan kadınlarda görüldüğü için bu kanama hemen dikkat çeker ve hasta yıllar sonra ilk defa adet kanaması oldum şeklinde şikayetle doktora başvurur. Bunun dışında daha nadiren aşırı kilo kaybı, ağrı, akıntı gibi şikayetler de görülebilir. Hiçbir belirti olmadan muayene sırasında şüphelenildiği veya biyopsi sonrasında teşhis konulduğu da sık olur.

Risk faktörleri nelerdir?

 Aşağıdaki risk faktörlerini taşıyan kadınlarda endometrium kanseri daha sık görülür.

- 50 ile 70 yaş arası kadınlarda risk artmıştır

- Aşırı kilolu ve obez kadınlar

- İnfertilite öyküsü olanlar

- Polikistik over hastalığı (PCOS), anovulasyon veya adet düzensizliği olan kadınlar

- Hiç doğum yapmamış olmak

- Geç menopoz (menopoza 50 yaşından sonra girmek) veya menstruel siklusu erken başlamış kanlar (12 yaşından önce)

- Progesteronla karşılanmamış estrojen almak veya Meme kanseri nedeniyle tamoksifen tedavisi almak endometrium kanseri riskini arttırır

-Kompleks atipili hiperplazisi olan kadınlar

-Gebe kalmamış kadınlar, Diyabetik kadınlar ve hipertasif kadınlar

-%50 yaşından sonra kolon kanseri olan kadınlar ve genetik yatkınlığı olanlar

Teşhis:  Rahim kanserlerinin en yaygın tipi olan endometrium kanserinin kesin tanısı genellikle biyopsi (endometrial biyopsi, küretaj, rahim içerisinden parça alma) işlemi ile konur. Alınan parçanın histopatolojik olarak incelenmesi neticesinde kanser varlığı ve türü belirlenir. Muayene, ultrasonografi, tomografi veya MR gibi yöntemler kesin teşhis koydurmaz, sadece şüphe yaratabilir.

 Bazen de başka nedenlerle yapılan rahim ameliyatı (histerektomi) sonrasında patolojik incelemede rahim kanseri olduğu belirtilir.

Tedavi:  Rahim kanserlerinin (uterin kanserlerin)  türüne ve histolojik tipine göre, evresine göre ameliyat, radyoterapi, kemoterapi yöntemleri çeşitli kombinasyonlar halinde uygulanır. En sık ve genellikle ilk uygulanan tedavi yöntemi ameliyattır. Ameliyatta rahim, yumurtalık, lenf bezleri gibi dokular alınarak evreleme işlemi sıklıkla uygulanır. Ameliyat genellikle açık yöntemle uygulanır ancak bazen kapalı (laparoskopik) yöntemle veya robotik cerrahi yöntemi ile de uygulanabilmektedir. Ameliyat süresi uygulanan tekniğe ve duruma göre çok değişkenlik gösterebilir, süre genellikle 2-5 saat arasında değişir.

 Ameliyat sonrasında patolojik incelemeye göre hastalığın evresi belirlenir. Patoloji sonucunda belirlenen kanserin tipine göre ve evresine, derecesine (grade) göre ek olarak kemoterapi (KT) ve radyoterapi (RT, ışın tedavisi) verilir. Bazı tiplerde ve erken evrelerde ameliyattan sonra hiçbir ek tedavi gerekmez. Hormon tedavisi (progesteron hormonu) da endometrium kanserinde uygulanan yöntemlerden birisidir.

 Endometrium kanseri genellikle erken evrede yakalanan bir kanser türü olduğu için başarı oranı yüksektir.

Rahim kanseri ameliyatı sonrasında:  Hastalar ameliyat ve uygulanan diğer tedaviler sonrasında düzenli aralıklarla kontrole çağırılırlar. Kontroller genellikle ilk başta 3 ay aralarla başlar daha sonra seyrelerek devam eder. Kanama ameliyattan sonra ilk günlerde olabilir sonra tamamen kesilir. Uzun süre devam eden kanama ve uzun bir aradan sonra tekrar başlayan kanama mutlaka doktora başvurmayı gerektirir. Hasta genellikle ameliyattan sonra en geç bir hafta içerisinde taburcu olur. Hasta hastaneden taburcu olduktan sonra başka bir hastalık veya ek problem yoksa normal şekilde beslenebilir. Cinsel ilişki başlaması için genellikle ameliyatın üzerinden 2 ay geçmesi gerekir, doktorunuz izin vermeden cinselliğe başlamamalısınız. Rahim kanserlerinde uygulanan ameliyatlarda vajen dokusu alınmadığı için cinsellikle ilgili probleme neden olmaz. Radyoterapi (ışın tedavisi) vajinal kuruluğa neden olabilir.  Rahim ağzı kanserini önlemek için uygulanan smear testi benzeri bir tarama önleme yöntemi rahim kanserlerinde yoktur. HPV aşısı gibi bir önleyici aşı yoktur, HPV aşısı rahim kanserinden değil rahim ağzı (serviks) kanserinden koruma amaçlı uygulanır.

ENDOMETRİUM KANSERİ

 Uterin kanserler (rahim kanserleri) içerisinde en sık görülen tip endometrium kanseridir. Aynı zamanda en sık görülen jinekolojik kanserdir. Genellikle menopoz dönemindeki kadınlarda görülür, ortalama görülme yaşı 60 civarındadır. Endometrium kanserinin çeşitli histopatolojik tipleri vardır, en sık görülen tipi endometrioid adenokanserdir. Bunun dışında berrak hücreli karsinom, squamöz karsinom, müsinöz karsinom, seröz karsinom, andiferansiye karsinom gibi nadir tipler vardır.

Endometrium kanserinde evreleme (FIGO 2010):

 Evreleme cerrahi olarak yapılır.

 Evre 1A: Tümör uterin korpusta sınırlıdır, myometrial invazyon yok veya yüzde 50'den azdır.

 Evre 1B: Tümör uterin korpusta sınırlıdır, myometrial invazyon yok veya yüzde 50'den fazladır.

 Evre 2: Servikal stromal invazyon vardır, uterus dışında yayılım yoktur.

 Evre 3A: Tümör seroza ve adnekslere yayılmıştır.

 Evre 3B: Vajen veya parametrium tutulumu vardır.

 Evre 3C: Pelvik (C1) ve/veya paraaortik (C2) lenf nodu tutulumu mevcuttur.

 Evre 4A: Mesane veya barsak mukozası tutulmuştur.

 Evre 4B: İntraabdominakl organlara metastaz, inguinal lenf nodu tutulumu, uzak metastaz.

YUMURTALIK (OVER) KANSERİ :  Kadınlarda yumurtalık kanserleri jinekolojik kanserler arasında endometrium kanserinden sonra 2. sıklıkla görülür. Ana olarak 3 tip over tümörü vardır, bunlar köken aldığı hücresel kaynağa göre sınıflandırılmıştır:

- Epitelyal tümörler

- Germ hücreli tümörler

- Sex kord stromal tümörler

En sık görülen grup epitelyal over tümörleridir, bunlar daha çok menopoz dönemindeki kadınlarda görülür.

Belirtileri: Over kanserinin henüz yeni olduğu safhalarda belli belirsiz ve geçici şikayetlere neden olması nedeniyle genellikle hastalar tarafından önemsenmez. Daha ileri safhalarda tümörün büyümesi ve kalın bağırsak üstüne baskı yapması kabızlık yada ishal gibi sikayetlere yolaçar. Karın ağrısı ve şişliği, dolgunluk hissi, bulantı kusma, gaz, ve bacak ağrısı gibi diğer şikayetlerde görülür.  Karında şişlik yumurtalıkta çok büyük boyutlara erişmiş bir kitleye bağlı olabileceği gibi karında aşırı miktarda sıvı (asit) birikmesine bağlı da olabilir.

Risk faktörleri nelerdir?  Aşağıdaki risk faktörlerini taşıyan kadınlarda over kanseri daha sık görülür.

 - Erken menarş

 - Geç menopoz

 - Hiç doğum yapmamış olmak (Nulliparite)

 - İnfertilite (Kısırlık)

 - Ailesel over kanserleri (HNPC - Lynch sendromu, BRCA mutasyonu)

Teşhis: Yumurtalık kanserlerinde tanıya yardımcı yöntemler muayene, ultrason, tomografi, MR, kan tahlilleri (tümör belirteçleri, ca 125, ca 19-9, CEA, AFP, BHCG) gibi sıralanabilir. Ancak her kanserde olduğu gibi kesin tanı dokudan örnek alınarak incelenmesi neticesinde konur. Yumurtalık kanseri şüphesinde genellikle ameliyat sırasında alınan parçanın incelenmesi neticesinde kesin tanı konur. Yumurtalıkta bulunan kitlenin veya kistin incelenmesi ameliyat sırasında hızlı patolojik inceleme (frozen) şeklinde olabileceği gibi bu imkanın olmadığı hastanelerde ameliyattan sonra da gerçekleşebilir. Ameliyat sırasında frozen inceleme yapılsa bile parça mutlaka nihai kesin tanının konması için patoloji bölümüne gönderilir. Patoloji uzmanlarınca nihai kesin tanının belirlenmesi genellikle 1-2 hafta içerisinde gerçekleşir ve bu sonuca göre ameliyat dışında ek tedavi gerekiyor mu kararı verilir.

Tedavi ve ameliyat:  Yumurtalık (over) kanserlerinde hastanın ameliyat olmasına engel olan nadir durumlar dışında hemen hemen her zaman ameliyat ilk tedavi yöntemi olarak uygulanır. Ameliyatın amacı yumurtalıklardaki kitlelerin çıkarılması ve karın içerisindeki bütün dokuların gözlenerek, gerekirse bazı dokulardan ve lenf nodlarından örnek alınarak hastalığın yaygınlık derecesini belirlemektir. Yani ameliyat hastalığı hem tedavi edici hem de yaygınlığını, evresini belirleyici amaçla uygulanır. Ameliyat sonrasında alınan parçaların incelenmesi kanserin tipini, evresini belirler ve kemoterapi gibi ek tedaviler gerekip gerekmediğine karar verilir.

Ameliyat sonrasında:  Ameliyattan sonra hasta belli aralıklarla kontrollere gelir. İlk yıllarda kontroller 3 ay bir olmakla beraber daha sonrasında seyrelerek devam eder. Ameliyat sonrasında kemoterapi gereken hastalar kür sayısı tamamlanana kadar kemoterapi alırlar. Yumurtalık kanseri ameliyatından 2 ay sonra doktor muayenesinde bir sakınca yoksa cinsel ilişki başlayabilir.

Tarama ve Önleme: Over kanserlerinde bütün topluma uygulanan bir tarama ve önleme yöntemi yoktur. Rahim ağzı kanserinde olduğu gibi smear testi benzeri bir tarama yöntemi veya HPV aşısı gibi önleyici aşı yoktur. Ancak ailesel over kanserleri açısından riskli bireylerde belli aralıklarla muayene ve tümör markerları ile tarama yapılabilmektedir, hatta çok riski bazı durumlarda proflaktif ooforektemi uygulanabilmektedir.

Over kanseri histopatolojik tipleri şunlardır:

 Epitelyal over tümörleri:

 - Seröz kistadenokarsinom (En sık görülen epitelyal over kanserdir.)

 - Müsinöz kistadenokarsinom

 - Endometrioid karsinom

 - Berrak hcüreli karsinom

 - Transizyonel hücreli karsinom

 - İndiferansiye karsinom

 Germ hücreli tümörler:

 - Disgerminom (En sık görüler germ hücreli over kanseridir.)

 - İmmatür teratom

 - Yolk sac tümörü (Endodermal sinüs tümörü)

 - Embriyonel karsinom

 - Poliembriyoma

 - Koryokarsinom

 Seks kord stromal over tümörleri:

 - Granüloza hücreli tümör

 - Tekoma

 - Fibroma

 - Sertoli hücreli tümör

 - Leydig hücreli tümör

 - Jinandroblastom

 - Annuler tubululi seks kord stromal tümörler

 - Steroid hücreli tümörler

 Metastatik over tümörleri: Over tümörlerinin yaklaşık yüzde 5'i metastatiktir. Yani kanser aslında over kaynaklı değildir, başka bir organdaki kanser yumurtalığa yayılmıştır (metastaz yapmıştır).

Evreleme: Over kanserlerinde evrenin belirlenmesi cerrahi olarak yapılır. Ameliyat sırasındaki gözlem ve alınan dokuların patolojik incelenmesi hastalığın yaygınlığı hakkında bilgi verir ve evre netleşir. Buna göre kabaca evreler şu şekildedir:

 Evre 1: Kanser sadece bir veya her iki overde sınırlıdır, başka organlara yayılmamıştır.

 Evre 2: Kanser uterus, tüp veya diğer pelvik organlara yayılmıştır. Üst batına yayılma yoktur.

 Evre 3: Pelvik veya paraaortik lenf nodlarına, peritoneal yüzeylere, karaciğer yüzeyine yayılan tümöral implanlar vardır.

 Evre 4: Karın dışı organlara metastaz, parankimal metastaz vardır.

BORDERLINE OVER TÜMÖRLERİ:  Over tümörlerinin daha iyi seyirli daha az invazyon gösteren histopatolojik tipleridir. Over kanserlerine göre daha erken yaşlarda görülür, çoğu menopoz öncesi dönemdedir. Daha erken evrede tanı alırlar. Prognozları daha iyidir, Metastaztik implantlar olabilir ama daha nadirdir. Ovaryan stromal invazyon izlenmez.  En sık görülen tipi seröz borderline over tümörüdür. Müsinöz borderline over tümörü daha nadirdir. Endometrioid ve berrak hücreli borderline tümörler çok nadir görülür.  Tedavide over karsinomlarına göre daha sınırlı cerrahi uygulanır genellikle. Ameliyat sonrası kemoterapi uygulanması over kanserlerine göre çok daha nadiren gerekir.