Cinsellik ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

CİNSEL SORUNLAR: Kızlık zarı (hiymen), Labioplasti, Vajinal kuruluk, vajinoplasti (Vajen estetiği), Vajinismus, Gebelikte ve lohusalıkta cinsellik, cinsel yolla geçen hastalıklar, genital siğil (kondilom) Ağrılı cinsel ilişki (disparoni).

KIZLIK ZARI (HYMEN) NEDİR?

Bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik öneme sahip olan kızlık zarının Latince adı Hymen (himen) dir. Hymen aynı zamanda Yunan ve Roma mitolojisinde Baccus (Dionysus) ve Venüs’ün (Afrodit) oğlu olup, Gerdek gecesi kızlık zarı bu Tanrı’ya adandığından bu isimle anılmaktadır.

Kızlık zarı pek çok toplumda el değmemişliğin, saflığın, namus ve bekaretin simgesi olarak görülmüştür. Kızlık Zarı bozulmamış olan kadının cinsel ilişkiye girmediği düşünülür. Adli tıpta tecavüz, cinsel istismar ve şiddete uğrayan veya şüphelenilen kişilerin değerlendirilmesinde kızlık zarı muayenesinden faydalanır. Günümüzde kızlık zarının anatomik ya da fizyolojik değil sosyolojik bir fonksiyonu vardır.

Aşağıdaki resimde kızlık zarı (hymen) izlenmektedir.

 

 

Aşağıdaki resimlerde ise kızlık zarının farklı türleri izlenmektedir.

 

Annüler Hymen: En sık görülen hymen şeklidir. Burada kızlık zarı halka şeklinde vajna girişini kaplamaktadır. Ortasında yine halka şeklinde bir delik bulunur. Karadeniz ve arkadaşları yaptıkları araştırmada kadınların %94.7’sinde kızlık zarının annüler olduğunu göstermişlerdir. Yurtdışında yapılan çalışmlarda ise annüler kızlık zarının kadınların %60-95’inde bulunduğu saptanmıştır.      

Kresentrik Hymen: Yarımay şekinde olan kızlık zarıdır. Genelde klitorise yakın kısımlarda zar daha incedir yada hiç yoktur. Arka kısımda ise daha beligindir. Görülme sıklığı %3.5 ile %20 arasında değişmektedir. Bu tür zarlar genelde ilişki sırasında yırtılmaz.

Septalı Hymen:  Bu hymen türünde ortadaki deliğin ortasında bir köprü gibi görünen doku parçası vardır. Kadınların %1.5-5’inde hymen bu yapıdadır.  

    

Kribriform Hymen: Hymenin ortasında tek değil birden fazla delik vardır. Bu görüntü dantele benzer. Görülme sıklığı %1’den daha azdır.       

     

İmperfore hymen: (Kızlık Zarının Tam Kapalı Olması):  Kızlık zarında doğuştan herhangi bir delik olmaması durumudur. Bu durumun sonucuna kız ergenlik çağına ulaştığı halde, adet kanaması vajinadan dışarı doğru akamaz. Çünkü adet kanaması gerçekleşmekte, fakat bu kan vajina çıkışını kapayan kızlık zarı arkasında birikmektedir. Bu durum kızda ayda bir karın ve rahim bölgesinde şiddetli sancılara yol açar. bu şekilde vajina içerisinde kan birikmesine hematokolpos denir. Tedavide gecikilirse uterus (döl yatağı) da kanla dolmağa başlayacaktır. Bu duruma ise hematometra adı verilir. Tedavide kızlık zarı hekim tarafından cerrahi bir işlemle açılması gerekir.        

Mikroperfore hymen: Hymen ortasındaki delik çok küçüktür. Adet kanaması olur ancak oldukça ağrılıdır. Bir kısım hastada cerrahi müdahale ile açılması gerekir.  

Multipar hymen:  Doğum yapmış kadınlarda kızlık zarından geri kalan kısımlar karünkül olarak adlandırılır.     

         

Kızlık zarının fizyolojik olarak ne işe yaradığı tam anlaşılamamış olsa da dışarıdan mikroorganizmaların ve yabancı cisimlerin vajinaya engellediği düşünülmektedir. Hymen yani kızlık zarı çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir. Kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 cm içerisindedir. Kızlık zarı çoğunlukla ilk cinsel ilişkiyle kanar fakat bu her zaman kanama olmayabiliyor çünkü kızlık zarı aşırı esnek olanlarda veya çok silik ve zar üzerinde az sayıda damar bulunması durumunda ilk cinsel ilişkide kanama gerçekleşmeyebilir. Nadiren de ilk ilişkiyle beraber kızlık zarı ve hatta bazen vajina dokusu aşırı kanayabilir ve dikiş atmak gerekebilir. Kanama genellikle az olur ve en fazla 20-30 dakikada durur eğer bu kadar süre geçmesine rağmen durmamışsa veya çok aşırı kanama varsa jinekoloğa başvurmanız gerekmektedir. Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini tamir etmez. Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanının yaptığı muayenede kızlık zarının yırtılmış olup olmadığı, yırtılmışsa bunun eski bir yırtık mı, yeni bir yırtık mı olduğu anlaşılabilir. Kızlık zarı bozulma zamanı ne kadar erken muayene edilirse o kadar çabuk anlaşılabilir ancak 7 günden eski kızlık zarı yırtıkları ne zaman yırtıldığı anlaşılmaz ve bu eski yırtık olarak adlandırılır.

Kızlık Zarı Bozulmadan Gebelik Oluşabilir Mi?; Esnek olan bir kızlık zarı tam olarak bozulmadığı halde spermler vajenden rahime doğru ilerleyerek yine de gebelik oluşturabilirler. Hatta nadiren olsa da dışarıya kızlık zarına yakın bir yere boşalmayla bile spermler vajene ilerleyerek gebelik oluşturabilirler.

İlişki Sırasında Kızlık Zarının Yırtılması: Kızlık zarı vajina girişinde kolay yırtılabilen, ince kılcal damarlara sahip ve kan damarlarından oluşan bir yapıdır. İlk ilişkide kızlık zarının yırtılması başta kızlık zarının yapısına, penisin büyüklüğüne bağlıdır. ilk ilişkide kanama oranı neredeyse %50’dir ve çok kanama yaşanmaz. Elastik ve esnek zara sahip kadınlarda, kızlık zarının ortasındaki delik çok geniş olduğunda veya penis ince olduğunda yada yırtılma damarlanmanın az olduğu bölgeden kaynaklanması durumunda kanama görülmeyebilir.

Kızlık zarı ile ilgili merak edilenler nelerdir?; Kızlık zarı bozulduğunda mutlaka kanama olmaz, Kanama olması kızlık zarının bozulduğunu göstermez, Kızlık zarı ilişki dışında başka bir yolla bozulabilir, Mastürbasyon içeriye bir şey sokulmadığı sürece  kızlık zarına zarar vermez, Kızlık zarı kendi kendine iyileşmez, Kızlık zarının ne zaman bozulduğu üzerinden 7-8 geçtikten sonra anlaşılmaz, kızlık zarı bozulmadan hamile kalınabilinir, Kızlık zarı bozulmadan zar yapısı uygunsa muayene ve kürtaj yapılabilir.

Kızlık zarı tamiri veya dikimi (himenoplasti): Kızlık zarının tamiri mümkündür ve bu işleme himenoplasti (hymenoplasty) ya da hymenorraphy adı verilir. Bunun için ne zaman ya da kaç defa ilişki olduğu önemli değildir. Doğum yapmış kadınlarda bile kızlık zarı tamir edilebilir. Kızlık zarının tamir edildiği ancak jinekolog ya da adli tabip tarafından anlaşılabilir. Ancak kızlık zarı tamirinde kanama olması %100 garanti edilemez. Gerçekte bozulmuş olan zarın tamamen tamir edilmesi ve eski haline getirilmesi olanaksızdır.Son derece ince yapıda olan bu doku genelde dikiş tutmaz. Ortamda bulunan fazla sayıdaki mikroorganizma nedeni ile yara yeri kolayca enfekte olabilir. Buna karşılık vajina duvarından alınan parçalar ile yeni bir hymen yapılabilir. Bu durumun hukuksal ve ahlaki boyutu tartışmalı olmakla beraber bizim toplumumuz gibi bekaret nedeni ile cinayetlerin bile yaygın olarak görüldüğü toplumlarda zaman zaman hayat kurtarıcı olabilmektedir. Kızlık zarı tamiri ile ilgili olarak tüm dünyada tartışmalar sürmektedir. Bazı kişiler bunun son derece gereksiz bir işlem olduğunu düşünürken diğerleri işlemin etik açıdan estetik ameliyattan farklı olmadığı fikrindedirler. Açıkçası hymen onarımı talep eden kadınlar buna yaşadıkları toplumsal çevreye bağlı olarak sosyal statülerini, psikolojik güven kayıplarını, mutluluklarını hatta yaşamlarını devam ettirebilmek için gerek duyduklarını belirtmektedirler. Kızlık zarı dikimi iki şekilde yapılmaktadır;

Kalıcı Yöntemle Kızlık Zarı Dikimi: 1 ay içinde evlenmeyecek veya kısa vade içinde evliliği düşünmeyecek kişilerde yapılmaktadır. Vajina arka duvarının iç kısmından kaldırılan doku parçasıyla (flep) ile yeni bir kızlık zarı oluşturulur. Bu bölgenin beslenmesi veya kanlanması yine vajinan kendi damarları tarafından olmaktadır. Bu yeni oluşturulan kızlık zarı vajina duvarını çevreleyerek sarar ve birer bariyer görevi görür. Bu yapının ortasında bakire bayandaki kızlık zarının olduğu gibi bir delik bulunur, bu açıklık sayesinde adet kanı ve vajinal akıntılar dışarı çıkabilir. İlk cinsel ilişki ile oluşturulan doku yırtılarak kanama meydana gelir ve kanamanın rengi normal kanama rengi ile aynıdır. Kanama bakire kişilerde olduğu gibi yırtılma sonucu o bölgedeki damarların hasar görmesi sayesinde olur. kalıcı yöntem uygulanırken vajinada genişleme ( doğum, kürtaj v.s) varsa daralta işlemi de aynı ayda yapılabilir. İşlem sonrası girilen ilişkide karşı taraf bu işlemin yapıldığını anlayamaz, ancak bir kadın doğum uzmanı veya adli tıp uzmanı tarafından muayene sırasında anlaşılabilir. kalıcı yöntem opersyonu 30 dakika kadar, lokal ve genel anestezi altında uyuşturularak yapılır. Aynı gün normal hayata dönebilir. Kızlık Zarı Dikimi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Yapılan cerrahi işlem kadar önemlidir. Dikkat edilmesi gerekenler ameliyat sonrasında verilen ilaçların düzenli kullanımı, doktor kontrollerine aksatmadan gidilmesi ve pansumanların düzenli yapılması, enfeksiyonların oluşmaması adına önemlidir. İşlemden sonra 10 gün spor aktivitelerinden ( bisiklet, jimnastik, yüzme v.s) uzak durmaları önerilir. Banyo ve tuvalette temizlik önden arkaya doğru ılık su kullanarak yapılmalı, sonrasında ise kurutulmalıdır.

Geçici Süreli Kızlık Zarı Dikimi: Evliliği bir hafta içerisinde gerçekleşecek kişilere uygulanmaktadır.  Kızlık Zarı Dikimi İlişki sonrasında vajina içerisindeki kızlık zarının yırtılmasından sonra arta kalan dokuların bir araya getirilerek ve görünmeyen dikişler atılarak yeniden yapılandırılması sürecidir. Kızlık zarı tamiri bu yöntem ile yapılacaksa, belirlenen cinsel ilişki zamanından bir iki gün öncesinde yapılması gerekir. Kızlık zarı dikiminden sonra 3-4 gün içinde cinsel ilişki yaşanmalıdır, aksi takdirde kanama meydana gelmeyebilir.

KÜÇÜK (İÇ) DUDAKLARIN ESTETİK AMELİYATLA DÜZELTİLMESİ (LABİOPLASTİ) :

Kadın dış genital organında dış (büyük) dudaklar ve iç (küçük) dudaklar vardır. Labia dudak demektir ve iç dudakların estetik düzeltilmesine labioplasti denilmektedir. Vajinoplasti yani vajina estetik ameliyatından farklıdır. 

Labium Minörler (iç dudaklar) her kadında değişik büyüklükte ve yapıda olabilir, ancak olması gereken normal şekli büyük dudakların içerisinde klitorisin her iki yanından aşağı doğru silik bir halde yer alması ve büyük dudakların dışına doğru taşmamasıdır. Aksi olduğu durumlarda yani vajinayı ve idrar deliğini çevreleyen bu küçük dudakların aşırı büyük, aşırı kıvrımlı ve büyük dudakların içinden dışarı taşacak tarzda uzun olduğu durumlarda gözle görülür estetik şekil bozukluğunun yanı sıra hijyenik ve cinsel yaşamı olumsuz etkileyen durumlar gelişebilir. Bu tip şekil bozukluğu olan hanımların en sık başvurma nedeni cinsel ilişki esnasında partnerine karşı utanma, görünümünden dolayı kendini rahatsız hissetme ve özgüvenini yitirmesinden ötürü cinsel ilişki eyleminden kaçınmadır. Ayrıca büyük dudakların dışına taşmasından ötürü yıllar geçtikçe giderek koyulaşan küçük dudaklar zaman zaman iç çamaşırının sürtünmesi, çamaşır ve mayodan bile fark edilebilecek kabarıklık hali, kişisel hijyenin yapılması esnasında tahriş ve acıma gelişebilir. Küçük dudakların kıvrımlarında biriken akıntı, terleme dolayısıyla oluşan salgılar zaman zaman bölgenin kötü kokmasına neden olabilir. Uzamış kıvrımlar cinsel ilişki esnasında penisin sürtünmesi ve vagina içine doğru girmesiyle ilişki esnasında ve sonrasında dokuda mukoza tahriş ve yırtıkları oluşturabilir. Bu durumda yapılan labioplasti operasyonu oldukça işe yaramakta ve memnuniyet vermektedir. Operasyon ile şekil bozukluğuna neden olan doku ve kıvrımların fazla kısımları cerrahi olarak çıkarılır, dudaklara olması gereken şekil verilir. Labioplasti operasyonu düzeltilecek olan kısmın genişliğine göre lokal veya genel anestezi ile yapılabilir. Hastanın konforu, rahatsızlık duymaması açısından genel anestezi altında bu operasyonu gerçekleştirmek tercih edilebilir. Operasyon yaklaşık 20 dakika sürmektedir. Hasta uyandırıldıktan sonra yaklaşık 1 saat gözlem odasında dinlendirilir, ağrı ve kanama kontrolü ardından hasta kolaylıkla yürüyerek evine gidebilir. Ameliyattan 1-2 gün sonra hasta normal hayatına ve işine dönebilmektedir. Günlük pansumanları ve reçetesini uygulayan hastanın operasyon bölgesi yaklaşık 1-2 haftada iyileşmektedir. 30 günün sonunda tamamen doğal, güzel ve düzgün bir görüntü elde edilmektedir. Labioplasti operasyonunda uygulanan yeni cerrahi teknikler sayesinde bölgede kanama, şişme, morarma, ağrı gibi durumlar en aza indirilmiştir. Bu operasyon evli veya bekar, genç veya ileri yaşta, doğum yapmış veya yapmamış her hastaya yapılabilmektedir. Ameliyat sadece dış tarafta yapıldığı için ve vajina içerisi ile bir ilgisi olmadığı için henüz cinsel yaşamı başlamamış genç kızlara estetik ve hijyenik sebeplerle de yapılabilir. Operasyon esnasında kızlık zarının hasar görmesi mümkün değildir. kızlık zarına dokunulmaz, bekarete zarar verilmez. Bu ameliyattan sonra ileriki yıllarda hasta isterse normal doğum yapabilir, bu ameliyat normal doğuma engel değildir. Ameliyattan sonra normal doğum yapılması iç dudakların tekrar bozulmasına sebep olmaz.

Son yıllarda gittikçe talep gören cinsel bölge estetiği kişinin kendine olan özgüveninin artmasında ve sağlıklı bir cinsel birliktelik için oldukça yardımcı cerrahi yöntemlerdir. Genellikle vajina daraltma operasyonu (vajinoplasti) veya küçük dudakların tamiri dediğimiz labioplasti yapılmaktadır. Vajinoplasti ameliyatında vajina içerisi düzeltilir fakat labioplasti ameliyatında vajinaya hiç dokunulmadan sadece dışarıda bulunan küçük dudaklar düzeltilir. Tabi gerekli ise bu ameliyatların ikisi birlikte de yapılabilir.

Labioplasti ameliyatı ne zaman yapılır:

- İç dudakların normalden büyük olması

- İç dudakların boylarının farklı olması

- İç dudakların büyük olması nedeniyle dar giyecekler ve tayt, mayo gibi giyeceklerin giyilmesinde problem olması

- Doğum, travma gibi nedenlerde iç dudaklarda yırtık oluşması, şeklinin düzensiz olması

- İç dudakların ilişki sırasında katlanması veya ağrıya neden olması.

VAJİNAL KURULUK (İLİŞKİDE KURULUK) OLMASI:
Sağlıklı bir cinsel ilişki için vagina kayganlaşmış olmalıdır. Vagina girişinde ve rahim ağzındaki özel salgı bezleri kaygan bir sıvı salgılayarak vajen kayganlığını sağlamaktadırlar. Bu salgı ilişki öncesi dönemde kadının cinsel olarak uyarılması ile artar, buna halk arasında "vajina ıslanmıyor veya sulanmıyor" denir. Bazı durumlarda vagina kayganlığı yeterli olmaz ve vajinal kuruluk (ilişkide kuruluk, ıslanmama, sulanmama) yakınması oluşur. Böyle bir durumda cinsel ilişki beklenen düzeyde değildir ve kadın açısından ağrılı olabilir. Vaginal kuruluk yakınması genellikle menopoz sonrası yıllarda kadınlık hormonu eksikliğine bağlı olarak oluşur ve hormonal ilaçlar ya da kayganlaştırıcı ilaçlar ile giderilir.
Vaginal kuruluk nedenleri : - Adetin bazı dönemleri, - Menopoz dönemi, - Emzirme dönemi, - Gebelik: Vajinal kuruluk gebeliğin ilk haftalarında hemen başlayan bir belirti değildir bu nedenle hamilelik belirtisi olarak değerlendirilmemelidir, - Yeterli cinsel uyarının olmaması, - Cinsel isteksizlik, - Stres, - Vajinal duş yapma, - Vajinal tampon kullanımı, - Bazı ilaçlar, - Vajinal enfeksiyonlar ve mantar enfeksiyonu: Kuruluğa kaşıntı ve yanma da eşlik eder genellikle, - Hormonal dengesizlikler,
Bazı durumlarda ise cinsel ilişkiye başlama yani ön sevişme döneminde vajinada kayganlaşma (ıslanma) olmasına rağmen ilişki sırasında tekrar kuruma ve ağrı başlar, ilişki sırasında yanma şeklinde şikayet devam eder. Bunun nedeni genellikle enfeksiyonlardır veya psikolojik ilişkiden kaçınma olabilir. Erkeğin vajina içerisine girmesinden önce vajina ıslanıp kayganlaşsa da enfeksiyon nedeniyle ilişki başladıktan sonra olan sürtünmeler nedeniyle vajina içerisinde tahriş ve kuruluk tekrar başlar.
Tedavi: Vaginal kuruluk nedeni saptandıktan sonra tedavi ona göre planlanır. Günümüzde bu amaçla vajen kayganlığını arttırıcı jeller kullanılmaktadır. Jel cinsel ilişki öncesi vajene uygulanarak vajen kayganlığı sağlanmaktadır ve ilişkide kuruluk giderilmektedir. Menopoz sonrası dönemde ise ya kayganlaştırıcı ilaçlar yada vajen içerisine uygulanan hormonal (östrojen içeren) krem yada tabletler kullanılabilmektedir. Bitkisel tedaviler yani bitkisel ilaçlar, otlar, kürler, çaylar, yiyecekler, içecekler vajinal kuruluk açısından fayda sağlamaz, kadının veya erkeğin ilişkide kuruluk hissini gidermez. Sadece bitkisel tabanlı olan ve eczanelerde satılan özellikle cinsel ilişkide kayganlaştırıcı madde olarak üretilmiş ürünler kullanılabilir.
Hamilelikte ve adet öncesi vajinal kuruluk: Hamilelik döneminde ve adet öncesi dönemde artan progesteron hormonu nedeniyle vajinada kuruluk ve ilişkide ıslanamama şikayetleri ile hastalar başvurabilir. Bu her kadında rahatsız edici düzeyde olmaz. Gebelik sırasında kullanılabilen kayganlaştırıcı jelleri hamileler kullanabilir. Adet öncesi olan kuruluk adet kanamasının bitmesi ile östrojen hormonu sayesinde geçer ve vajina kaygan hale gelir. Ancak vajinal kuruluk hamilelik belirtisi olarak düşünülmemelidir çünkü hamileliğin ilk günlerinde veya ilk haftalarında hemen başlamaz genellikle. Adet gecikmesi varsa belirtilere güvenmeden gebelik testi için doktora başvurmak en garanti yöntemdir.
Doğumdan sonra vajinada kuruluk olması: Normal doğum veya sezaryen farketmeksizin her doğumdan sonra emzirme nedeniyle prolaktin (PRL) hormonu seviyesi artar, östrojenin de azalması ile vajinada kuruluk gelişir. Bu durum doğumdan sonra bir kaç ay sürebilir. Emziren annelerde aha uzun sürebilir.

Vajinal kuruluk vajinismusa neden olur mu?: Vajinal kuruluk nedeniyle ilişkiden kaçınmak ile vajinismus nedeniyle ilişkiye girememek tamamen farklı şeylerdir. Vajinismus olan kadın kayganlaştırıcı veya kuruluğu giderecek ilaçlar kullansa da ilişkiye giremez, vajinismus tedavisi gerekir. Ancak kuruluk nedeniyle ilişkiye giremeyen kadında ilişki korkusu yoktur sadece kuruluk nedeniyle ilişki sırasında ağrı ve yanma olmasından korktuğu için ilişkiden çekinir, bu nedenle ilişkiden zevk alamaz.

VAJİNOPLASTİ (VAJİNA DARALTMA VEYA SIKILAŞTIRMA AMELİYATI):

Vajinoplasti (vajina daraltma, sıkılaştırma ameliyatı) vajinanın sıkılaşmasını ve toplanmasını sağlayan ve cinsel ilişki esnasında sıkılığı ve tatmini artırmaktadır. Vajina özellikle normal doğum yapan kadınlarda (özellikle zorlu, kilolu ve fazla doğum yapanlarda) ve ilişkiye bağlı olarak genişleyebilmektedir ve bu zamanla cinsel ilişki sırasında alınan hazzı hem kadında hem erkekte azaltmaktadır. Ancak henüz doğum yapmadığı halde yapısal olarak vajina genişliği olan bayanlara da uygun görüldüğü takdirde bu operasyon yapılabilir. Bu çiftler vajina daraltma ameliyatı ile tekrar cinsel hayatlarını normalde dürdürebilmektedirler. Genellikle şikayet penisi kavrayamama, hissedememe, cinsel ilişki esnasında duyulan bolluk hissi ve hava çıkarma sesi gelmesidir. Bu operasyonda amaçlanan vajinadaki bol kısmı cerrahi olarak çıkartıp daraltmak ve altındaki bağ ve kas dokusunu penisi güzel kavrayacak şekilde sıkılaştırmaktır. İleri yaşlardaki hanımlarda da zayıflayan bağ ve kas dokusu nedeniyle idrar torbası ve kalın bağırsağın vaginaya doğru bombeleşmesi görülebilir, hasta genellikle idrar kaçırma ve vaginada ele gelen kitleden şikayet eder. Bu hastalara da vaginanın ön ve arka duvarına cerrahi düzeltme yapılır, idrar torbası ve bağırsağın vajen duvarına doğru bombeleşmesi ortadan kaldırılır. Vajinoplasti ameliyatı fazla olan vajinal dokunun çıkarılması ve vajinayı çevreleyen yumuşak doku ve kasların sıkılaştırılması yoluyla olmaktadır. Bazen labioplasti yani vajen dışındaki dudakların da küçültülmesi veya şeklinin düzeltilmesi ameliyatı da aynı anda yapılır. Genellikle doğum yapmış kadınlar bu ameliyat için başvururlar. Vajinoplasti ameliyatında karından herhangi bir kesi yapılmaz sadece vajen bölgesinden yapılır. Ameliyat ortalama 20-30 dakika sürer. Ameliyattan sonra 1-2 saat gözlem odasında istirahatin ardından hasta yürüyerek evine gidebilmektedir. Vajenin girişi ve 3-4 cm içerisine kadar daraltılacak şekilde kesi yapılarak tekrar kendiliğinden emilen dikişlerle dikilir. Dikişler kendiliğinden eridiği için ameliyat sonrası dikiş aldırmak gerekmez. Ameliyat lokal veya genel anestezi altında yapılır. Ameliyattan sonra 1-2 hafta kadar hafif vajinal akıntı olabilir. Yaklaşık olarak ameliyattan 6 hafta sonra doktor kontrolünde engel bulunmazsa cinsel ilişki başlayabilir. Ameliyat hastanın genel durumunu çok etkileyen ağır bir ameliyat değildir, ameliyattan 1-2 gün sonra hasta normal yaşantısına döner ve işine başlayabilir. Oldukça yüz güldürücü ve memnuniyet verici bir operasyondur. Vajinoplasti ameliyatından sonra tekrar gebelik olursa doğum için sezaryen önerilir çünkü normal doğum ameliyatla kazanılan vajina sıkılığını tekrar bozabilir. Ancak bu ameliyat normal doğumu engellemez, hasta isterse normal doğum da yapabilir. Normal doğum olmadıkça ileriki yıllarda tekrar genişleme yok denecek kadar nadirdir.

VAJİNİSMUS:

Vajinismus vajina girişini çevreleyen kasların istem dışı olarak kasılarak cinsel birleşmeye izin vermemesidir. Bu hastaların bazıları jinekolojik masada muayeneye izin vermedikleri gibi bazıları da dokunmaya dahi müsaade etmezler. Vajina girişini çevereleyen baskın kas grubu pubik kaslar olarak adlandırılır, bunlar düz kas grubudur ve refleks olarak çalışırlar. Vajinismusda yaşanan kasılma istem dışıdır ve kesinlikle kadının kontrolü dışındadır. Nadir görülen bir durumdur. hekime başvurmada çekingen davranırlar ve uzun süre durumlarını saklayan ve böyle yaşayan çiftler mevcuttur. Vajinismusu olan kadınlarda cinsel arzu ve orgazm açısından genelde bir sorun yoktur. Vajinismus en sık olarak bilinç dışında yerleşen korku ve kaygılardan kaynaklanmaktadır. Diğer bir deyiş ile vajinismus nedenleri arasında % 90 olasılıkla psikolojik nedenler yer almaktadır. Geri kalan % 10 vajinismus nedenleri arasında doğuştan gelen genital alan ile ilgili yapısal (anatomik) organik nedenler bulunmaktadır. Erkek eş ile ilgili cinsel sorunlar da cinsel ilişkiye girememe nedenidir.

Vajinusmus hiç bir başarılı cinsel birleşmesi olmayan kadınlarda olduğu gibi (primer) daha önce cinsel aktivitesi olan kadınlardada (seconder) olabilir. bu hastalarının bir kısmı ise ilk ilişki deneyimini yaşamışlardır ve İlk cinsel ilişki deneyimlerinde kendilerini kasmalarına bağlı olarak canlarının acıması veya kanamalarının olması ilişkiye karşı bir korku oluşturmuştur. Yani kızlık zarı (bekâret) bozulmuş, ancak daha sonraki ilişkilerde kasılmalara bağlı olarak ilişkiler imkânsız hale gelmiştir. Partnere karşı olan isteksizlik ve ilişki esnasında ağrıya sebeb olan tüm faktörler sekonder vajinismusa yol açabilir. Pozitif sonuçları etkileyen önemli faktörlerden birisi de anksiyete yaratan bu durumun tedavisi esnasında eşinden gelen ruhsal destektir.

HAMİLELİKTE (GEBELİKTE) CİNSEL İLİŞKİ:
Hamileyken cinsel ilişkiye girilir mi? Gebeliğin ilk üç ayında kadının cinsel isteğinde genel olarak bir azalma gözlenebilir. İkinci üç ay boyunca cinsel dürtülerde bir takım değişiklikler meydana gelmeye başlar, göğüslere ve cinsel organlara giden kanın artışıyla beraber cinsel istek normale dönebilir. Hatta göğüslere ve cinsel organlara giden kanın artması kişinin kendisini daimi olarak cinsel ilişkiye hazır hissetmesine sebep olabilir. Bu nedenle ilişki esnasında dürtülerde artış bile meydana gelebilir. Son üç aya girildiğinde ise gebeler genelde cinsel arzularının tekrar azalmaya başladığını hissederler. İlişki sonrası kramp tarzında karın ağrısı, karında sertleşme, vaginal kanama düşük veya erken doğum belirtileridir. Bu tür belirtiler görüldüğünde ilişki yasaklanır. Anne meme uçlarının uyarılması doğum ağrılarınızı başlatabilir, bu nedenle kaçınılmalıdır. Cinsel ilişki bebeğe zarar vermez. İlişki esnasında erkeğin penisi fiziksel olarak bebeğe yani rahim içerisine temas etmez. Gebelikte doktor tarafından belirtilen özel bir risk veya problem yoksa ilişki sayısı veya süresinde bir kısıtlama yoktur, hamileliğin son ayına ve son haftasına kadar ilişki serbesttir. Doktor tarafından yasaklanmadığı sürece ilişkiyi bırakmaya gerek yoktur.
Hamilelikte hangi pozisyonda cinsel ilişki tercih edilmelidir?: Gebelikte cinsel ilişki için özel bir pozisyon önerisi veya yasağı yoktur. Karın üzerine baskı yapmayacak şekilde ve gebenin en az ağrı duyduğu, en az rahatsız olduğu pozisyonlar tercih edilmelidir.
Hamilelikte cinsel ilişki sıklığı ne olmalıdır?: Muayeneler sırasında doktor tarafından gebelikle ilgili bir risk veya problem belirtilmemişse ilişki sıklığı konusunda bir kısıtlama yapılmaz.  Ancak kahverengi akıntı, lekelenme veya kanama olması durumunda bir süre cinsel ilişki yasaklanır. Kanama ve lekelenmeler tamamen geçtiğinde de hasta riskli grupta kabul edildiğinden ilişki yasağı konur. normalden daha seyrek aralıklarla ilişki önerilir. Hiçbir problem olmayan bir hamilelikte haftada 2-3 kere cinsel ilişkiye bile sınır getirilmezken, daha önce düşük veya erken doğum yapmış ve bazı riskler tespit edilen gebeliklerde haftada birden sık olmaması önerilir.
Hamileyken orgazm olmak zararlı mı?: Hamile kadının cinsel ilişki sırasında orgazm olması veya mastürbasyon (kendi kendini tatmin etmesi) ile orgazm olması gebelik ve bebek açısından riskli değildir. Orgazmdan sonra kanama olması orgazma bağlı değil cinsel ilişkiye bağlıdır ve doktor kontrolü gerektirir.
Hamilelikte cinsel ilişki sonrası kanama ve ağrı olması: Hamilelğin ilk haftalarında cinsel ilişki sırasında kanama veya kahverengi lekelenme olması hemen doktora başvurmayı gerektirir, düşük tehlikesi olabilir. İleriki aylarda cinsel ilişki sırasında kanama olması plasentanın (bebeğin eşinin) önde olması veya rahim ağzından bir patoloji olması gibi nedenlerle olabilir. Sebebi netleştirmek için ultrason yapılır, alttan muayene gerekebilir. Kanama olmadan sadece ilişkide kasık ağrısı olması şiddetli olmadığı sürece gebelikte normaldir. Vajinadaki kuruluğa bağlı ilişki sonrasında yanma ve acı olabilir, bu durumda doktorunuzun önerdiği kayganlaştırıcıları kullanabilirsiniz.
Hamilelikten sonra cinsel ilişkiye ne zaman başlanır?: Doğumdan bir ay sonraki kontrolde rahatsızlık veren bir sorun yoksa ve her şey yolunda gidiyorsa normal doğum veya sezaryenden 4-6 hafta sonra cinsel ilişkiye başlanabilir.
CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR (CYBH):
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (zührevi hastalıklar) cinsel temas sonucu bakteri, virüs yada parazitlerin bulaşması sonucu bireyler arasında geçiş yapan hastalıklardır. Yalnız cinsel yolla bulaşan hastalıklar sadece cinsel yolla bulaşmazlar bunlardan bazıları kan yada yakın temas yollarıyla da geçebilmektedirler. Örneğin AİDS hastalığı cinsel ilişki ile bulaşabildiği gibi kan nakli ile de bulaşabilmektedır. Genellikle genital bölgede akıntı, ağrı, ülsere yada kabarcıklı lezyonlar, yanma, şişme, kızarıklık, idrar yaparken yanma gibi şikayetler oluşur.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma:
Cinsel yolla bulaşabilen hastalıkları önlemenin en doğru yolu güvenli cinsel ilişkidir buda hastalıklı kişiyle ilişkiye girmemektir. En doğrusu tek eşli yaşamdır. Eğer partner sayınız birden fazla ise veya partnerinizin geçmişinden tam olarak emin değilseniz başka bir doğum kontrol yöntemi kullanıyor olsanız bile (doğum kontrol hapı gibi) mutlaka ek olarak prezervatif kullanmanız gerekmektedir.
GENİTAL SİĞİL: Human papilloma virusunun (HPV) neden olduğu cinsel geçişli viral bir enfeksiyondur. Daha önceden enfekte olmuş partnerle korunmasız ilişki sonrasında ortaya çıkar. Genital bölgede özellikle vulvada ve anüs etrafında lokalize ağrısız pigmente lezyonlar şeklindedir. Siğillerin cerrahi olarak çıkartılması veya elektrokoterle yakılması şeklinde tedavi edilir. Uzun dönemde tekrarlayabilir. Özellikle rahim ağzına yerleşmiş olan siğiller ileriki yıllarda rahim ağzı (serviks ) kanseri riskini arttırmaktadır. Siğiller hakkında ayrıntılı bilgi genitak siğil bölümünde verilmiştir.
GENİTAL HERPES: Herpes Simpleks Virüsü (HSV Tip 2) (Uçuk virüsü) etkendir. Virüsün uçuk oluşumuna neden olan Tip 1 ve genital enfeksiyona neden olan Tip 2 olmak üzere iki ayrı tipi vardır. Cinsel organlarda su çiçeğine benzer su dolu kabarcıkların ortaya çıkması şeklindedir. Akut dönem çok ağrılı olabilir. Vulvada ağrı ve yanma hissi, idrar yapmada zorluk ve idrar yaparken yanma yakınmaları vardır. Kasık bölgesindeki lenf bezleri irileşir. Akut dönem geçirildikten sonra lezyonlar dönem dönem tekrar çıkabilir. Tekrarlayan enfeksiyonda yakınmalar daha hafifdir, ancak etrafa bulaştırıcılık yüksektir. Tedavisinde antiviral ajanlar kullanılabilir. Doğum anında genital herpesi olan kadınların bebekleri, yenidoğan döneminde ciddi enfeksiyonlara yakalanabilir. Bu nedenle genital herpesli kadınların sezaryenle doğum yapması önerilir.
GONORE (BEL SOĞUKLUĞU): Kadın ve erkeğin her ikisinde de ciddi komplikasyonlara yola açabilen bakteriyel bir enfeksiyondur. Penisten meni benzeri bir akıntı veya vajinadan bol kötü kokulu akıntı ve idrar yaparken yanma şikayetlerine neden olur. Hem erkekte hem de kadında belirtisiz seyredebilir. Akut dönemde tanı koymak kolaydır. Şüpheli durumlarda akıntı kültüründe bakteriyi tanımlamak mümkündür. Tedavisi etkili antibiotikle tam olarak yapılmalıdr. Etkisiz ve eksik tedavi durumunda üreme sisteminde özellikle de tüplerde hasara neden olur ve bu hasar sonucu kısırlık problemi veya dış gebelik gibi durumların görülme riski artar.
AIDS (Edinilmiş İmmun yetmezlik sendromu): Human Immundeficiency virus (HIV)'ın neden olduğu bir enfeksiyondur. Korunmasız cinsel ilişki, kan transfüzyonu, enfekte kişinin kullandığı traş bıçağı, enjektör gibi materyallerin kullanılması ile bulaşır. Ayrıca enfekte anneden doğan bebeklerde de bu hastalık mevcuttur. Virüsün temel hedefi bağışıklık sistemidir. Bağışıklık sistemini zayıflatarak çeşitli enfeksiyonların ve belli kanser türlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Şüpheli ilişkiden yaklaşık 3-6 ay sonra kan testi pozitifleşir.
HEPATİT B: Cinsel temasla da bulaşabilen hepatit B virusu karaciğeri zedeleyen bir enfeksiyondur. Çoğunlukla sinsi seyreder. Olguların bazılarında bulaştan sonra sarılık ortaya çıkar. Ancak genelde sinsi seyirlidir ve sarılık oluşmaz. Uzun dönemde karaciğer harabiyetine bağlı siroz ve karaciğer kanseri ciddi komplikasyonlarındandır. Hepatit B ile enfekte kişi bunu cinsel ilişki ile partnerine bulaştırabilir. Korunma aracı olarak Hepatit B aşısı etkilidir. Aşılı olmayan kişilerin korunmasız ilişkiden sakınması ilişkide prezervatif kullanması önerilmektedir. Hepatit B ile enfekte kadın doğum anında bunu bebeğine de bulaştırır. Böyle durumlarda bebek doğduktan hemen sonra aşılama yapılarak bebek korunabilir.
GENİTAL BÖLGEDE SİĞİL (KONDİLOM):
Genital siğiller yani kondilomlar Human Papillomavirüs (HPV) enfeksiyonu sonucu oluşan pembe -kahverengi renklerde küçük oluşumlardır. HPV virüsü cinsel temas dışında sadece cilt teması ile de geçebilir o yüzden prezervatif kullanılması geçişi azaltır ama yüzde yüz önlemez. Genital siğiller kadınlarda ve erkeklerde çoğunlukla dış genital organların üzerinde veya anüs civarında ortaya çıkarlar. Daha az yaygın olmakla beraber, genital siğiller vajinanın içerisinde ve serviksin (rahim ağzının) üzerinde de görülebilir. Kitleler mikroskopla tanınabilecek kadar ufak olabilecekleri gibi, çok sayıda kitlenin yanyana gelmesiyle adeta karnıbaharı andıran bir şekilde büyük de olabilirler. Genital siğiller yanma, kaşıntı veya ağrı gibi belirtilere yol açabilir. (Genital siğil = Condylomata acuminata = Genital wart = Anogenital wart =Venereal wart)
HPV virüsü siğile nasıl neden olur?: HPV çok bulaşıcı bir virüstür ve tam cinsel birleşme olmaksızın yanlızca genital bölgelerin yakın teması ile de bulaşabilir. HPV virüsünün 100'den fazla tipi vardır ve bu tiplerden yaklaşık 40 kadarı genital bölgede hastalık oluşturur. HPV tipleri numaralandırılarak adlandırılır. Birçok çeşit HPV virüsü genital bölgede siğillere neden olabilir ancak genital gölgedeki siğillerin yüzde 90'ında etken HPV 6 ve HPV 11 virüsüdür. HPV virüsünü alan her kadında siğil oluşmaz, hiçbir hastalık yapmadan da virüs vücutta kalabilir ve kendiliğinden kaybolabilir. Virüs alındıktan sonra siğillerin oluşmasına kadar geçen süre çok değişkendir, bazen haftalar bazen aylar sürebilir. HPV virüsünün bazı tipleri rahim ağzı kanserine (serviks kanseri) neden olurlar. Ancak 6 ve 11 tipleri rahim ağzı kanserine neden olmazlar, bunlar non-onkojenik grup HPV tipleridir. Yani siğil ve kanser yapan HPV virüsleri farklı tiplerdir. Ancak genital bölgede siğil rastlanan kadınların vajina ve rahim ağzı bölgelerinin de muayene edilmesi ve smear tahlili yapılması gerekir. Çünkü vajinada ve rahim ağzında da nadiren siğiller olabilmektedir.
Siğillerin belirtileri nelerdir?: Genital bölgede oluşan siğiller genellikle hiçbir belirti vermeden hasta tarafından kendisi gördüğü için veya lezyonlar eline geldiği için farkedilir. Siğil olan bölgede nadiren kaşıntı, yanma, kızarıklık, akıntı olabilir.
Siğillerde tanı: Siğillerin (kondilomların) görüntüsü tipiktir ve genellikle kolaylıkla tanınırlar. Kesin tanı gerekirse kondilomdan alınan biyopsinin patolojik incelenmesi ile konur.
Siğillerde tedavi: Kitlelerin cerrahi yöntemle çıkarılması, koter yardımıyla yakılması ya da kriyoterapiyle (dondurulması)lazer ya da krem şeklindeki çeşitli ilaçlarla tedavi yöntemlerinden biri ya da birkaçı beraberce uygulanabilir. Gebelikte de kriyoterapi ve gebelik açısından sakıncası olmayan bazı ilaçlar  ile tedavi yapılabilmektedir. Stresten uzak durmak, dengeli beslenmek gibi bağışıklık sistemini güçlendirici tedbirler bazı hastalarda tedaviye yardımcı olabilir.  
Siğiller tekrarlar mı?: İlaçla uygulanan veya diğer bütün tedavi yöntemlerinde siğilin tekrar çıkma riski vardır. Tedaviyle tamamen iyileşmesi ve bir daha tekrarlamaması da mümkündür.
Siğillerde nasıl önlem alınmalıdır?: Önlem için en etkili yol birden fazla sayıda partner ile ilişkiye girmemektir. Eğer birden fazla partner varsa prezervatif kullanmak siğilleri önlemede en etkili yoldur. Fakat siğiller kondomun kapladığı alan dışında da bulunabildiğinden prezervatif zaman zaman etkisiz kalabilir. Cinsel ilişki sonrası genital bölgeyi yıkamak HPV virüsüne karşı korumaz. HPV virüsü aynı siğil lezyonlarını erkeklerde de penis bölgesinde ve diğer kısımlarda oluşturabilir. Bir erkekte siğil olmaması HPV virüsü bulundurmadığı anlamına gelmez, aynı durum kadınlar için de geçerlidir. Bu nedenle siğil veya başka hiçbir lezyon olmayan bir erkekle olan cinsel yakınlaşmadan da kadın HPV virüsü alabilir.
Gebelikte Kondilom (siğil) varlığında doğum nasıl olmalıdır?: 
Doğum kanalını, vajen içerisini ve rahim ağzını kapatacak kadar büyük olan ve doğum sırasında kanayabilecek kadar büyük olan kondilomlarda sezaryen doğum tercih edilir. Küçük ve az sayıda siğil varlığında ise bunların çok nadir oranda bebeğe geçme ve bebekte juvenil laringeal papillomatozis denen hastalığa (bebeğin solunum yollarında papillom oluşumu) neden olma riski vardır. Bebekteki bu hastalığa hem normal hem sezaryen doğumlardan sonra çok nadiren rastlanmıştır. Gebelikte siğil varlığı mutlaka doktora bildirilmesi gereken bir durumdur, doğumun şekline muayene sonrasında karar verilir. Hamile hastanın siğil sandığı lezyonlar bazen siğil değil de başka bir lezyon olabilmektedir, bu nedenle muayene ve bazen biyopsi kesin tanı için gereklidir.
HPV aşısı (Rahim ağzı kanser aşısı) siğil oluşmasını engeller mi?:
HPv aşısı esas olarak rahim ağzı kanserini (serviks kanserini) önlemek ve azaltmak amacıyla uygulansa da genital siğillere karşı da koruma sağlar (dörtlü ve dokuzlu aşı). Aynı aşı erkeklere uygulandığında da siğillerden koruma sağlar. HPV Aşılarıyla ilgili TCSB Kanser Dairesi Başkanlığı, FDA (Food and Drug Administration) ve ACIP (Advisory Committee on Immunization Practices) önerileri bizim tarafımızdanda kabul görmektedir. Halen etkinliği bilinen iki ayrı firmaya ait HPV aşısı vardır. Bunlardan birisi GSK firmasına ait ikili aşı Cervarix® ve diğeri MSD firmasına ait dörtlü aşı Gardasil®’dir. Bu iki aşı için de mümkünse seksüel ilişki öncesi olmak üzere 11-12 yaş kız ve erkek çocukları; ancak seksüel ilişki söz konusu olsa da 9-26 yaş kızlara ve kadınlara HPV testi yapılmaksızın üç doz halinde aşı yapılabilir. Ayrıca 43 yaşa kadar kadınlarda yapıldığında aynı etkinin var olduğu gösterilmiştir. Kanser için her iki aşıda HPV 16 ve 18’e karşı antijen vardır ki bu iki tip rahim ağzı kanserlerinin %70-80’inden sorumludur. Aşılar içerisinde bulundurdukları bu iki HPV tipine karşı %100 korurlar. Dörtlü aşıda (Gardasil®) ayrıca siğillerin %90’ından sorumlu olan HPV 6 ve 11’e karşı %100 koruma da söz konusudur. Aşı yapılsa da diğer tiplerle kanser gelişebileceğinden Pap smear taramasına devam edilecektir. Her iki aşı da etkili olabilmesi için üç doz kas içerisine (kol veya kalçadan) yapılmalıdır. Dörtlü aşı aşının ilk dozu yapıldıktan sonraki 2. ve 6. aylarda tekrarlanmalıdır. İkili aşı ise ilk dozdan sonraki 1. ve 6. aylarda tekrarlanmalıdır. Gebelerde bu aşı yapılmamalıdır. İlk doz yapıldıktan sonra gebe kalındıysa gebelik sonrası sıfırdan başlanmalıdır. İki doz yapıldıktan sonra gebelik söz konusu ise üçüncü doz emzirme döneminde doğumdan sonraki 6. haftadan itibaren güvenle yapılabilir. Gebe olduğu bilinmeden aşı yapılmış ise gebeliğin sonlandırılmasına gerek yoktur; doğumsal özür artışı gösterilmemiştir. Emzirme döneminde güvenle yapılabilir. Bugünkü bilgilerin ışığında rapel (tekrar doz) gerekli değildir. Bu aşılar canlı veya ölü virus bulundurmadığından yan etki olarak HPV enfeksiyonu, HPV ilişkili kanser veya ölüme neden olamazlar. Sadece aşı yerine bağlı kızarıklık, ağrı ve şişlik gibi tüm aşılarda var olan basit yan etkileri görülebilir. Büyük özel sağlık sigortaları dışında geri ödeme kurumları tarafından aşının ücreti ödenmemektedir.
CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA AĞRI OLMASI (DİSPARONİ):
Cinsel ilişki sırasında ağrı duyulması disparoni olarak adlandırılır, hastalar doktora ilişki sırasında acı çekiyorum veya kasıklarımda ağrılar oluyor gibi şikayetlerle başvurur. Vajinada kuruluk ve enfeksiyon, akıntı en yaygın görülen nedenlerdir. Bazen hiçbir sebep bulunamasına rağmen tamamen kadının psikolojik olarak ilişkiden çekinmesi ve ilişki sırasında kendisini kasması nedeniyle de gerçekleşir.
Cinsel ilişki sırasında ağrı nedenleri:
- Vajinal kuruluk
- Atrofik vajinit (sıklıkla menopoz sonrası kadınlarda görülen vajinal mukozanın incelmesi durumu)
- Bazı ilaçların yan etkileri
- Sentetik iç çamaşırları
- Spermisitler (gebeliği önleyici maddeler) ve vajinal yıkama materyallerine karşı oluşan alerjik durumlar
- Endometriozis
- Vulvo vajinal vestibülit
- Vajinal bölgeyi etkileyen cilt hastalıkları
- Üriner sistem hastalıkları
- Vajinal mantar hastalıkları
- Cinsel yolla geçen hastalıklar
- Psikolojik travma (özellikle çocukluk yaşlarında olmakla birlikte ergenlikte de yaşanmış olan cinsel taciz veya benzeri ruhsal travmatik olaylar)
- Yumurtalık kistleri
Cinsel ilişki sonrası vajinada ağrı: Bunun sebepleri genellikle daha farklıdır. İlişkinin geç boşalma gibi nedenlerle çok uzun sürmesi veya vajinit gibi nedenlerle vajina içerisinde tahriş olması ilişkiden sonra ağrı, yanma, kasıklarda acı hissetme, idrar yaparken yanma gibi şikayetlere neden olabilir. İlk ilişkide hatta bunun arkasından gelen bir kaç hafta boyunca olan ilişkilerde vajinada ağrı ve yanma olması normaldir. İlk ilişkide ağrıya az miktarda kanama da eşlik edebilir, ancak kanama uzun süre devam ederse ve her ilişkide tekrarlarsa doktora başvurmak gerekir. İlişkiden sonra vajina içerisini yıkamak veya temizlemek vajina florasını bozarak enfeksiyona (iltihaba) neden olabilir bu nedenle sonraki ilişkiler sırasında kayganlaşmama ve ağrı meydana gelebilir. İlişki sonrasında sadece vajinanın dış kısmı yani dışarıdan görünen yerler yıkanabilir, içeriye su veya başka madde asla sürülmemelidir. Vajina içerisindeki spermler ilişki sonrasında kendiliğinden akmalıdır, bunları temizlemeye veya yıkamaya çalışmak enfeksiyona neden olur.
İlişki sırasında ağrı ve kanama olması:
İlişki sırasında kanama olması bir an önce doktor muayenesi olmayı gerektirir. Rahim veya rahim ağzı ile ilgili bir neden olabilir, bazen vajinadaki laserasyonlar veya polipler de neden olabilir. Adet zamanları hariç ilişki sırasında veya ilişki bittikten sonra az da olsa kanama veya lekelenme olmamalıdır.
Orgazm olmamak ağrıya neden olur mu?: Cinsel ilişki sırasında orgazm olamamak ilişki sırasında veya sonrasında acı hissetmeye neden olmaz. Orgazm olamamak kadının ilişkiden zevk almamasına neden olabilir
Doğumdan sonra ilişkide ağrı olması: Doğumdan sonra emziren annelerde prolaktin hormonu çok yükselir ve ayrıca gebelik bittiği için östrojen hormonu düşer, bu nedenle vajinal kuruluk olabilir. Bu durum bazen emzirme boyunca veya 6 -12 ay kadar devam edebilir. Kayganlaştırıcılar rahatlama sağlar. Normal doğum yapanlarda sezaryen  olanalardan farklı olarak zaten doğum dikişi (epizyotomi)  nedeniyle vajinada ağrı bir kaç hafta süreyle olur. Normal doğum yapanlarda ortalama 6 hafta boyunca ilişki yasaklanır, bu dönemde ağrı olması normaldir.
Cinsel ilşki sonrası vajinada olan ağrının tedavisi: Ağrıya neden olan etkene göre planlanır. En sık görülen sebep vajinada kuruluk olması ve vajinadan enfeksiyon (vajinit, mantar) olmasıdır, bunlara yönetik kayganlaştırıcı ve ilaç tedavisi verilir. Hiçbir neden bulunamıyorsa ilişkide ağrı olmaması için eczanelerde satılan cinsel ilişki için üretilmiş kaygankaştırıcı jeller kullanılabilir. Bu jeller ilişkinin başlangıcında vajina girişina az miktarda sürüldüğünde ilişki sırasında ağrı, yanma, kuruluk gibi şikayetleri giderir. Eğer cinsel ilişkide ağrının nedeni endometriozis ise bazı durumlarda ilaç tedavisi rahatlama sağlar, bazı durumlarda derin endometriozis veya endometrioma kisti gibi durumlar varsa ameliyat (kapalı laparoskopik veya açık ameliyat) gerekli olabilir.