Opr. Dr. Erol BAYRAKTAR - Kadın Hastalıkları, Gebelik, Doğum, Tüp Bebek , Kısırlık, Aşılama, Laparoskopi, Histereskopi, Genital estetik, Siğil, Labioplasti, Vajinismus

Gebelikte Görülen Şikayetler

GEBELİKTE ŞİDDETLİ BULANTI KUSMA OLMASI (HİPEREMEZİS GRAVİDARUM):

Gebelerin % 50’sinde bulantı-kusma yakınmalarına rastlanmakta ve % 0.5-1’inde bu yakınmalar çok şiddetli bir hale gelmekte ve kilo kaybına neden olabilmektedir. Tedavi gerektiren bu şiddetli bulantı-kusma durumu hiperemezis gravidarum olarak adlandırılmaktadır. İkiz gebeliklerde bulantı, kusma daha çok görülür. Hiperemezis gravidarum bebeğe zarar vermez, bebekte gelişme geriliğine ve bebeğin düşük doğum ağırlıklı olmasına neden olmaz. Hiperemezis gravidarum, anne adaylarında hipertansiyon, gebelik zehirlenmesi, düşük veya erken doğuma neden olmaz.

Gebelikte bulantı ve kusma için risk faktörleri: Unutulmamalıdırki tabiatı yaratan her şeyi bir denge içinde yaramıştır. Bebeği ve bulant-kusmayı aynı kaynak meydana getirmiştir. - Çoğul (ikiz, üçüz) gebelik, - Daha önceki gebeliğinde bulantı kusma olanlar, - Doğum kontrol hapı kullanırken bulantı kusma şikayeti olanlarda gebe kaldıklarında, - Araba yolculuğu veya hareketli eylemlerde bulantı olması, - Annenin veya kız kardeşin gebeliğinde bulantı kusma olması ,- Migreni olanlar'da bulantı kusma riski yüksektir. 

Tedavide neler yapılmalı? - Hafif ve kuru gıdalar yemeye çalışılmalı, - Günde 3 öğün yerine en az 6 öğün, az ve sık yemek yenmeli, - Sıvı alımı arttırılmalı, Yemeklerden 1 saat sonra su içmeye başlanmalı, - Dinlenmeli ve mümkün olduğu kadar stresten uzak durmaya çalışılmalı, - Evdeki düzen mide bulantısını azaltacak şekilde değişmeli, - Yatak istirahatı gerekirse hastanede damardan beslenmeye geçilmeli,  - Sabah bulantıları için uyandıktan sonra tuzlu çubuk kraker, bisküvi veya leblebi yenmesi faydalıdır, - Haşlama patates, ekmek, yumurta, peynir, yoğurt, pirinç pilavı, makarna, yenebilir, - Kızartma gibi yağlı yiyeceklerden kaçınılması gerekir, - Bulantıyı gidermede çok fazla faydası olmasada Doktorunuzun uygun gördüğü bulantı giderici ilaçlar kullanılabilirsiniz.

HAMİLELİK SIRASINDA KANAMA OLMASI:
Kanama gebeliğin başında, ortasında sonlarında her döneminde olabilecek bir durumdur. Kanama olması mutlaka doktora başvurulması gereken bir durumdur. Kanama çeşitli miktarlarda ve renklerde olabilir. Bazen bir kaç damla veya lekelenme şeklinde, bazen pembe, bazen kahverengi, kırmızı şekilde olabilir.
Kanamanın nedenleri: Gebeliğin hangi döneminde olduğuna bağlı olarak kanamanın farklı sebepleri vardır. Gebeliğin ilk üç ayındaki kanamaların en sık sebebi düşük tehtididir. Bunun dışında mol gebelik, dış gebelik gibi durumlarda da kanama olabilir. Gebeliğin daha ileriki dönemlerinde ve sonlarında olan kanamaların ise farklı sebepleri olabilir, örneğin bebeğin eşinin önde olması (plasenta previa), bebeğin eşinin ayrılması (dekolman), nişan kanaması, doğumun başlamasına bağlı kanama v.s gibi... Bunlardan hangisinin kanamaya sebep olduğunun mutlaka doktor tarafından araştırılması gerekir. Hemoroide (basur) bağlı makattan olan kanamalar ve idrar yolundan olan kanamalar da bazen vajinal kanamalarla karışabilir.
Gebelik ile ilgili olmayan kanamalar: Gebelik süresince meydana gelen kanamaların bir bölümü gebelik ile ilgili olmayabilir. Bunlar rahim ağzındaki yaranın kanaması, rahim ağzındaki polipler, vaginadaki bazı kitleler nedeniyle olabilir.

Kanamalı gebe hastanın tedavisi gebeliğin kaç haftalık olduğu, kanamanın sebebi, annenin ve bebeğin durumu gibi kriterler göre çok değişiklik gösterebilir. İleri gebelik aylarında (28. haftada ile doğum arasında) olan kanamalara antepartum kanama adı verilir. Antepartum kanamaların en sık nedeni dekolman plasentadır. Diğer nedenler plasenta previa, vasa previa, uterin rüptür olabilir. Servikal lezyonlar, polipler, vajinal neoplaziler gibi non-obstetrik sebepler de kanamaya neden olabilirler. Düşük tehtidi, mol gebelik, ve dış gebelikle ilgili bilgiler anormal gebelikler başlığı altında anlatılmıştır.

PLASENTA PREVİA (BEBEĞİN EŞİNİN ÖNDE, RAHİM AĞZINDA OLMASI):
Plasentanın bebeğin doğum yolu üzerine rahim ağzına yerleşmesine plasenta previa denir. Normalde plasenta rahim ağzı üzerinde bulunmaz, rahmin yanlarında veya yukarıda fundusta bulunur. Plasentanın yeri ultrason muayenesinde net olarak gözlenebilmektedir. Plasenta previa tanısı ultrason ile konur. Yaklaşık 300 gebelikte bir oranında görülür. Plasenta serviksi (rahim ağzını) tamamen veya kısmen kapatabilir veya sadece servikse yakın bulunabilir, buna göre 4 tipi vardır:
- Plasenta previa totalis: Plasenta internal servikal osu tamamen kapatmıştır. En sık görülen tip budur (%40).
- Parsiyel plasenta  previa: Plasenta serviksin internal osunu kısmen kapatmıştır.
- Marjinal plasenta previa: Plasenta serviks internal osun kenarında yerleşmiştir, kanalı kapatmamıştır ancak yine de kanamaya neden olabilir.
- Aşağı yerleşimi plasenta (Low-lying placenta): Plasenta alt uterin segmente uzanmıştır ancak servikal osun üzerinde veya sınırında değildir.
Kimlerde daha sık görülür? Risk faktörleri nelerdir?: - İleri anne yaşı, - Multiparite, - Sigara, - Çoğul gebelik (ikiz, üçüz) olması, - Daha önce  küretaj geçirmiş olmak, - Daha önce sezaryen geçirmiş olmak, - Daha önce rahim ameliyatı geçirmiş olmak, - Daha önceden plasenta previalı gebelik geçirmek, - Erkek fetuslarda daha sık görülmektedir, - Yüksek rakımda yaşayanlarda daha sık görüldüğünü bildiren araştırmalar vardır. (Oksijen azlığından dolayı plasenta kompase etmek için yüzey alanını genişletiyor.)
İlk bulgusu lekelenme tarzında açık kırmızı vaginal kanamadır. Bu kanama şiddetli de olabilir. Kanama sırasında rahimde kasılma olmaması ve hastanın ağrı hissetmemesi plasenta previa için karakteristik bulgulardır. Ancak bazen beraberinde doğum sancısı şeklinde ağrılar görülür. Bazı durumda plasenta previa plasentanın dekole olmasına yani erken ayrılmasına neden olur. Plasenta previa kanaması bebek olgunlaşmadan önce meydana gelmişse ve kanama miktarı azsa bebeğin olgunlaşmasına izin verilir. Annenin fiziksel aktivitesi de plasentadan kanamayı başlatabilmektedir. Bu nedenle hastanın fiziksel aktivitesi kısıtlanarak yatak istirahatine alınır. Cinsel ilişki de kanamayı başlatabileceğinden plasenta previalı hastalarda ilişki yasaklanır. Takipler sırasında bebek olgunlaşması tamamlandığında veya vaginal kanama ciddi boyutlara ulaştığında doğuma karar verilir. Kanama anne hayatını ve bebeği tehtid edecek kadar çoksa sezaryen ile acil doğum kaçınılmazdır. Yine gebeliğin miadında olduğu kanamalarda beklemek gerekmez ve doğum gerçekleştirilir. Doğum çoğunlukla sezaryenle olmaktaysa da nadiren plesentanın rahim ağzını fazla kapatmadığı durumlarda ve az kanama olan durumlarda normal doğum da olabilmektedir.
Vaza previa: Plasentadan bebeğe uzanan kordon damarları normalde amnios sıvısının içinden geçerler. Vasa previa durumunda ise damarlar amnios zarı üzerinde dallanma gösterirler. Bu dallanma genelde serviks hizasında olur. Üzerlerinde koruyucu Wharton jeli tabakası olmayan bu damarlar kese açıldığında kolaylıkla yırtılıp kanamaya neden olurlar. Kaybedilen kan fetusun kanı olduğundan fetal distres gelişimine ve kısa zamanda bebeğin ölmesine neden olabilir. Kanama olmasa bile bu damarlar basıya duyarlı olduklarından sıklıkla fetal distrese neden olurlar. Kanama ya da fetal distres olduğunda acil sezaryen gerekir. Vaza previa IVF (tüp bebek) gebeliklerinde daha sık görülür.
PLASENTANIN  (BEBEĞİN EŞİNİN) ERKEN AYRILMASI (DEKOLMAN PLASENTA, ABLASYO PLASENTA):
Plasentanın bebeğin doğumundan önce rahim duvarından ayrılmasıdır. Diğer kanama durumları gibi acilen doktora başvurmayı gerektirir çünkü hem anne hem bebek için ciddi riskler doğurabilir. Ablatio plasenta (Plasental dekolman) 200 gebelikten birinde ortaya çıkan bir durumdur. Ablasyo'nun en sık gözlenen belirtisi ağrıyla beraber koyu ve pıhtılaşmayan vajinal kanama olmasıdır. Özellikle şiddetli ayrılmalarda uterus serttir ve gevşemez. Annede hipotansiyon ve şok bulguları gelişebilir. Bebek kalp atımı bozulabilir. Bu durumun ne zaman, hangi gebelikte olabileceğini anlamak imkansızdır. Fakat bazı durumlar ablasyo riskinin artmasına neden olur. Bunlar arasında gestasyonel (gebeliğe bağlı) hipertansiyon, kronik hipertansiyon, preeklampsi, çok sayıda doğum yapmış olmak, sigara kullanımı, kokain alışkanlığı ve şiddetli beslenme bozukluğu sayılabilir. Karın bölgesine rastlayan darbeler (trafik kazası gibi) de bazen ablasyo gelişimine neden olabilirler. Ağır polihidramnios (amnios sıvısının artması) olan gebeliklerde amnios kesesinin kendiliğinden ya da doktor tarafından açılması esnasında uterusun hızlı boşalması da ablasyo gelişimiyle sonuçlanabilir. Ablasyo plasenta acil müdahale gerektiren bir gebelik hastalığıdır. Bebek ve anne hayatı tehlike altındadır. Bebek kalp atımlarından bebeğin durumu izlenir. Gebeliğin sonlandırılması anne ve bebeğin sağlık durumlarına göre planlanır. Genellikle gebelik acil sezaryenle sonlandırılır. Nadiren, bebek ve annenin durumu iyiyse, ablasyo miktarı çok az ve kanama durmuşsa ve doğum ağrıları yoksa herhangi bir şey yapılmadan izlemde tutulur. Nadiren bebek ve anne iyi, doğum sancıları varsa normal doğum denenebilir.
Dekolman plasenta için risk faktirleri: - İleri anne yaşı, - Multiparite, - Annenin sigara kullanması, - Kokain, - Hipertansiyon, - Travma, kaza v.b olaylar, - PPROM, - Polihidramnios, - İkiz, üçüz gebelikler, - Annede trombofilik hastalıklar, - Daha önceki gebeliklerde dekolman öyküsü (En fazla risk yaratan durum), - Plasenta anomalileri, - IUGR, - Uterin malformasyonlar, - Myoma uteri, - Plasenta sürkulvallata.
HAMİLELERDE KARINDA VE KASIKLARDA AĞRI OLMASI:
Gebeliğin erken haftalarında ve ilerleyen aylarda, doğuma yakın haftalarda çeşitli nedenlerle anne adayı zaman zaman karın ve kasık ağrısı hissedebilir. Bu ağrıların çeşitli sebepleri olabilir, bu sebeplerden bazıları önemsiz ve tedavi gerektirmez iken bazıları önemlidir ve tedavi hatta hastanaye yatış bile gerektirir. 
Gebeliğin ilk günlerinde hatta adetin geciktiğininin farkedildiği ilk günlerde karın ve kasık bölgelerinde hafif rahatsızlık hissi genellikle bir çok kadın tarafından hissedilir. Hamileliğin 3. ve 4. aylarından kasık bölgelerinde bıçak saplar gibi keskin bir ağrı hissedilebilir. Hareket etmekle, aniden ayağa kalkmakla bu ağrı birden şiddetlenebilir. Bu ağrının sebebi rahmin büyümesine bağlı rahim etrafındaki bağların ve ligamentlerin gerilmesidir. (Round ligament ağrısı) Rahmin büyümesine bağlı gelişen round ligament ağrısı genellikle sağ tarafta olur fakat her iki tarafta da olabilir. Kabızlık, şişkinlik ve gaz da karında rahatsızlık ve ağrı şikayetlerine sebep olabilir. Gebeliğin son aylarında Braxton-Hicks kontraksiyonları denilen yalancı doğum ağrıları da karın ağrısı hissedilmesine sebep olabilir. Bu kasılmalar düzensiz ve hafif şiddette olmasıyla ve dinlenmekle geçmesiyle gerçek doğum sancılarından ayrılır. Eğer bu tür kasılmalar sık ve şiddetli geliyorsa ve geçmiyorsa mutlaka doktora başvurmalısınız, gerçek doğum sancıları veya erken doğum eylemi belirtisi olabilir. Gebeliğin hangi döneminde olursa olsun ağrının eşlik ettiği veya etmediği her tür vajinal kanama durumunda mutlaka hemen doktora başvurmalısınız. Karın ve/veya böğür ağrısına eşlik eden ateş, bulantı, kusma, idrar yaparken yanma veya idrarda kan gibi şikayetler idrar yolları enfeksiyonundan kaynaklanıyor olabilir. Karının üst kısmında (özellikle sağ üstte karaciğer bölgesinde) ağrı ve buna eşlik eden baş ağrısı, bulantı, kusma, bulanık görme gibi şikayetler tansiyon yükselmesi (preeklampsi) işareti olabilir. Hamilelik sırasında nadiren pelvis yani leğen kemiği eklemlerinde aşırı ağrı hissi oluşabilir. Özellikle simfizis pubis bölgesinde (önde orta hatta pubis tüylerinin olduğu bölgeye denk gelen eklem yeri) hormonlara bağlı eklemde aşırı gevşemeye bağlı çatı kemiği ağrısı (pubik ağrı) denilen şiddetli ağrılar olabilmektedir. Bu hormonlar doğum kanalını bebeğin doğumuna hazırlık amacıyla gevşetirler. Yumurtalık (over) kistleri de gebelik sırasında nadiren oluşabilir ve yırtılma (rüptür), burkulma (torsiyon) gibi nedenlerle kasık ağrısına neden olabilir. Gebelikte kasık ve karın ağrısının "gebelikle ilgisi olmayan" bir nedeni de olabilir. Örneğin apandisit, safra kesesi iltihabı (kolesistit) , divertikülit, mide ülseri gibi bir çok neden karın ağrısı nedeni olabilir. Bu nedenle gebelikte karın ağrısının sebebi çok dikkatli araştırılmalıdır, gebeliğe bağlı normal bir kasık ağrısı mı, gebelikle ilgili bir probleme bağlı ağrı mı, yoksa gebelikle ilgisi olmayan bir hastalığa bağlı ağrı mı ayırtedilmelidir. Tedavisi ağrının sebebine göre planlanır.
HAMİLELİKTE BEL VE SIRT AĞRISI  OLMASI:
Hamilelik sırasında en çok belirtilen şikayetlerdendir bel ağrısı ve sırt ağrısı. Bu şikayetler genellikle doğumdan 2-3 ay sonra kaybolur. Gebelik sırasında fetusun giderek büyümesi ve ağırlaşması bel ağrısının başlıca nedenlerindendir. Diğer bir neden de gebelik sırasında vücuttaki bağlarda gevşemeye neden olan hormonların (relaxin) artmasıdır. Bu gevşemenin amacı bebeğin doğum kanalından rahat geçmesini sağlamaktır.
Gebelik sırasında bel ağrısını azaltmak için alınabilecek önlemler: - Uzun süre ayakta kalmamak ve uzun süre yürümekten kaçınmak, - Çok ağır yükler kaldırmamak, - Sizi rahatsız edecek pozisyonlarda uzun süre kalmamak, - Sırt kaslarını kuvvetlendirecek egzersizler yapmak.
Bel - sırt ağrılarının hafiflemesi, azalması için öneriler: - Gebelikte karında ağırlaşma ve eklemlerde gevşemeye bağlı olarak duruş değişir. Vücudun duruşunu doğru biçimde yani göğüs ileride, kamburlaşmadan, baş dik, omuzlar geriye doğru olacak şekilde tutmak bel sırt ağrılarını azaltacaktır, - Hamilelikte ayakkabılar çok az topuklu olmalıdır. Tamamen düz tabanlı veya uzun topuklu ayakkabı tercih edilmemelidir, - Yerden bir eşya alırken dizleri bükmeden sadece belden eğilerek almak sakıncalıdır. Dizleri bükerek çömelmeli ve aldıktan sonra aynı şekilde doğrulmalıdır, - Gebelik döneminde sırt üstü yatmak yerine yan yatmak sırt ağrılarını azaltabilir, - Çok yumuşak yatak kullanmamak gerekir, - Sandaleyde otururken belin arkasına bir destek yastık koymak faydalıdır, - Egzersiz yapmak bel ağrılarını azaltmak için en faydalı yöntemlerden birisidir, - Beli destekleyen kemerler kullanılabilir, - Hamilelik boyunca fırsat buldukça bacaklarınızı yüksek bir yere koyarak uzanın ve bol bol dinlenin, - Ayakta uzun süre durmayın,  - Uzun süre yürümeyin, - Ağır eşyalar kaldırmayın, - Bele ılık-sıcak pedler, havlular uygulamak veya masaj yaptırmak faydalıdır.
HAMİLELİK DÖNEMİNDE EGZERSİZ VE SPORUN FAYDALARI:
Gebelikte egzersiz çok faydalıdır ancak her gebenin egzersize başlamadan önce doktoruna bir sakıncası var mı diye danışması gerekir. Gebeliğinize özel riskli bir durum yoksa doktorunuz egzersiz yapmanıza izin verecektir. Genellikle 3. ay bittikten sonra egzersizlere başlanılması önerilir.
Gebelikte egzersiz ve sporun faydaları: - Bel ve sırt ağrılarını azaltır, - Uyku problemini azaltır, - Anne adayının hem fiziksel hem psikolojik olarak kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, - Gebelikteki duruş ve vücut şekil bozukluklarını azaltır, - Normal doğumu kolaylaştırır, kısaltır, sancıyı azaltır, - Doğum sonrasında anne vücudunun daha kolay toparlanmasını sağlar (Doğum sonrası da egzersiz yapılmalıdır.), - Annenin kendine güvenini arttırır, - Annenin daha uygun şekilde kilo almasını sağlar, - Gebelikte oluşan şişlik ve ödemleri azaltır.
Gebelikte egzersiz düzenli olarak yapılmalıdır. Ara vermek, bazen yapıp bazen yapmamak faydalı olmadığı gibi zararlı da olabilir. Bu nedenle haftada ortalama 3-4 gün (2 günde bir) düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır. Egzersizde amaç asla kilo vermek veya almayı engellemek değildir, bu amaçla yapılmamalıdır. Egzersiz yaparken uygun beslenmenize dikkat ettiğinizde her gebe gibi normal şekilde kilo alırsınız. Zaten gebelikte kilo almayı engelleyecek kadar ağır ve uzun egzersizler önerilmemektedir. Egzersiz aşırı uzun ve sizi nefes nefese bırakacak kadar ağır olmamalıdır. Ortalama 20-30 dakika egzersiz uygundur ve aşırı terleme, bitkinlik, nefes nefese kalma, çarpıntı olmayacak şekilde ayarlanmalıdır. Egzersiz süresince 5-10 dakikada bir kısa dinlenmeler ve nefes alarak rahatlamalar yapılmalılıdr. Her zaman egzersize başlamadan önce 5 dakika yavaş yavaş ısınma hareketleri yapılmalıdır ve egzersiz bırakılırken de yavaş yavaş bırakılmalıdır.
Anne adayının günlük işlerinde dikkat etmesi gerekenler: - Ev işleri yaparken, toz alırken, yerleri temizlerken dizleri üzerinde durmalıdır. Belinden bükülerek eğilmemelidir, - Sırt üstü yatarken kalkıp oturmak için önce yan dönüp sonra kollardan kuvvet alarak kalkmalıdır, - Sandalyeden, ağırlığını bacaklarına verip destek alarak kalkmalıdır.
Gebelikte egzersiz için sakınca oluşturan riskli durumlar: - Yüksek tansiyon, - Erken membran rüptürü (Suların gelmesi), - Bu gebeliğinde veya önceki gebeliklerde erken doğum tehtidi olması, - Servikal yetmezlik veya rahim ağzına serklaj dikişi atılması, - Gebelik sırasında kanama olması, - Bebekte gelişme geriliği olması,
Gebelikte ne tür egzersiz ve sporlar yapılabilir?
Gebelikte en uygun ve en risksiz, yapılması en kolay egzersiz yürüyüştür. Yürüyüşü yavaş veya hafif hızlı tempoda yapabilirsiniz. Kendinizi aşırı yormayacak, aşırı terletmeyecek kadar yaklaşık yarım saat yürüyüş yeterli olacaktır. Gebeliğin her ayında yapılabilir. Yavaş tempoda koşu da gebelikte yapılabilir ancak yürümeye göre daha risklidir, ayağınızın takılıp düşme riskine karşı çok dikkatli olmalısınız. Son aylarda karın çok büyüdüğü için yapılması uygun değildir. Yüzme de gebelikte en çok tavsiye edilen sporlardan birisidir. Risksizdir ve çok faydalıdır. Gebeliğin her ayında kolayca yapılabilir.
Gebelikte kaçınılması gereken sporlar nelerdir?
Bisiklete binmek düşme tehlikesi nedeniyle önerilmez. Ağırlık kaldırılan sporlar önerilmez. Basketbol, voleybol, tenis gibi top ile yapılan sporlar karın bölgesine top çarpabileceği için önerilmez. (Plates de top ile yapılıyor ancak böyle bir risk yok.) Ata binme düşme riskinden dolayı önerilmez. Dövüş sporları, dağcılık, dalış sporları önerilmez.
Evde ne tür egersiz hareketleri yapılabilir?:Gebelikte en önemli kas grupları 1)karın kasları, 2)sırt-bel kasları ve 3) pelvis kaslarıdır. Sırt ve bel kaslarını güçlendirmek gebelikte bel sırt ağrılarını engeller. Karın kaslarını güçlendirmek doğumu kolaylaştırır ve doğum sonrası normalde çabuk dönmenizi sağlar. Pelvis kasları da doğum yolundaki kaslardır, bunların güçlendirilmesi doğumu kolaylaştırır ve doğum sonrası idrar torbası sarkması gibi şikayetleri önler.
- Bağdaş kurup oturun ve vücudunuzu dik tutun, başınızı öne arkaya 10 kere eğin. (3 tekrar)
- Aynı hareketi ellerinizi başınızın arkasında birleştirerek 10 kere daha tekrarlayın, böylece boyun kaslarınızı gerdirmiş olacaksınız. Bu harekette vücudunuzu eğmeyin, dik dursun. (3 tekrar)
- Bağdaş pozisyonunda öne doğru eğilin ve sırt kaslarınızı gerdirin. Öne eğik şekilde 10 saniye durun sonra doğrulun. (5 tekrar)
Aynı hareketi bir omuzunuzu karşı çaprazdaki dize değdirmeye çalışır gibi yapın ve bu şekilde doğrulmadan 10 saniye durun, sonra doğrulun. (5 tekrar)
- Yere sırt üstü uzanın ve ayaklarınızı dizler hafif kırık olacak şekilde uzatın. Ellerinizle ayaklarınıza ulaşmaya çalışacak şekilde doğrulun ve tekrar yatın (mekik çeker gibi). Bunu 10 kere tekrar edin. Bu hareket gebelik ve doğum için en önemli kas grubu olan karın kaslarının çalışmasını sağlayacaktır.
- Ayakta dik durun ve bacağınızı kırmadan yana doğru açıp tekrar indirin. Bunu 10 kere tekrarlayın. Bu sırada vücudunuzu eğmeyin, dik durmaya devam edin, bacaklarınızı kırmayın.
- Yere sırt üstü uzanarak dizlerinizi hafif kırın. Bu sırada kalça kaslarınızı kasın. Sanki idrar yaparken idrarınızı tutmaya çalışır gibi.. Bu pelvik tabandaki yani doğum yolundaki kasları güçlendirecektir. - Ayakta dik dururken kollarınızı yanlara omuz hizasına kadar açıp yavaşca tekrar yere indirin. 10 kere indirip kaldırın kolunuzu. (Her kol için 3 tekrar)
- Sandalyeye dik oturun ve tek bacağınızı yere paralel olana kadar dizden bükerek yavaşca yukarı kaldırın. Bacağınızın dizden yukarıda olan kısmı hareket etmemelidir. Bacağınızı yavaçca tekrar yere indirin. Bunu 10 kere tekrarlayın. Daha sonra diğer bacakla aynı harketi yapın. (3 tekrar)
- Duvara sırtınızı yaslayın. Bacaklarınızı duvardan bir karış önde yerde sabit tutun. Bu sırada yavaşca yere oturup kalkın, ayaklarınız yer değiştirmesin. Bunu 10 kere yapın.
 
HAMİLELİKTE PUBİK EKLEMDE AYRILMA VE AĞRI OLMASI:
Pubik bölge veya çatı kemiği denilen bölge vajen üstündeki tüylenmenin olduğu bölgedir. Bu bölgede gebelik sırasında veya doğum sonrasında ağrı olabilir. Gebeliğin 10. haftasından sonra pubik kemikte genişleme ve ayrılma başlar. Bu gebelikte artan relaxin hormonunun etkisiyle eklemlerde gevşeme olmasına bağlıdır. Bel ve sırt ağrısına kıyasla daha nadir görülen bir durumdur.
Pubik ağrı riskini arttıran durumlar: - İri bebek, - Fazla doğum yapmak, - Doğumun çok hızlı veya çok uzun sürmesi, - Doğumda forseps uygulanması gibi müdahaleler, - Daha önceden kalçaya, pelvik bölgeye travma veya kaza, ameliyat geçirmek.
Pubik bölgede ağrı, hassasiyet, şişlik olabilir ve ağrı bele, kalçaya, bacağa vurabilir. Ağırlık kaldırma, merdiven çıkma, yürüme gibi durumlarda ağrı artabilir. Yatakta dönerken, ayağa kalkarken ağrı olabilir. Tedavisinde yatak istirahati ve çeşitli egersizler verilir, antiinflamatuar ağrı kesici ilaçlar kullanılır.
Pubik Kemikte Ayrılma (Diastasis Simfizis Pubis): Gebe olmayan insanlarda pubik kemikler arasındaki eklem mesafesi yaklaşık 4-5 mm kadardır. Gebelikte artan relaxin hormonunun gevşetici etkisi ile bu aralığın bir kaç mm artması normaldir. Gebelikte aralığın 9 mm'ye kadar artması normal kabul edilir. Bu normal ayrılma doğumun kolay olması için gereklidir. 10 mm ve üzerinde ayrılma olduğunda ise anormal bir ayrılmadan bahsedilir.  Bu derece aşırı ayrılma olması gebelikte veya doğum sırasında olabilir ve şiddetli ağrı ile eklem disfonksiyonuna sebep olabilir. Sıklıkla istirahat, egzersiz ve antiinflamatuar ilaç tedavisi sonrası 6-8 haftada iyilelme izlenir. Nadiren ameliyat ile fiksasyon gerekebilir.
HAMİLELİKTE KARINDA OLUŞAN ÇATLAKLAR  (STRIA GRAVIDARUM):
Gebelik ilerledikçe ve cilt gerildikçe oluşan çatlaklar öncelikle sizin cilt yapınızla ilgilidir, cildiniz esnekse ve çatlak oluşturmaya yatkın yapıda değilse hiçbir ürün kullanmamanıza rağmen çatlak oluşmayabilir. Nemlendirici kremler veya badem yağı gibi doğal ürünler kullanmayı deneyebilirsiniz (faydası kanıtlanmamıştır). Aile öyküsü ve genetik yatkınlık ya da daha önceki gebeliğinizde çatlak oluşması çatlakların ortaya çıkmasında önemlidir. Anneniz ya da kız kardeşlerinizde varsa sizde de görülme riski artar. Gebelikte aşırı kilo alanlarda çatlaklar daha çok oluşmaktadır. Gebelik sırasında sıvı alımı az olursa cilt elastikiyeti azalacağı için çatlaklar daha çok olur, bu nedenle bol sıvı tüketilmelidir. Çatlaklar karın dışında kol ve bacakalarda da oluşabilir ve bazen kaşıntı da eşlik edebilir. Özetle çatlaklar kişinin cilt yapısıyla ilgilidir. Bu nedenle cilt yapısı çatlamaya yatkın olan gebeler önlemek için ne kullanırlarsa kullansınlar çatlama olmaktadır. Cilt yapısı çatlamaya yatkın olmayan gebelerde ise hiçbir krem, yağ v.b kullanmamalarına rağmen çatlak oluşmamaktadır. Doğumdan sonra çatlak bölgeleri genellikle solar ve belli olmaz hale gelir. Bazı annelerde doğumdan sonra az ve soluk şekilde çatlaklar görülmeye devam eder.
Çatlaklar için önlemler: - Aşırı kilo almaktan kaçınmak, - Bol su ve sıvı tüketmek, - Nemlendirici kremler ve badem yağı kullanmak, - Sağlıklı beslenme kurallarına dikkat etmek. (detaylı bilgi için tıklayın), - Egzersiz yapmak.
GEBELİKTE  BACAK KRAMPLARI, BACAK AĞRISI OLMASI: 
Gebelerde bacaklarda kramp hissi sık rastlanan yakınmalardan biridir.
Bacak kramplarının gebelikde serum kalsiyumunun azalması , fosforun artmasına bağlı olduğu sanılmaktadır o yüzden tedavide fosfor içeren gıdaların (süt gibi) azaltılıp kalsiyum alımının arttırılması önerilmektedir. Bunun için doktorunuz kalsiyum ve magnezyum içeren ilaçlar önerebilir. Ayrıca fosforu tutan mide şuruplarının yemeklerden önce içilmesi ile fosfor emilimi azaltılabilir. 
Masaj , ısıtma ve germe gibi hareketlerin faydası olabilir. Yürürken veya gerinirken baş parmaklarınızı ileri doğru uzatmayınız. Bu bacak arkasında şiddetli krampları uyarabilen bir harekettir. Yürürken daima topuk ile yere temas ediniz.
Gebelikte bacaklarda kramp ve kasılma neden olur?: Hamilelerde bacaklara kramp girmesi sık görülen şikayetlerden birisidir ancak kesin sebebi net olarak bilinmemektedir. Krampların oluşmasında etkili olduğu tahmin edilen bazı faktörler şunlardır: - Magnezyum eksikliği, kalsiyum eksikliği, fosfor fazlalığı gibi mineral değişiklikleri, - Rahmin büyümesine ve ağırlaşmasına bağlı bacaklara binen yükün artması, - Büyüyen rahmin bacaklardan gelen toplar damarlara bası yapması, - Büyüyen rahmin bacak sinirlerine bası yapması, - Bacaklarda şişkinlik, ödem ve kilo alımına  bağlı yağ birikmesi. Bu sayılan nedenler daha çok ayakta dururken karnın ağırlık yapmasına bağlı gibi görünmesine rağmen bacak krampları sıklıkla geceleri görülür. Anne adayını gece uyurken bile aniden uyandırabilecek ve rahat uyumasını engelleyecek şekilde sık olabilir.
Hamilelikte krampları azaltmak için öneriler: - Uzun süre bacak bacak üzerine atarak oturmaktan kaçının, -Gündüz ve gece yatmadan önce bacak kaslarını iyice uzatarak gerdirin, - Otururken, televizyon izlerken, yemek yerken bacaklarınızı hareketsiz bırakmayın. Ayak bileğinizi ve ayak barmaklarınızı çevirin, hareket ettirin, - Her gün yürüyüş yapın, - Kendinizi çok yormayın, - Dinlenmek için uzandığınızda sol yanınıza doğru yatın, - Gün içerisinde bol bol su için, - Uyumadan önce bacaklarınıza hafif sıcak ılık su ile masaj yapın, - Hamilelik dönemine uygun ayakkabılar kullanın. ( 2-3 cm kısa topuklu bir ayakkabı)
Hamilelikte Bacaklarda ağrı ve uyuşma: Hamilelerde bacaklarda kramp dışında ağrı ve uyuşma da nadiren olabilmektedir. Ayakta çok durmak ve fazla kilo almak bunda önemli bir etkendir. Bu durumda öncelikle kadın doğum uzmanınıza başvurmanız uygun olacaktır, kadın doğum uzmanınız gerekli görürse ortopedi veya nöroloji gibi bölümlerle konsültasyon yapacaktır. Nadiren bacakta sinir sıkışması nedeniyle uyuşma, karıncalanma, yanma batma hissi, iğnelenme, kas çekilmesi, istemsiz kasılmalar gibi belirtiler meydana gelebilir.
Hamilelikte Kramplarda Tedavi: Bacak krampları için en etkili tedavi yukarıda anlatılan önlemlerdir. Bazen bacak kramplarını azaltmak için magnezyum veya kalsiyum ilaçları verilmektedir ancak bir çok araştırma bu ilaçları alanların şikayetlerinde hiçbir değişiklik olmadığını göstermiştir.
HAMİLELİKTE UYKU PROBLEMLERİ OLMASI:
Gebeliğin ilk aylarında sıklıkla uykuya yatkınlık olur ve anne adayı uyku sorunu yaşamaz. Fakat ilerleyen aylarda ve özellikle son aylarda çeşitli nedenlerden dolayı rahat ve yeterli uyuyamama problemleri olur. Rahat ve yeterli uyuyamama nedenleri: 
- Gece sık sık idrara çıkma, - Karnın aşırı büyümesi nedeniyle yatakta rahat pozisyonda yatamamak, - Gece bacaklara kramp girmesi, - Bacaklarda belde ve sırtta olan ağrılar, - Nefes darlığı, - Yatınca ağza acı su gelmesi.
Anne adayı gebelikten önce uyumaya alışkın olduğu pozisyonda gebelikte vücut şeklinin değişmesinden dolayı zorlanabilir. Gebelikte sırt üstü yatmak önerilmez, annenin sol yanına yatması önerilir. Son aylarda karnın aşırı büyümesinden dolayı anne bu pozisyonlarda zorlanabilir ancak bebeğin sağlığı için sol yana dönük yatmak uygundur. Sol yana dönüldüğünde damarlar üzerindeki baskı azalır ve bebeğe daha fazla kan gider. Sol yanda yatarken bacaklarınızı bükerseniz ve aralarına yastık koyarsanız daha rahat edersiniz. Yan yatış pozisyonu nefes darlığını da azaltacaktır. Eğer yatarken ağzınıza su gelmesi oluyorsa vücudunuzun üst kısmını yükseltecek şekilde yastıklar koyabilirsiniz. Gebeliğin ilk aylarında sırt üstü dahil her pozisyonda yatılabilir, bir zararı olmaz. Uyurken sırt üstü ve karın üstüne yatma pozisyonlarından kaçınmak gerekir. Sırt üstü yatma pozisyonu nefes darlığı, hemoroid, ağza su gelmesi problemlerine sebep olur ve bebeğe giden kan akımını azaltır. Karın üzerine yatma pozisyonu karına baskı yapacağından zararlı olabilir ve zaten karnın büyümesinden dolayı rahatsızlık verecektir.
Gebelikte uyku problemlerini azaltmak için doğru uyuma pozisyonu dışında; Akşam uyumadan önce sıcak duş almak uykunuzu getirmeye yardımcı olabilir. Akşam saatlerinde çok fazla çay, kahve içmekten kaçınmalısınız. Yatmadan önce ılık süt içmek faydalı olabilir. Her gün aynı saatte yatmaya ve sabah aynı saatte kalkmaya özen gösterin. Gündüzleri egzersiz veya yürüyüş yapmak uyku açısından da faydalıdır.
GEBELİKTE KAŞINTI OLMASI:
Gebe kadınların yaklaşık %20'si çeşitli derecelerde kaşıntıdan şikayetci olmaktadır. Gebelik sırasında vücutta kaşıntı çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir, hangi nedenle olursa olsun gebelikte kaşıntı mutlaka doktora başvurulması gereken bir durumdur. Bunların en bilinenlerinden birisi gebelik kolestazı olup aşağıda konu olarak anlatılmıştır. Bunun dışında gebelikte karın ve diğer bölgelerin gerilmesine bağlı oluşan çatlaklar da kaşıntıya sebep olabilir. Allerji, egzema, kontakt dermatit, ciltte mantar enfeksiyonu ve diğer dermatolojik hastalıklar da gebelik dönemine rastlamış olabilir. Böcek sokması, uyuz, bitlenme diğer sebepler arasında sayılabilir. Gebelikte terleme artışına eğilim vardır ve bu da kaşıntıya sebep olabilir. Vajina çevresindeki kaşıntılar vajinada mantar enfeksiyonuna bağlıdır genellikle. Anüs (makat) çevresindeki kaşıntılar hemoroid veya bazı barsak parazitlerine bağlı oluşabilir. Gebe kadınların bazılarında el ve ayaklarda kızarıklık ve kaşıntı olmaktadır. Bu durumun gebelikte artan östrojen hormonuna bağlı olduğu düşünülmektedir ve doğumdan kısa süre sonra geçmektedir.
Kaşıntı'nın Tedavisi: Kaşıntının sebebine göre tedavisi yapılır. Çatlaklara bağlı kaşıntı durumunda nemlendirici kremler ve bademyağı kullanılabilir.
Gebelik Kaşıntısı (Gebelik intrahepatik kolestazı): Gebeliğin İntrahepatik Kolestazı (GİK) (pruritus gravidarum, ikterus gravidarum gibi isimlerde kullanılır) safranın karaciğerde birikmesi anlamına gelir. “Obstetrikal Kolestaz” yani gebeliğe bağlı safra birikmesi olarak da adlandırılır.Gebeliğin 3. ayından sonra ortaya çıkar.Gebeliğe bağlı gelişen bir durum olduğu için genelde doğumdan kısa bir süre sonra kaybolur. Tanı konulurken safra kesesi taşı ve karaciğer iltihabı olmadığından emin olunmalıdır. Tanı yapılan ultrasonografi ve kan tahlilleriyle kesinleştirilir. Yaklaşık 500-1000 gebelikte bir rastlanan bir hastalıktır. Gebelik kolestazının nedeni henüz aydınlatılamamıştır. Estrogen ve progesteron hormonlarının (özellikle östrojen) hastalığın gelişmesinde rol oynayabileceği düşünülmektedir İlk belirti kaşıntıdır. Genelde 7. ve 8. aylar arası başlar. Öncesinde bulantı, kusma, karın ağrısı gibi kaşıntının habercisi olan şikayetler oluşabilir. Ciltte herhangi bir anormallik görülmez. Kaşıntı genelde karın bölgesinden başlar, gövdeye, bacak ve kollara, avuç ve tabanlara yayılabilir. Daha ciddi durumlarda göz kapaklarında ve ağız içinde de kaşıntı oluşabilir. Kaşıntı genelde doğumdan 3-7 gün sonra azalır. Kaşıntı genelde tedaviye cevap vermez. Ilımlı kaşıntılarda serin banyo, yumuşatıcı ve nemlendirici kremler önerilebilir. Hastaların %10-15’ inde sarılık gelişebilir. İdrar koyulaşır ve dışkı rengi açıklaşır. Kanda safra asitleri (kenodeoksikolik asit, deoksikolik asit, kolik asit) , alkalen fosfotaz, 5'-nükleotidaz ve bilirubin düzeyleri yükselir. Karaciğer transaminaz enzimleri (ALT, AST) normal veya hafif yüksek olabilir. Serum total ve direkt bilirubin seviyelerinde hafif veya orta derecede artış izlenir.
GİK gebelik ile ilgili bazı riskleri beraberinde getirir. Bunlar arasında prematürite, erken doğum, amniyon suyunun mekonyumla (bebeğin dışkısı) kirlenmesi, kalp atım hızında anormallik sayılabilir. Bu nedenle hastalık sırasında sıkı gebelik takibi, fetüsün sık monitorize edilmesi, annedeki rahatsızlıkların giderilmesi ve K vitamini desteği yapılması gerekmektedir. Genellikle daha sonraki gebeliklerde de tekrarlama eğilimi gösterir.
HAMİLELİKTE PSİKOLOJİK DURUM DEĞİŞİKLİKLERİ OLMASI:
Hamilelik döneminde anne vücudunda birçok fizyolojik değişiklikler olmakla beraber psikolojik, ruhsal ve duygu durumu ile ilgili değişiklikler de olabilmektedir. Gebelikte yaşanan psikolojik sorunlar çok hafif formlarda ciddi formlara kadar (depresyon gibi) değişkenlik gösterebilmektedir.
Psikolojik ve duygusal sorunların başlıca nedenleri: - Hamilelik ve annelik ile ilgli duygu karmaşası, çelişkili duygular içerisinde olma, - Gebelik testi sonuçlarını beklemeye bağlı gelişen stres, - Annenin vücudunda meydana gelen şekil ve kilo değişimlerinin rahatsız etmesi, - Annenin hamilelikte ve sonrasında vücudunun güzellik ve cazibesinin azalacağından korkması, - Doğum ve sancılar, ağrılar ile ilgili korku ve endişeler, - Bebeğin sağlık durumu ile ilgili endişeler, - Çocuk sahibi olamanın getireceği sorumluluk ile ilgili kaygılar, - İyi bir anne olabilecek miyim endişesi, - Eş ve diğer aile bireylerinden yeterli destek ve ilgi görememesi ve doğumdan sonra da görememe korkusu, - İstenmeyen gebelikler, istenmeden yapılan evlilikler, - Ekonomik sıkıntılar, - Kadının eşi ile ilgili endişeleri, anlaşamama veya eşinin nasıl bir baba olacağı konusunda endişeler.
Gebelikte Depresyon olması: Hamilelik depresyonu (antepartum depresyon) anne adaylarının yaklaşık %10-20'sinde görülen bir durumdur. Hamilelik dönemi bir anne adayı için sevinç, heyecan, mutluluk gibi duyguların yanı sıra zaman zaman korku, endişe gibi duyguları da getiren inişli çıkışlı duygu durumlarına neden olan bir dönemdir.  Bu nedenlerle ve ayrıca hamilelikteki hormonal değişikliklerin de etkisiyle anne adaylarının bir kısmında depresyona kadar varan duygu durum değişiklikleri görülebilmektedir. Daha eskiden geçirilen bir depresyon, aile ilişkilerindeki sıkıntılar, gebelik öncesi ve gebelik sırasında çıkan tıbbi problemler, stres gibi durumlarda gebelik depresyonuna katkıda bulunmaktadır.
Hamilelik depresyonu belirtileri: - Sürekli üzüntü hali, - Konsantre olamama, - Çok az veya çok uzun süre uyuma, - Normalde hoşlanılan aktivitelerden artık zevk almama, - Umutsuzluk, intihar ve ölüm gibi düşüncelere kapılma, - Anksiyete, aşırı sinirlilik, - Suçluluk veya değersizlik hissi, -  Yeme alışkanlıklarında değişiklik, - Sosyaleşmekten kaçınmak, - Unutkanlık, - Sürekli ve aniden ağlama atakları, - Cinsel isteksizlik
Gebelik depresyonu'nun tedavisi: Hamilelik depresyonu mutlaka tedavi gerektiren bir durumudur, geciktirilmemelidir, nasıl olsa doğumdan sonra  geçer düşüncesiyle ertelenmemelidir. Tedavi edilmediği taktirde hem anne hem bebek açısından çeşitli sakıncalar doğurur. Gebelik depresyonundaki anne gebelik takiplerine, ilaçlarına, beslenmesine gerekli özeni gösteremez. Bu durumu yaşayan annelerden doğan bebekler diğer bebeklere göre daha az aktif görülür ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite, ajidite gibi durumlar daha sık rastlanır. Bu sıralanan belirtilerden bir kısmını kendinizde farkettiğinizde hemen doktorunuza başvurmalısınız. Doktorunuz gerekirse bir Pskiyatri konsultasyonu isteyecektir. Psikiyatri uzmanı tarafından psikoterapi veya diğer yöntemlerle gerekli tedavi uygulanarak hamileliğinize mutlu bir şekilde devam etmeniz sağlanacaktır.
Hamilelikte duygusallık, hassaslık ve ağlama krizleri: Hamileliket vücutta bir çok sistemde görülen fizyolojik değişikliklerin yanısıra psikolojik değişiklikler, duygusal dalgalanmalar da görülebilir. Bunlar hamilelikteki fizyolojik ve hormonal değişikliklere bağlı olarak hafif ve nadiren şiddetli formda olabilir ancak psikolojik problemler ciddi boyutta ise ve sık sık oluyorsa mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Hamilelikte duygusal hassaslığın değişen hormon düzeyleri ile ilgili olduğu düşünülmektedir.
Aniden, sebepsiz yere ağlamak: Bazen çok ufak sebeplerden dolayı, aniden ve aşırı gözyaşları içerisinde ağlama görülebilir. Bu esnada anne adayı genellikle ilgisizlik, korku, endişe gibi duygular içerisindedir. Bu tür problemler günlük hayatınızı ve mutluluğunuzu etkilemeyecek boyutta ve çok nadir olabilir. Ancak günlük yaşantınızı etkileyen, sürekli üzgün, depresyonda, korku içerisinde, kendinize zarar verdiğini düşündüğünüz derecede yoğun yaşıyorsanız bu problemleri mutlaka  doktorunuzla ve gerekirse bir psikiyatri uzmanı ile görüşmelisiniz. Bu tür ağlama krizleri (ağlama nöbetleri) hamilelik depresyonu (gebelik depresyonu) belirtileri olabilir.
Anne adaylarının ağlamak konusunda en çok merak ettikleri soru  ağlamanın bebeğin sağlığına zarar verip vermeyeceğidir. Cevabı hem evet hem hayırdır. Yani nadiren ağlamak ve göz yaşları dökmek, bağırarak ağlamak gibi durumlar annelerin sandığı gibi bebeklerine zarar vermez. Ancak ağlamaya yukarıda anlatılan diğer belirtiler eşlik diyorsa ve depresyon, anksiyete bozukluğu, aşırı stres, sürekli üzüntü, iştahsızlık, yemek yiyememe gibi belirtiler varsa bu durumda anne zarar göreceği için doğal olarak bebek de zarar görebilir. Annenin sürekli üzgün olması, iyi beslenememesi, bol sıvı alamalası, yaşama sevincini kaybettiği için dışarı çıkamaması, yürüyüş yapmaması gebelik açısından istenmeyen ve zararlı sonuçlar doğurabilecek durumlardır. Bu nedenle bu belirtilerin varlığında mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Tedavi için bir psikiyatri uzmanıyla konuşmanız ve sorunlarınızı anlatmanız neticesinde alacağınız fikirler çoğunlukla durumun düzelmesine yeterli olur. Hamilelikte ilaç tedavisi verilmeden bu tür durumlar hemen her zaman düzelir.
Gebelikte stres, üzüntü, sıkıntı gibi durumların bebek üzerindeki etkileri: Anne adayları hamilelik döneminde gebelik ile ilgili problemlerden dolayı veya başka nedenlerden dolayı zaman zaman stres, üzüntü, sıkıntı, ağlama, bunalım, depresyon, sinirlenme, aşırı kızgınlık, öfke gibi durumlarla karşı karşıya kalabilirler. Yapılan araştırmalar anne adayında oluşan bu stres durumlarının anne karnındaki bebeği de etkileyebildiğini göstermektedir. Bu etkilenmenin başlıca nedeni annenin stres yaşaması durumunda artan stres hormonlarının (kortizol, adrenalin) anne kanı aracılığıyla bebeğe de geçebilmesidir.
Hayvanlar üzerinde ve insanlar ile yapılan bir çok araştırmada anne adayının yaşadığı ciddi stresin bebek üzerinde bazı olumsuz etkilerde bulunduğunu gösterimiştir.
Bu istenmeyen durumlar şunlardır: - Düşük riskinde artma, - Erken doğum, - Doğum ağırlığının az olması, - Bebeğin zihinsel fonksiyonlarında azalma, - Dikkat eksikliği, - Hiperaktivite, - Duygusal problemler, - Sinirlilik
Bazı araştırmalar annenin hamilelik sırasında büyük depremler ve benzeri ciddi doğal felaketler nedeniyle çok ciddi psikolojik travma ve stres yaşamasının bebeğin ergenlik yaşlarına geldiğinde depresyon, şizofreni gibi ciddi psikolojik rahatsızlıklıklara yakalanma riskinin arttığını göstermiştir.
Hamilelik sıraasında stresi ve yukarıdaki riskleri azaltmak için öneriler: - Sizi strese sokan durumları not edin ve çözümü için uygun tanıdıklarınız veya doktorunuz ile paylaşın, - Sağlıklı beslenmeye özen gösterin, - Düzenli uyuyun, - Doktorunuzun önerileri doğrultusunda uygun egzersiz ve spor programları yapın, - Gebelik ve doğum hakkında bilginizin az olmasından dolayı endişe hissediyorsanız doktorunuzdan bu konuda bilgi alın. Bilgisizlik korku ve endişeye neden olur, - Kendi kendinize baş edemediğiniz veya ciddi düzeyde bir psikolojik probleminiz varsa mutlaka bir psikiyatri uzmanı ile bunu paylaşın.
DOĞUM SONRASI DEPRESYON VE PSİKOZ OLMASI:
Doğum sonrası 4 hafta içerisinde bir atak ortaya çıkarsa tanı konur. Doğum sonrası dönemle ilgili 3 depresif teşhis vardır. Birincisi, annelerin yarısından fazlasında görülen, gebelikle ilgili en sık karşılaşılan psikiyatrik bozukluk olan maternal melankoli'dir. Tipik olarak doğun sonrası 3. veya 4. günde başlar ve genellikle 1 haftadan az sürer. Karşılaşılan semptomlar ağlama atakları, uykusuzluk, depresif duygud urumu, halsizlik, sinirlilik, baş ağrısı ve konfüzyondur. Bu durumu açıklayacak spesifik bir hormonal değişiklik gösterilememiştir. İkincisi, bebeğin verdiği yorgunluk ve aileye yeni bir bireyin katılmasının verdiği zorluklar sık görülen bir şikayet kaynağıdır.B u durum kendi kendine çözüme ulaşır.İlaç tedavisi gerekmez. Üçüncü,daha nadir ama ciddi bir durum olan “postpartum depresyon“dur. Daha önce postpartum depresyon geçirenlerde, gebelik sırasında depresyon veya anksiyete geçirenlerde daha sık görülür.
Depresyon Semptomları: Hasta günlerin çoğunda mutsuz olduğunun ifade eder yada çevresindekiler mutsuz göründüğünü söyler. Aktivitelere karşı ilgi azalması veya yapmaktan zevk almamak, belirgin kilo kaybı veya artışı, aşırı uyumak veya uyuyamamak, kendini değersiz, güçsüz, suçlu hissetmek, dikkatte azalma, intihar düşünceleri vardır. Hastanın intihar riski taşıdığı düşünülürse 24 saat gözlem altında tutulabileceği bir psikiyatri kliniğine yatırılmalıdır. Depresyon için kullanılan ilaçlardan Trisiklik antidepresanlar ve SSRI lar güvenle kullanılabilir. İlaca yanıt vermeyen hastalarda elektrokonvulzif terapi uygulanabilir. Doğum sonrası depresyonun en ciddi formu postpartum psikozdur. Çok nadirdir. Doğumların sadece %0,1-0,2 sinde görülür. Aniden başlayan delüzyonla kerekterizedir.Hasta deprese veya çok neşelidir. Tuhaf ,önceden yapmadığı davranışlar geliştirir. Halüsinasyonlar başlar, farkı duygulanımları bir arada gösterir. Bu aşamada hastanın tedavisi psikiyatri uzmanlarınca düzenlenmelidir.