Normal Adet

NORMAL ADET DÜZENİ:Adet kanamaları 9-16 yaşları arasında başlar. Genç kız 15 yaşına gelmesine rağmen hala adet kanamaları başlamadıysa bir hekime başvurup kontrolden geçmesi gerekir. İlk adet kanamasına menarş denir. Bir adetin başlangıcından diğer adetin başlangıcına kadar geçen süre (1 siklus) 21-35 gün arasında olmalıdır. Kanama süresinin 2-8 gün olması normaldir. Ortalama kan kaybı ise bir adet döneminde 35-40 ml civarındadır. Bu da genellikle günde 3-4 pet eder. Genellikle 80 ml’nin üzerindeki kanamalar fazla olarak değerlendirilir. Adet kanamalarının başladığı dönemlerde bu kanamalar her ay aynı şiddette olmayabilir. Kanama bir ay daha fazla, diğer ay çok daha az olabilir. Adet kanamasının ilk günü adet periyodunun da ilk günü dür. Buna son adet tarihi denir. Kadınların son adet tarihini akılda tutması bazı durumlarda önemli bilgi sağlar. Adetler üreme çağı boyunca gebelik ve emzirme dönemleri dışında her ay düzenli olarak olmakta ve menopozla birlikte sona ermektedir. Adet periyodunun yaklaşık 14. gününde beynin hipofiz bölgesinden salgılanan hormonlardan LH'nin miktarı, aniden artar. Takiben olgun follikülün zarı çatlayarak yumurta hücresi serbest kalır. Bu olaya yumurtlama (ovulasyon) adı verilmektedir. Adet peryodunun iki dönemi vardır.Yumurtlamadan önceki dönem folliküler dönem ( proliferatif dönem), yumurtlamadan sonraki dönem ise luteal dönem (sekretuar dönem ) olarak adlandırılır.
ADET KANI NEREDEN GELİR? NASIL OLUŞUR?: Adet (regl, mens) kanı rahim iç tabakasının her adet döngüsü sonunda dökülmesi sonucu oluşur. Bu tabakaya endometrium denir. Adet döngüsünün başlangıcında rahim iç tabakası östrojen hormonunun etkisi ile kalınlaşır buna proliferasyon fazı denir. Adetin orta döneminde yumurtlama (ovulasyon) olur. Adet döngüsünün ikinci safhasında progesteron hormonu etkisi ile sekretuar faz görülür. Daha sonra progesteron hormonunun azalması neticesinde rahim iç tabakası dökülür ve kanar. Yani adet kanaması rahim iç tabakasının parçalarından ve bir miktar da kandan oluşur. Bir kaç gün içerisinde rahim iç tabakası tekrar kalınlaşmaya başlar, bu arada dökülme ve kanama durur, adet kanaması biter. Her ay bu döngü bu şekilde sırayla devam eder. Adet kanı karın içerisinden veya yumurtlalıklardan gelmez. Sadece rahim içerisinden gelir.

ADET KANAMASI NORMALDE KAÇ GÜN SÜRER? NE KADAR OLUR?: Normalde adet süresi ve miktarı ne kadar olmalı? Adet (regl, mens) kanamasının 2-7 gün arasında sürmesi normal kabul edilir. sadece 1 gün kanama olup bitmesi az miktardadır ve sebebin araştırılması gerekir. 7 günden fazla süren kanamalar da uzun kabul edilir ve nedenin araştırılması gerekir. Miktarına gelince bunun ölçümü ve normal olup olmadığının değerlendirilmesi biraz daha zordur çünkü her kadının ped değiştirme sıklığı değişiktir. Ancak genel olarak günde 3-5 pedden fazla değiştirilmesi fazla kabul edilir. Tabii hasta 1-2 damla kanama olduğunda bile ped değiştiriyorsa ve bu şekilde günde 4-5 ped değiştirdiğini ifade ediyorsa bu fazla değildir normaldir. Günde sadece bir ped yeterli oluyorsa bu da normal kabul edilebilir önemli olan adetin en az 2 gün sürmesidir.
Adetin sıklığı ne kadar olmalıdır? Kaç günde bir adet olmalıdır? adetlerin başladığı tarihler arasında en az 21 gün en fazla 35 gün olması gerekir. Her kadının tam 28 veya 30 günde bir adet görmesi gerekmez, 21 - 35 gün arasındaki süreler normal kabul edilir. Burada dikkat edilmesi gereken bu süre sayılırken bir adetin ilk gününden diğer adetin ilk gününe kadar geçen sürenin sayılmasıdır. Adetler arasında temiz kalınan günlerin sayılması doğru değildir.
Ergenlik döneminde adet düzeni ve miktarı nasıl olmalıdır?: Adetlerin ilk başladığı ergenlik dönemi yıllarında adetler burada bahsedilen kurallara uyacak şekilde düzenli olmak zorunda değildir, 2-3 yıl sonra en geç adetleri kendi kendine tedavi verilmeden düzene girecektir. Bu nedenle yeni adet görmeye başlayan kızlarda adet düzensizliği (sık veya seyrek adet görme) normaldir ve genellikle aşırı kanama olmadığı sürece tedavi gerektirmez. Aşırı kanama oluyorsa sebebin araştırılması ve tedavisi şarttır. Kanama bir haftadan uzun sürüyorsa ve sürekli ped değiştirmeyi gerektirecek kadar çok oluyorsa veya hastada kansızlık geliştirmişse kanamanın çok olduğu kabul edilir.
İLK ADET GÖRME (MENARŞ): İlk adet (menarş, ilk menstrüasyon) görme olayı genellikle 9-16 yaşları arasında olmaktadır. Beslenme durumu iyi hafif topluca kızlarda menarş erken olmaktadır ayrıca ekvatora yakın bol güneş alan ülkelerde daha erken görülür. İlk adet kanamsından sonra 2-3 yıl adetler düzensiz seyredebilir daha sonra kendiliğinden düzene girer. Puberte (ergenlik) gelişim evrelerine göre ilk önce boy uzaması ve memede tomurcuklanma izlenir. Daha sonraki aşamada cinsel bölge ve koltuk altında tüylenme oluşur. Bunlardan sonra ilk adet gerçekleşir.
İlk adet 9 yaşından önce gerçekleşirse erken menarş olarak değerlendirilir. Altta yatan herhangi bir hormonal bozukluk olabilir. Bu nedenle doktor kontrolü gerekir. Erken menarşa hiçbir neden saptanamasa da boy kısalığına neden olabileceği için tedavisi gereklidir. Primer amenore (adet görmeme): 14 yaşına kadar boy uzaması, göğüslerde gelişme ve tüylenmede artış ve adet görme dahil hiçbir ergenlik belirtisinin olmaması halidir. Doktora başvurulması gereklidir. Eğer adet görme dışındaki göğüs gelişmesi, tüylenme gibi belirtiler varsa bu durumda adet için 16 yaşına kadar beklenebilir.

KIZLAR ADET GÖRMEYE KAÇ YAŞINDA BAŞLAR?: Adet (regl) kanaması kızlarda genellikle 9-12 yaşları arasında başlar. İlk adet görülmesine menarş denir. 9 yaşından önce adet görülmesi erkendir. Kızlarda 9 yaşından önce adet görmenin ve diğer ergenlik belirtilerinin başlamasının çeşitli nedenleri olabilir. Bazen hiçbir neden bulunamaz ve idiyopatik olarak adlandırılır. Beyin ve yumurtalıklarla ilgili hormon salgılayan bazı tümörler, dışarıdan alınan ilaçlar, böbrek üstü bezleri ile ilgili bazı hastalıklar ve tümörler küçük yaşta adet görmeye neden olabilir. Bazen 4-5 yaşlarındaki küçük çocuklarda adet kanaması olduğu görülür ve araştırıldığında çocuğun evde bulduğu doğum kontrol haplarını veya benzer hormon ilaçlarını içtiği farkedilir. Bu açıdan da ailelerin dikkatli olması gerekir. İlaç içilmesine bağlı adet kanamasının sakıncası yoktur ve kendiliğinden duracaktır, tekrar etmeyecektir. Ancak erken adet görmeye neden olan diğer sebepler önemlidir ve tedavisi gerekir. Erken yaşta adet görmeye başlayan kız çocuklarının kemik epifizleri erken kapanabilir ve bu nedenle boyları kısa kalabilir. Bunu önlemek için ve çocuğa psikolojik destek vermek için bazı tedaviler uygulanır.
Adetin en geç kaç yaşına kadar başlaması gerekir?: Kız çocuklarında ilk adet kanamasının en geç 14 yaşında başlaması gerekir. Adet kanaması dışında tüylenme ve göğüslerde büyüme gibi diğer ergenlik belirtileri başlamışsa adet kanaması için 16 yaşına kadar beklenebilir. Bu yaşlara kadar adet (regl) kanaması başlamamışsa vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekir. Bu yaşlara kadar hiç adet başlamamasına primer amenore denir.
Adetin başladığı ilk yıllarda (ergenlik döneminde) düzensiz olması normaldir, hatta 3-5 ayda bir adet görmeler gerçekleşebilir. Bu durumlarda genellikle adet düzenleyici tedavi vermek yerine beklemek tercih edilir çünkü hastanın yaşı büyüdükçe genellikle en geç 16-17 yaşına vardığında adetler düzene kendiliğinden girer.
Puberte (adet) başlama yaşını etkileyen faktörler: - Gelişmiş ülkelerde yaşayanlarda, - Kentsel yerleşim alanlarında yaşayanlarda, - Deniz seviyesinde, düşük rakımda yaşayanlarda, - Ekvatoa yakın bölgelerde yaşayanlarda, - Körlerde puberte daha erken yaşta başlar
- Kırsal bölgelerde yalayanlar, aşırı egzersiz yapanlar, ciddi beslenme bozukluğu olanlar, soğuk iklimlerde yaşayan kız çocukları daha geç yaşlarda adet görmeye başlarlar. Hafif kilolu kız çocukları daha erken yaşlarda adet görmeye başlar ancak ciddi obezite tam tersi etki gösterir.
PUBERTE PREKOKS (ERKEN YAŞTA ADET GÖRME):Puberte prekoks aslında erken yaşta adet görme anlamına gelmez, pubertenin yani ergenliğin erken yaşta başlaması manasına gelir. Puberte dönemi ergenlik dönemi (bluğ çağı) demektir. Adet görme ise bu dönemde kız çocuğunda görülen değişikliklerden sadece birisidir. Puberte dönemine kızlar ortalama 9-14 yaşları arasında girerler. Ergenlik dönemine kızlar erkeklerden ortalama 2 yıl daha önce girerler. Puberte döneminde öncelike göğüsler gelişir buna telarş denir. Meme gelişimi genellikle tek taraflı olarak başlar ve 6 ay sonra diğer taraf da gelişmeye başlar. Daha sonra koltuk altlarında ve cinsel bölgelerde tüylenme başlar buna pubarş denir. En son olarak da adet görme başlar bu ilk görülen adete menarş denir. Menarşın 9 yaşından önce başlamasına erken adet görme (erken menarş) denir. Bu dönemde oluşan bu fiziksel değişimlerden başka boy uzaması olur, vücut kadınsı şekil almaya başlar ve önemli psikolojik değişimler olur. Bu değişimlerin oluşması ve tamanlanması ortalama 5 yıl sürer.

PUBERTE PREKOKS (ADETLERİN ERKEN YAŞTA BAŞLAMASI):
Kız çocuklarında 9 yaşından önce pubertenin başlamasına puberte prekoks (erken puberte) denir. 16 yaşından sonra olmasına puberte tarda (gecikmiş puberte) denir. Puberte prekoks gerçek (santral-gonadotropin bağımlı) veya yalancı (periferal-gonadotropinden bağımsız) olabilir. Gerçek puberte prekoks beyindeki bir patolojiye bağlı hipotalamus hipofiz-gonad aksının erken çalışması sonucu salınan seks hormonlarına bağlı gelişir. Yalancı puberte prekoksta (psödopuberte prekoks) ise sorun beyinden değil diğer organlardaki bir patolojiden kaynaklanır, bu patolojiye bağlı fazla seks hormonu salgılanmaktadır.
Gerçek puberte prekoks nedenleri: - İdiopatik (sebebi bilinmeyen, konstitüstonel), - Beyin tümörleri (En sık hipotalamik neden hamartomdur), - Kafa travması, menenjit, ensefalit hidrosefali, araknoid kist gibi beyinle ilgilii patolojiler, - Langerhans hücreli histiyositoz (Hand Shüller Christian hastalığı)
Yalancı (periferik) puberte prekoks nedenleri: - Konjenital adrenal hiperplazi, - Over kistleri ve tümörleri (granüloza hücreli tümör, teka hücreli tümör), - Adrenal korteks tümörleri, - McCune Albiright sendromu, - Ektopik gonadotropin salgılayan tümörler, - Hormonal steroid içeren ilaç alımı
Puberte prekoksta bu değişimler erken yaşta başladığı için kemik epifizleri erken kapanır ve başta hızla uzayan çocuk daha sonra uzamanın erken durması nedeniyle kısa kalır. Puberte prekoksta tedavideki amaçlar çocuğun boy uzamasının erken durmasını engellemek ve psikososyal destek vermektir. Gerçek puberte prekoksta tedavide hormonal ilaçlarla (GnRH analoğu) beyindeki patolojiye bağlı fazla hormon salınımı durdurulur. Yalancı puberte prekoksta ise sebebe yönelik tedavi yapılır, örneğin bir tümör sebep olmuşsa bunun ameliyatla alınması gerekir.

HETEROSEKSÜEL PUBERTE: Puberte zamanında kız çocuğunda aşırı tüylenme gibi erkeksi özelliklerin gelişmesidir. Polikistik over sendromu heteroseksüel pubertenin en sık sebebidir. Konjenital adrenal hiperplazi heteroseksüel puberte "prekorksun" en sık sebebidir.
Heteroseksüel puberte nedenleri: - Polikistik over sendromu (PCOS), - Konjenital adrenal hiperplazi (non-klasik, geç başlangıçlı form), - Reifenstein sendromu, - 5-alfa-redüktaz enzim eksikliği, - Androjen salgılayan tümörler (Sertoli-leydig hücreli tümör), - Cushing sendromu.
ADET GÖREMEME (AMENORE): Amenore'yi ikiye ayırmak gerekir: 14 yaşına gelmiş ve meme gelişimi veya pubik tüylenme gibi sekonder seks karekterleri gelişmemiş bir genç kızın henüz adetlerinin başlamaması primer amenore olarak adlandırılır. Eğer meme gelişimi ve pubik tüylenme başlamışsa primer amenore diyebilmek için beklenmesi gereken yaş sınırı 16'dır. Daha önce adet görmüş bir kadının 3 ay süreyle adetlerinin kesilmesine sekonder amenore denir. Düzenli adet gören bir kadında hipotalamus, hipofiz, over ve uterus tamamen normal çalışmaktadır. Beyinde bulunan hipotalamus ve hipofiz FSH ve LH hormonları ile overleri (yumurtalıkları) uyarır. Uyarılan yumurtalıklar östrojen ve progesteron hormonu salgılar. Östrojen ve progesteron hormonu da uterus (rahim) iç tabakasını yani endometriyumu uyararak adet kanamalarının gelişmesini sağlar. Bu organlar arasındaki ardışık mekanizma normal ve her ay düzenli bir adet kanaması için gereklidir. Bu mekanizma herhangi bir aşamada bozulduğunda adet görememe ya da adet düzensizliği oluşur. Adet kanaması olabilmesi için bu mekanizmalar dışında kanın akış yolunda (rahim ağzında, vajinada, kızlık zarında) herhangi bir nedenle tıkanıklık olmaması gerekir.
Primer amenore nedenleri:
- Yapısal (konstitüsyonel) gecikme
- Turner sendromu (Gonadal disgeneziler): Fizyolojik dışında en sık nedendir.
- Hipotalamus ve hipofize ait patolojiler, tümörler
- İmperfore hymen (Kızlık zarında açıklık olmaması)
- Galaktozemi
- Transvers vajinal septum (Vajinada perde olması
- Vajina, serviks (rahim ağzı) veya rahmin doğuştan gelişmemiş olması (RKM-
(Mayer-Rokitansky-Kuster-Hauser sendromu, Müllerien agenezis)
- Testiküler feminizasyon (XY kromozomlu dişi dış görüntüsünde birey adet görememe şikayetiyle başvurur.)
- Langerhans hücreli histiyositoz (Hand Shüller Christian hastalığı)
- Radyoterapi (beyine)
- Kemoterapatik ilaçlar
- Ciddi beslenme bozukluğu, anoreksia
- Primer hipotiroidizö
- Cushing sendromu
- Kalmann sendromu
- Testiküler feminizasyon
Sekonder amenore nedenleri:
- Gebelik (en sık nedendir)
- Emzirme
- Menopoz
- Doğum kontrol hapı alımı sonrası amenore
- Stres, depresyon
- Aşırı zayıflık, iyi beslenememe, anoreksia
- Hipofiz hastalığı: Hipofizin ablasyonu, Sheehan sendromu,
- Prolaktinoma (hiperprolaktinemi, süt hormonunun aşırı üretilmesi)
- Kontrol edilmemiş endokrinopatiler: Diyabet, hipotiroidizm ve hipertiroidizm
- Polikistik over hastalığı
- Kemoterapi
- Radyoterapi
- Rahim içi yapışıklık gelişmesi (Asherman sendromu)
- İlaç tedavisi: Sistemik steroidler, danazol, GnRh Analogları
- Prematür ovaryen yetmezlik, erken menopoz
- Sarkoidoz
- Hiperandrojenemi (Testesteron benzeri erkeklik hormonlarının artması)
- Prolaktinoma
Amenorenin Teşhisi: Teşhis için FSH, LH, prolaktin, duruma göre troid hormonları, ultrasonografi sık kullanılan yöntemlerdir. Beyin içerisinde bir patolojiden şüphelenilmişse CT veya MR incelemeleri gerkebilir. Bazen HSG (histerosalpingografi), SİS (salin infüzyon sonografi) ya da histeroskopi ile rahim içerisinin gözlenmesi gerekebilir.
Amenorenin tedavisi: Sekonder amenorenin en sık nedeni gebeliktir o yüzden böyle bir durumda öncelikle gebelik araştırılmalıdır. Gebelik yoksa tedavi sebebe yönelik düzenlenir. Eğer sebebi iyi beslenememe, aşırı zayıflık, stres, depresyon, aşırı egzersiz gibi nedenlerse öncelikle bu durumlar düzeltilmelidir. Eğer rahim (uterus), rahim ağzı (serviks) yada vajen gibi organlarla ilgili bir anatomik bozukluk varsa tedavi bunu düzeltmeye yönelik ameliyat olacaktır.
Eğer beyindeki hipofiz bezinde aşırı prolaktin hormonu (süt hormonu) üretimine neden olan bir tümör varsa tedavi tümörün boyutuna göre ilaç tedavisi (bromokriptin, kabergolin, domain agonistleri ilaçlar) veya ameliyat şeklinde olacaktır. Küçük prolaktinomalar yani mikroadenomlar ameliyat gerektirmeden genellikle ilaç tedavisi ile küçülürler ve prolaktin hormon düzeyleri azalır, adetler normale döner. Yumurtlama bozukluğu (anovulasyon, polikistik over sendromu) gibi durumlarda östrojen ve progesteron hormonu içeren ilaçlar, doğum kontrol hapları tedavide kullanılır.

VAJİNAL TAMPONLAR: TAMPON KULLANIMI: Vajinal tamponlar silindir şeklinde pamuktan yapılan ve adet kanını emmesi için vajina içerisine yerleştirilen ürünlerdir. Hijyenik pedlerden farklı olarak dışarıdan belli olmazlar çünkü tamamen vajina içerisine yerleştirilir. Sadece adet kanması için kullanılırlar, kötü kokulu akıntıyı emsin diye kullanılmamalıdır. Tampon kullnırken adet kanı dışarıya akmadığı için adet kanına bağlı koku oluşmaz. Ayakta veya oturur pozisyonda vajinaya yerleştirilebilir, çıkarırken de ipinden çekilerek çıkarılır. Uygulaması kolaydır ancak ilk seferler de biraz zorluk olabilir. Özellikle spor yapanlar veya yüzenler, adet zamanı denize girmek isteyenler tercih ederler. Tampon spor yaparken veya yüzerken kendiliğinden düşmez. İçeride tampon olması kadının idrar yapmasını engellemez. Tamponların küçük, orta, büyük boyları vardır; adet kanamasının yoğunluğuna göre uygun boy uygulanmalıdır.
Bakire bayanlar tampon kullanabilir mi?: Bakireler için üretilmiş tamponlar vardır ancak bunların kullanımı sırasında kızlık zarının zarar görme ihtimalinden dolayı kullanılması pek önerilmez. Ped kullanılması uygundur.
Toksik Şok Sendromu: Tampon kullanırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta 6-8 saatten fazla kullanmamaktır, bu süre dolmadan değiştirmek gerekir. Aksi taktirde enfeksiyon riski artar. Toksik şok sendromu denen enfeksiyon uzun süreli tampon kullanımı ile ilgili ciddi bir enfeksiyondur. Bu nedenle hijyenik pedler her zaman tamponlardan daha çok önerilir, tamponların sadece zorunlu durumlarda kullanılması daha uygundur. Uyku uzun sürebileceği için gece tampon kullanılması önerilmez. Toksik şok sendromu vajinadaki enfeksiyonun bütün vücudu etkileyecek şekilde sistematik ciddi etkiler oluşturması ile karakterizedir. Ateş, bulantı, kusma, halsizlik, baş dönemsi gibi şikayetler olur.